EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Özgür Demir

Özgür Demir

Yeni çalışmanız “Seni Gördüm” SRS Müzik etiketi ile yayınlandı. Bu sizin ikinci solo albümünüz; müzikte ilk yolculuğunuz Kutup Yıldızı grubunu kurmanızla başladı ve beraber “Onurumuz” isimli yayınladığınız albümle devam etti. Müziğin en hareketli yıllarıydı, 90’lardı. Kutup Yıldızı neler yaptı, nasıl bir yolculuğu oldu?

1989, işçilerin bahar eylemleri ve öğrencilerin demokratik mücadele eylemleriyle, 12 Eylül askeri darbesinin ölü toprağını üzerlerinden atmaya çalıştığı bir dönemdi. Bu kalkışmaya müzikle de destek verme duyarlılığında olduğum bir dönemdi. Kutup Yıldızı’yla üniversitelerde ve işçi eylemlerinde birçok konserimiz oldu. Politik mücadelenin içindeydik. Bu duyarlılığımızı müzikal bir albüme dönüştürmemiz 1993 yılını buldu ama geçen dönem benim kişisel özgürlüğümü kazandığım çok özel bir dönem oldu. Aynı zamanda gitarla tanıştığım, bütünlüklü sözler ve besteler yaptığım bir ilk okul.

Özgür Demir
Bir yandan şarkılar biriktirdiniz ve uzun bir aradan sonra ilk albümünüz “İzler”i yayınladınız. Akustik bir albümdü “İzler”, bir Adnan Yücel şiiri hariç tüm sözler, besteler sizindi ama grup çizgisini hep korudunuz, taşıdınız bu albümde, öne çıkmak gibi bir kaygınız yoktu sanki. “İzler”in sürecini konuşabilir miyiz biraz, size ve dinleyicilerinize kattığı heyecanı?

İzler’de 1993 – 2003 arasını temize çektim diyebilirim. 15 şarkı vardır içinde. Bu dönemde yaptığım besteler daha içe dönük, kişisel ve romantik parçalardı. Kendi şarkılarımı okuma tavrı bir ukalalık gibi değil de bir ortalığı fazla işgal etmemek olarak algılansın isterim. Benim için çıkan müziğin iyi olması önemli. Grup geleneğinden geldiğim için albümün mutfağında da Uğur ve Hüseyin’le bir ekip gibi davrandık. Şarkı okumaya başladığım bir albümdür aynı zamanda “İzler”. Uğur beni Filiz’le mikrofonun önüne itene kadar şarkı söylemiyordum. Kutup Yıldızı’nda da hiç şarkı söylememiştim :)

İnsanlar kendilerinden, doğal ve samimi şarkılar buldular karşılarında. Benim de hiç beklemediğim bir ilgiyle karşılandı “İzler”. Çok özel bir dinleyici kitlesi oluşturdu. Yeni bir şey keşfetmenin hazzını yaşadı insanlar zira pek bir tanıtımı yoktu albümün. Ekşi sözlükte bir dinleyici “Türkiye’nin en underrate albümü” diye yazmıştı. Çok kaliteli geri dönüşler aldım. Hem şarkı söyleme hem de bestecilik açısından beni cesaretlendiren bir albüm oldu “İzler”.

Albümün adı “İzler”; sizin bu isimde bir şarkınızın olduğunu öğreniyorum ama şarkı albümde yer almıyor, derken ikinci albümde de yer almıyor, peki neden buluşamıyoruz bu şarkı ile biz?

Evet, o şarkım albüme adını verdi ama ilk albümde yer veremedim, ikinci albüme koymayı düşündüm. İkinci albüm çalışmaları sırasında 10 şarkılık bir listemiz vardı ama “İzler” şarkısının düzenlemeleri yine içimize sinmedi ve 9 şarkıda karar kıldık. Çok önemsediğim bir şarkı, beni bırakmıyor, ama içime sinen bir düzenleme yapamadığım için de bir türlü albümlere koyamıyorum. Benim en demli şarkım olarak üçüncü albümde mutlaka “İzler” olsun istiyorum. Dinleyiciler için de güzel bir sürpriz olacak.

Özgür Demir
Bu albümden önce şarkılarınızın demoları internet üzerinde dolaşıyormuş ki albüm çıktığınızda birçok insan şarkıları biliyormuş, bir dinleyiciniz bu duruma vesile olmuş ve ortaya enteresan da bir anı çıkmış, ben öğrendim ama sizden bir kere daha dinleyip paylaşalım istiyorum bu hikayeyi.

2003 yılında bir demo yapmıştık. Bir günde bitirmiştik kayıtları. Beşiktaş’ta muazzam kar yağan bir gündü. Tamburu kaya kaya getirmiştik stüdyoya Hüseyin’le. Bir kebapçının üstündeki küçük bir “stüdyo”da. Elden ele yayıldı bu demo. Daha sonra tesadüfen tanıştığım bir arkadaş bana şarkıları dinlemekten CD’yi bozduğunu, dinlerken şarkıların hepsine birer isim verdiğini söyledi. Hemen oracıkta sordum isimleri. İsimsiz şarkılara isimlerini dinleyiciler koyuyordu. 2010’da albüm çıktığında büyük oranda bu şarkı isimleri korundu albümde.

Şimdi yepyeni şarkılarla, sizinle yeniden buluştuk. “Seni Gördüm” basın bülteninde “sadeliğin korunduğu, ince bir işçiliğin kendini gösterdiği bir albüm” olarak tanımlanıyor. Nasıl bir ruh hali içinde doğuyor bu şarkılar, nasıl bir titizlikle yaklaşıyorsunuz müziğe; hangi müzik duruşuna yakın diyebiliriz bu çalışma için?

Yolumun üzerindeki hikayeleri topluyorum ve çoğunlukla onları demlenmeye bırakıyorum. Seçtiğim şarkılar bir kaç küçük değişiklikle düzenlemeye giriyor sonra. Her şarkımda ayrı bir keşif yapmaya, kendimi tekrar etmemeye çalışıyorum. Şiir yazıyorum ama “kendimden çalmak için”. Güfteye dönüşüyorlar sonra. Bu albümde kafamdakileri daha iyi ortaya koymak için düzenlemelere de müdahil oldum. Kendime küçük bir stüdyo kurdum ve davul ve bas dışında burada yaptım kayıtlarımı. Rahat rahat çalıştık. Ben bu arada bir müzik programını kullanmayı, kayıt ve edit yapmak gibi temel stüdyo bilgilerini öğrendim. Her albüm bir duygu iklimini geride bırakıyor benim için. Zaten bunun için albüm yapar bence müzisyen. Kendimi daha çok bir hikaye anlatıcısı gibi görüyorum. Hikayeler bitmiyorsa müzik de bitmiyor benim için.

Özgür Demir
Bu albümde de bir ortak söz hariç tüm sözler, müzikler sizin? Peki ekipte bu kez kimler var, nasıl bir birliktelikte, nasıl bir stüdyo sürecinde bize ulaştı bu şarkılar?

Müzik yönetmenliğimizi Uğur Yılgın yaptı. Düzenlemeleri de Uğur Yılgın ve Hüseyin Sarısaltıkoğlu’nun katkılarıyla yaptık. Hüseyin Sarısaltıkoğlu gitarlarımızı çaldı aynı zamanda. Tuncay Korkmaz hep bizden biri gibi davrandı ve mızıkasını öyle üfledi. Çello Özer Arkun, klarnet Göksun Çavdar, elektro gitar Levent Özer, akerdeon Ortaç Aydınoğlu, davul Cem Sait Arslantunalı, bas Argun Erişçi, perküsyon Türker Çolak tarafından çalındı ki hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum işin ruhunu anladıkları için. Gezi döneminde başlamıştık kayıtlara, bu yüzden biraz biber gazı kokuyor albüm.

Albümden ilk klip “Bilmemişim” isimli şarkınıza geldi ki “varacağım yerde değilmiş hikayeler, yolumun üzerindelermiş” diyorsunuz sözlerinde, daha nice şarkınızda öyle şiir yansımalar var ki hakikaten heyecan verici. Bu albümden, bu şarkıdan, yayınlanan bu ilk klipten nasıl dönüşler oldu size, dinleyicileriniz nasıl karşıladı?

Kapak tasarımımızı Cenk Erdoğan yaptı. Suluboya konsepti kullandık ve bunu devam ettirmek istedik klipte de. Klibimiz Cem Erdoğan tarafından çekildi. Klipte de farklı bir şey yapmaktı hedefimiz ve görüyorum ki bu hedefe ulaştık. Suluboya animasyon teknikleri kullandığımız klibimiz kısa süre içinde büyük bir ilgi gördü ve müziğin özüne çok yakışan özgün bir klip oldu.

Şiire gelince; şarkı sözlerimin şiire yakın olduğunu biliyorum ama sadece yakın. Ben güfte yazıyorum ve müzikle beraber düşünüyorum. Müzikle sözü aynı yastığa koyuyorum her zaman. Aralarında bazen bir zıtlık, bazen aşırı kaynaşma, bazen de tedirginlik verici bir denge kuruluyor. Bazen söz bazen müzik konuşuyor. Bazen de birbirlerini ezmeden beraber konuşuyorlar.

Özgür Demir
Sevgili Naim Dilmener bu albüm için “ruhen Bülent Ortaçgil’in izinden giden bir ozan – müzisyenin, inceliklerle dolu ikinci albümü” tanımını yaptı sosyal medya sayfalarında. Peki buradan yola çıkarak dünden bugüne kimleri dinlediğinizi, kimlerin sizin için müzisyen olarak ayrı bir yerde durduğunu öğrenebilir miyiz?

Sevgili Naim Dilmener’e bu değerlendirmesi için teşekkür ederim. Ozan müzisyen değerlendirmesi ve böyle görünür olmak benim için onurdur.

Dedem zakirdi. Cem törenlerinde sazıyla deyişler çalar, hitabetiyle de herkesi kendisine hayran bırakırdı. Ezbere okuduğu o uzun deyişler, çocukluk yıllarımda bana hayret verici gelirdi. Gözlerini kapatarak söylediği o deyişleri söyleme hali- o aşk hali-beni çok etkilerdi. Şimdi gözlerimi kapatırım hep bu öykünmeyle.

Toprağı bol olsun., adı Kasım Polat’tı. Müzikle ilk ilşkim de onun duvara asılı bağlamasını süzmemle başladı. Gayrettepe’de kapıcılık yaptığı yıllardı. Yaz tatillerinde dedemin yanına gelirdik Sivas’tan. Bağlamayı duvardan indirir kendimce bir şeyler çalmaya çalışırdım. Kendisi Hulusi Kentmen kıvamında bir adam olduğu için bu işi de korkudan gizli gizli yapardım. Beni ilk yakaladığında “çal bakalım” dedi sert bir şekilde. Ben de o zamanların meşhur türküsü “ Değirmen Üstü Çiçek” türküsünü nerdeyse çaldım. Enseme şöyle sevecen bir tokat savurup aferin dedi.

Annemin yatağımın başucunda örgü örerken mırıldandiği türkülerle dolu halen kulağım. Lise yıllarımda Çağdaş Türkü, Grup Yorum, Ahmet Kaya, Dire Straits karmam vardı. Üniversite yılları Ezginin Günlüğü, Bülent Ortaçgil, Fikret Kızılok ve Mark Knopfler doluydu. Leonard Cohen, Eleni Karaindrou, Antonio Carlos Jobim ve nice büyük keşifler yaptım sonra. Halen keşfediyorum.

Özgür Demir
Önümüzdeki günlerde albümün konserleri başlayacak ve iki albümünüzdeki şarkılarla canlı canlı buluşmanın heyecanını yaşayacağız. Elbette birçok kere sahne aldınız, konserler verdiniz? Sahnenin keyfi nasıl üzerinizde, dinleyiciler ile yeniden buluşacak olmanın rengi nasıl?

Stüdyoda kurguladığınız şey sahnede gerçeğe dönüşür. Sahne her zaman bir şarkının yeniden üretilmesi ortamı yaratır ve dinleyicinin de bunda katkısı çoktur. Rengi kırmızı benim için. Heyecan verici ve samimi. Umarım bol bol konser yaparız.

Müzisyen kimliğinizin yanında aynı zamanda mali müşavirsiniz; son soruda müzisyenliğin dışında tanıyalım istiyorum sizi, hayatınızın diğer uğraşlarını, keyiflerini, heyecanlarını, renklerini, ötesinde hayat nasıl devam ediyor, hangi izlerle?

Müzik benim bakir alanım ve ticareti hiç bulaştırmıyorum müziğime. Rakamlarla bu kadar uğraşan bir insanın müzikle bu durumu seyrelttiğini düşünebilirsiniz. Belki bu kontrast durum bir avantaja dönüştü bilmiyorum. Müziğe ticari kaygı bulaştırmamanın lüksünü de yaratıyor Mali Müşavirlik benim için.

Şiir ve edebiyat altımda serilmiş bir halı gibi. Serbest zamanımın çoğunu müziğe ayırıyorum. Genelde iki ayak bir papuçta durumu var ama başka türlü de bir şey yapılmıyor.

Özgür Demir

Özgür Demir
Seni Gördüm / SRS Müzik

 

 

 

Yeni çalışmanız “Seni Gördüm” SRS Müzik etiketi ile yayınlandı. Bu sizin ikinci solo albümünüz; müzikte ilk yolculuğunuz Kutup Yıldızı grubunu kurmanızla başladı ve beraber “Onurumuz” isimli yayınladığınız albümle devam etti. Müziğin en hareketli yıllarıydı, 90’lardı. Kutup Yıldızı neler yaptı, nasıl bir yolculuğu oldu? 1989, işçilerin bahar eylemleri ve öğrencilerin demokratik mücadele eylemleriyle, 12 Eylül askeri darbesinin ölü toprağını üzerlerinden atmaya çalıştığı bir dönemdi. Bu kalkışmaya müzikle de destek verme duyarlılığında olduğum bir dönemdi. Kutup Yıldızı’yla üniversitelerde ve işçi eylemlerinde birçok konserimiz oldu. Politik mücadelenin içindeydik. Bu duyarlılığımızı müzikal bir albüme dönüştürmemiz 1993 yılını buldu ama geçen dönem benim kişisel özgürlüğümü…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 2.25 ( 7 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*