EDİTÖRDEN
Anasayfa / 90 Derece / Rüya Ersavcı

Rüya Ersavcı

Müzik bizi o kadar birleştiriyor ki hiç yan yana gelmeseniz de, karşılaşmasanız da kaç yıllık dost havası estiriyor uzaktan buluşmalarda bile. Sevgili Rüya Ersavcı’nın yeni şarkısı yayınlanınca çok mutlu oldum keza ilk aldığım albümlerden birisiydi “Hep Sıfır” ki yıl 1989 ki 14 yaşımdı, tüm harçlığımın adresi kasetlerdi. O dönemler tek kanallıyız ki ekranlarda müzik yarışmalarında, eğlence programlarında çok karşılaştığımız isimlerdendi kendisi. Asıl büyük çıkışını o meşhur “Baba” ile yapsa da hani öncesini bilenlerdeniz.

90’lar biliyorsunuz çok hareketli, çok bereketli ama yine de her albüm kıymetli ve evimize, odamıza misafir edilen. Ersavcı’da o sürece iki albüm ekliyor ki “İzle Beni” olsun “Akşam Delisi” olsun içinde hit şarkılar, değerli müzisyenler ve sımsıcak şarkılarla bizi yalnız bırakmıyor. Yine o dönemde ekranların popüler yarışması “Saklambaç” ile de ayrıca popüler olan müzisyen sonra bir anda müzik dünyasına ara veriyor ve bir süre kendisinden haber alamıyoruz.

Peki o süreçte neler oluyor ve daha sonrası yeni şarkılarına nasıl yol alıyor, özellikle yeni şarkılarında nasıl bir süreç izliyor ve önümüzdeki günlerde adına bizi neler bekliyor. Rüya Ersavcı yıllara nasıl meydan okuyor ve o yılları nasıl anımsıyor? Elbette hepsinin ve daha fazlasının cevabını bu söyleşide okuyacaksınız.

Günümüz çok değerli müzisyenlerle buluşturuyor bizi ki hepsini tanımak, sayfalarımızda haberlerini paylaşmak elbette çok kıymetli, çok heyecanlı. Ama itiraf etmem gerekirse içinde 90’lar olan her şarkı, her proje, her isim benim için çok daha fazla bir mutluluk, hele ki bu bir söyleşi olursa düşünün aldığım hazzı. Teşekkür ederim sevgili Rüya. En yakın zamanda sohbetimize devam edelim diliyorum ve yeni şarkılarını da paylaşmayı iple çekiyorum.

Kadri Karahan

 

 

Yeni şarkınız “Kim Tutar” vesilesi ile yolumuz kesişse de eskilerden bir dinleyiciniz olarak yıllar sonra bu buluşmanın o günlerden bugüne soruları olacak :) 
Öncelikle 80’li yıllar ki sizi Kuşadası Altın Güvercin’den tutun da Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye elemelerine birçok yarışmada dinliyoruz, TRT’nin birçok programında karşımıza çıkıyorsunuz. Şartlar belki bugünkü gibi değil ama o yıllarda bunu nasıl başarıyorsunuz, her şey aslında nerede başlıyor, ilk adımları dinlemek istiyorum müzik yolculuğunuzda?

İlk olarak lise yıllarımda ses yarışmasında okulumu temsil edip derece aldıktan sonra Ali Kocatepe, Mehmet Teoman, Ertuğrul Çayıroğlu gibi değerli müzisyenlerden teklifler almaya başladım. Daha sonra konservatuarı kazandım ve Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda eğitim almaya başladım. Artık tamamen müziğin içinde hiç kopmayacak bir şekilde olmaya başlamıştım. 

İlk olarak 1986 yılında “Kal Biraz” isimli şarkımı yaptım. Takibinde Mehmet Teoman ile sahne programları gerçekleştirdim. Bu süreci TRT yayınları izledi ki sağ olsunlar çok sevdiler beni, biliyorsunuz tek kanaldı ve çıkmak kolay değildi ama çıktıktan sonra da herkese ulaşma şansınız olduğu için avantajlı bir hal alıyordu durum. Dediğiniz gibi sonrası Kuşadası ve ardı ardına beş yıl boyunca Eurovision seçmelerinde yer aldım. O süredi 89 sonu 90’lar başı gibi “Hep Sıfır” isimli ilk albümüm izledi ve bildiğiniz gibi devamı da gecikmedi. 

 

 

ve bir anda 90’larda Türkçe pop patladı, özel radyolar ve TV’lerin de hayatımıza katılması ile daha çok dinleyici yakaladığınız ve bugün bile hala yerini efsane bir şekilde koruyan “Baba” isimli şarkınızın da olduğu “İzle Beni” ile sürece dahil oldunuz. O dönem hem bu şarkının hem de albümün getirdiği sesi çok iyi anımsıyorum, nasıl bir yolculuğun içindeydiniz, neler değişiyordu hem siz de hem de müzik dünyasında?

Evet özellikle “İstemiyorum Baba” ile yola devam ettiğim süreçte müzik dünyası çok aktif bir hal almıştı. Çekişmeli bir dönemdi, birçok isim, albüm, şarkı, klip, oldukça hareketli zamanlardı. Elbette çok rekabetin olduğu zamanlardı ve içinde yer almak da kolay bir durum değildi ama güzel işler her zaman yerini buluyor ki ben de bu şarkımın çok özel bir iş olduğuna inanıyordum. Tüm kayıtları İngiltere’de gerçekleştirmiş yabancı müzisyenlerle ve vokallerle çalışmış ve o dönemin üstünde bir sound yakalamıştık ki bu çok önemliydi. Klip de ayrı önem taşıyordu ki özel sektörün çektiği ilk klip diyebilirim hatta. İlk klip olmasa bile ikinci klip diyebilirim ki İmaj Reklam çekmişti ve bana göre efsaneydi diyebilirim. Dolayısı ile devam ediyor olmak benim için güzel bir duyguydu, mutluluktu. 

 

 

90’lar albüm yolculuğunuz “Akşam Delisi” ile tamamlandığında 95 yılındaydık. Bu sürece kadar yolculuğunuzda çok önemli isimlerle çalıştınız ki Onno Tunç, Melih Kibar, Aysel Gürel, Sezen Aksu, Ümit Kuzer, Cem Bezeyiş ilk aklıma gelenler, ne kadar şanslıydınız ve nasıl buluşmalar oldu kendileri ile? 

“Akşam Delisi” çok özel bir albümdü, çok değerli isimlerle çalışma şansını bulmuştum. Melih Kibar mesela çok değerli bir dostumdu, müzik eksperimdi diyebilirim. Onun hemen hemen tüm kayıtlarına katılırdım, bestelerini hatta ilk dinlemem için bana yollardı, çok değerli biriydi benim için. 

Bir gün evde otururken telefonum çaldı, “Rüyacığım merhaba ben Sezen” dedi elbette çok karakteristik bir ses, hemen tanıdım ama o anki heyecanımı hiç unutamam. “Onno’nun bir şarkısını almışsın, gel de bir konuşalım” dedi ve hemen onda aldım soluğu. Şarkının sözleri o gün yazıldı. Kendi şarkılarıma yeni sözler yazdı ve daha güzel hale getirdi. Yine rahmetli Aysel Gürel ile de benzer bir durum oldu, evine gittim ve bir gün içerisinde yazdı sözlerini. Çok özel bir kadındı. Doğan Canku ile zira öyle bana bir şarkısını hediye etmişti. Hala çalıştığım, tüm kayıtlarımı kendisi ile yaptığım Ümit Kuzer tüm albümün düzenlemelerini gerçekleştirmişti. Başka atladığım isim var mı bilmiyorum ama çok özel bir albümdü, çok şanslıydım. 

 

 

Beraberinde konserler de hız kazanmıştı, sizi her yerde görmeye, dinlemeye o kadar çok alışmıştık ki bir anda kayboldunuz, yakın zamana kadar da sizinle buluşamadık; neler yaşadınız bu geçen zamanda ve 2000’lere geldiğimizde neler değişmişti hayatınızda, belki içindeydiniz hep ama dışarıdan olan biteni ne kadar takip edebildiniz?

İki albüm, konserler derken 97 yılında bir kızım oldu ve hayatıma çok anlam kattı, tüm göstergelerim bir anda anneliğe döndü ve kızımı en iyi şekilde büyütmek ve yetiştirmek için tamamen oraya odaklandım, sahnelere ara vermek zorunda kaldım bunun için. Yeni bir albüm de hazırlamam gerekiyordu ama ilk iki üç yıl geçince artık yeni bir sürece girilmişti ve dijital müzik devri başlamıştı, albüm devri bitmişti. Aslında bir yandan tüm bu aşamaları bir anda yaşıyor olmak benim için gerçekten önemliydi. Eskiden mesela albüm imzalamak, sohbetler etmek yerini selfie çektirmelere bırakmıştı, müzikteki bu değişmeler de normaldi. Ben biraz meraklıyımdır da o yüzden bu dijital platformlardan sonuna kadar faydalanmaya çalışıyorum, getirdiği avantajları da görebiliyorum. Eksiği yok mu var, duygu – ruh mesela, o bizim dönemde çok daha farklıydı, daha sade ve samimiydi. Ama işte uyum sağlamak zorundaydık, sağlıyoruz da.

 

 

“Adı Aşk Ya”, “Rüyalarda”, “İki Kelime”, “Peri Masalı” ve “Kim Tutar” yani son dönem çalışmalarınız? Yepyeni bir zamandaydık, single şeklinde yayınladınız ve yıllar sonra yeniden stüdyoya girmek ve hatta beraberinde sahne de almak nasıl bir duygu oldu sizin için, nasıl bir kavuşma / buluşma oldu dinleyicinizle?

Single’larımı çıkarmaya başladığımda aslında stüdyolarda sorun yaşamadım ama evet sahne biraz farklıydı. 2019 yılında Hakan Eren projesi 90’lar sahnesine çıktım uzun zaman sonra, aslında uyum sağlamakta zorlanmadım hatta ben de şöyle duygular oluştu. Acayip şekilde kendimi iyi hissettim, doğru yerde olduğuu düşündüm; ortam, seyirci çok güzeldi, hep birlikte şarkılar söylerken sahneleri ne kadar özlediğimi, ne kadar orada olmaya ihtiyacım olduğunu fark ettim, çıkmasam da olur gibi düşünürken bir anda kendime bir söz verdim ve artık daha sık bunu tekrarlayacaktım. “Kim Tutar” ile yeni bir süreci başlattım ve bu hız kesmeden devam edecek, hedeflerim böyle. 

 

 

“Kim Tutar” çok hızlı gidiyor ki çok sevdi dinleyiciniz; üstelik harika da bir klibi var ki hem şarkının hikayesini, ortaya çıkış sürecini hem de klip sürecini sizden dinlesek ne kadar güzel olur? Devamında neler olacak peki, bu yıl içinde karşılaşmaya devam etmeyi diliyorum yine sizinle ve güzel sesinizle, şarkılarınızla?

“Kim Tutar” sözü ve müziği bana ait bir çalışma, bir önceki “Peri Masalı” da öyleydi, daha çok kadınlara hitap ederek onların daha dik bir şekilde durmalarını dilemek, kendi duygularını içtenlikle dile getirebilmelerini istemekti amacım biraz da. “Gidiyorum bavulumu aldı düşme peşime” demiştim “Peri Masalı”nda; şimdi de aynı şeyi söylüyorum aslında “canım çekiyor kim tutar beni” diyerek ve bu söylemime de devam etmek istiyorum.  

Klibe gelince çok değerli bir ekibim oldu benim sevgili Erbay Aras ve Seval Demir ile çok güzel bir uyum sağladık. Zekeriyaköy’de çekmiştik “Peri Masalı”nı bu şarkıya da orada başladık ve sonra Çatalca’da flamingo köy diye bir yer keşfettik ve onlarda sağ olsun izin verdiler ve çok keyifli bir yerdi. Oradaki flamingolar benim için şöyle önemliydi. Bildiğiniz gibi nesli tükenmekte onların ama hala yaşamak adına dimdik ayakta duruyorlar. Kadınların da ben böyle olmasını istiyorum.

 

 

Yıllar geçiyor, her şey değişiyor ama siz bildiğimiz, o ilk karşılaştığımız yerdesiniz, yani size hiç işlememiş gibi zaman ki hayatınızı neler güzelleştiriyor, neler sizi mutlu ediyor müziğin dışında, hayatınızın diğer renkleri neler oluyor ki biraz tüyo alabilir belki takipçileriniz böylelikle?

Gerçekten yıllar geçiyor ben değişmiyorum :) Tip olarak şöyle diyeyim ben kilo alan birisi hiç olmadım, genelde sabitledim hep kilomu. Bir tek “Baba” klibimde kestirmiştim saçlarımı, ötesinde hep aynı kaldı. Ama en önemlisi elbette içinizde beslediğiniz enerji, duygularınız ki bunlar sizi ayakta tutuyor. Ben bir de doğanın içinde yaşayan biriyim, elbette havası, çiçekler, hayvanlar ile birlikte olmak beni çok mutlu ediyor, bana büyük bir yaşam kaynağı oluyor. İnsanı, kendimi, hayatı seviyorum. Bir de spor yapmak var elbette, onu da hiç eksik tutmadım, yürümeyi hiç bırakmadım, pilates de yapıyorum, bunlar diyebilirim. 

 

 

Bir de unutulmayan bir TV programı var ki itiraf edeyim benim de o zaman yarışmaya davet edilmişliğim ama sonrası kabul etmeyişim var ama kesinlikle “Saklambaç” çok keyifli bir programdı ve Nurseli İdiz ile çok sevmiştik ama sizinle devam etti ve kendisini hiç aratmadınız. Nasıl bir anı oldu sizin için o program?

“Baba” albümümün başarısıdır aslında orada olmam. Albümün başarısı yapımcıların dikkatini çekince benimle görüşmek istedikleri bilgisini aldım ve sonucunda da anlaştık ve ben 100 – 150 bölüm kadar çekimde yer aldım. Kimi bölümler Çeşme’de kimi bölümler İstanbul’da çekildi. Gösterişli bir yarışmaydı, çok eğlenceliydi ve hayatıma büyük bir renk kattı. Herkesin de keyif aldığını düşünüyorum. 

 

 

ve son olarak kısa sorularım olacak ve yanıtları ile de sizi çok yormayacağımı düşünüyorum.
Müzik yolculuğunuzda özellikle ilham aldığınız biri oldu mu, kimi dinlemeyi hep sevdiniz ya da.

Müziğe ilk başladığım zamanlarda Nükhet Duru’dan çok etkilenmiştim hatta taklit bile etmeye çalışıyordum diyebilirim ama sonrasında elbette kendimi buldum ilerleyen zaman içinde. Ama sonrasında Sezen Aksu, MFÖ, Kayahan hep dinlemekten keyif aldığım müzisyenlerdi. 

 

Peki bugüne kadar çalışma şansını bulamadığınız ama keşke yolumuz kesişse dediğiniz bir isim var mı müzik dünyasında?

Ben biri ile çalışmaktan çok güzel şarkılar çıkınca keşke o şarkı bana verilmiş olsaydı diye düşünenlerdenim ki çok da şarkı oldu böyle. 

 

90’larda müzik yolculuğunuzda tanıştığınız sizin gibi müzisyen olan kimler var bugün hala yanınızda, kimler dostumuz o yıllardan?

Allah rahmet eylesin vefat etmeseydi Melih Kibar çok sevdiğim bir dostumdu. Sezen Aksu ile ara ara görüşüyoruz, Ümit Kuzer ile o yıllardan bugüne hala beraber çalışıyoruz, Dağhan Baydur, Doğan Canku, Cem Bezeyiş geliyor aklıma, sık görüşemesek de kopmadığım arkadaşlarımdır. 

 

Kendi şarkılarınız bir yana 90’ları o yıllardan bir şarkı ile anlatmak isteseniz hangisi olurdu peki?

Bir şarkı ile değil de Sezen Aksu şarkıları olurdu herhalde, Şinanay, Gülümse ve nicesi. 

 

Günümüz müzik piyasasını takip edebiliyor musunuz, kimleri mesela başarılı buluyorsunuz?

Özellikle Sıla, Edis, Zeynep Bastık, Mustafa Ceceli en başta takip ettiğim isimler ama genel olarak takibindeyim müzik akışının. 

 

Son olarak tam da bugünkü ruh halinizi anlatan bir şarkının ismini öğrenmek ve söyleşimize öyle son vermek istiyorum. Elbette yeniden görüşmek üzere ve teşekkürlerimle. 

Tarkan’dan “Geççek” diyelim mi o halde, tam da benim ruh halimi anlatıyor bu süreçte birçok kişi de olduğu gibi, ona da sevgilerimizi yollayalım buradan. 

 

 

Müzik bizi o kadar birleştiriyor ki hiç yan yana gelmeseniz de, karşılaşmasanız da kaç yıllık dost havası estiriyor uzaktan buluşmalarda bile. Sevgili Rüya Ersavcı'nın yeni şarkısı yayınlanınca çok mutlu oldum keza ilk aldığım albümlerden birisiydi "Hep Sıfır" ki yıl 1989 ki 14 yaşımdı, tüm harçlığımın adresi kasetlerdi. O dönemler tek kanallıyız ki ekranlarda müzik yarışmalarında, eğlence programlarında çok karşılaştığımız isimlerdendi kendisi. Asıl büyük çıkışını o meşhur "Baba" ile yapsa da hani öncesini bilenlerdeniz. 90'lar biliyorsunuz çok hareketli, çok bereketli ama yine de her albüm kıymetli ve evimize, odamıza misafir edilen. Ersavcı'da o sürece iki albüm ekliyor ki "İzle Beni" olsun "Akşam…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: Siz ilk olun !

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*