EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Tamer Temel

Tamer Temel

Biz ilk albüm “Barcelona” sürecinde bir söyleşi gerçekleştirmiştik ki o albümü “Bir Kedi Kara” takip etti. Şimdi yeni albüm “Serbest Düşüş” ile buluşuyoruz.
İlk albüm Barcelona’da, ikinci albümse bu albümde olduğu gibi aynı stüdyoda kaydedilmiş, ortak müzisyenler görüyoruz yine ekipte. Bir yerde bir yolculuk bu albümde devam ediyor diyebilir miyiz, hangi yönleri ile eş hangi yönleri ile farklı duracak bu çalışma öncekilerden?

Bir önceki albümde olduğu gibi Can Karadoğan yaptı kayıtları, yine Miam stüdyosunda. Dolayısıyla sound olarak “Bir Kedi Kara” albümü ile benzeşiyor. Grupta da aynı enstrümanlar var, vibrafon yok bu sefer. Yaşadıklarımız, etrafımızda olup bitenler etkiliyor haliyle yaptığımız müziği de, değişiyoruz, belki ilerliyoruz. Besteler anlamında daha fazla yazı var bu sefer. Epeyce çaldık parçaları kayıttan önceki süreçte. Bu anlamda hazır olarak girdik stüdyoya ve nerdeyse bir günde kaydettik. Diğer albümlerde olduğu gibi çalan arkadaşlarımın desteği ve katkısı çok büyük tabii. Ortak ve farklı yönleri tam olarak benim tanımlayabilmem zor gerçekten. Müzik yazma ve icra etme üzerine ilerlemeye çalışıyorum, umarım bu anlamda bir gelişme olmuştur bu albüm :)

Az önce de bahsetmiştim, müzisyen kadrosunda ortak isimlerle karşılaşıyoruz ama tüm ekibi sizden dinleyelim istiyoruz. Kimler eşlik ediyor şarkılarınıza. Yine öğreniyoruz ki uzun da bir hazırlık sürecinden geçerek gelinmiş bu noktaya, sanki acele etmeden, sanki en olunması gereken bir hassasiyette….

Bir önceki albümden Serkan Özyılmaz (piyano) ve Eylül Biçer (gitar) yine bu albümde de varlar. Bu sefer basta Matt Hall  ve davulda Volkan Öktem var .

Evet epey bir hazırlık dönemi geçirdik, Aslında hiç prova etmedik diyebilirim, ama özellikle Mitanni’de çokça çaldık parçaları, bazen düzeltmeler, değiştirmeler yaptım bu süreçte ve şimdi duyduğunuz hallerini aldılar.

Hassas olmaya çalıştık hep beraber, bir sürü detay var albümde buna bağlı olarak. Umarım dinleyenler de bunları fark ederler ve umarım beğenirler.

 

 

Ve şöyle de bir durum var, caz bir şarkı ortaya çıkartmak, sunmak üzerinde uzun uzun çalışmak bir yana kayıtlara geldiğinizde her şey birkaç saat içinde bitiyor. Diğer müziklerde bu yok, defalarca deneme halleri, üstüne işlemeler, süslemeler vs. Bu nasıl bir inanma halidir, tek ve son noktadır. Elbette işin profesyonel bir hakimiyeti var ama her şey olduğu gibi akışında bir samimiyet hali midir?

Evet dediğiniz gibi caz müziğinin kayıt süreci diğer müziklerden biraz farklı. En büyük fark sanırım hep beraber kaydedilmesi. Diğer müziklerin kayıt sürecinin uzunluğu ayrı ayrı kaydedilmesinden de kaynaklanıyor biraz.

Buna belki ekonomi yönünü de ekleyebilirim; caz müzisyenleri diğer daha popüler müzik türlerinde olduğu kadar bütçe sahibi olamıyor maalesef. O yüzden kaydın mümkün olan en kısa sürede çıkması gerekli neredeyse.

Benim için ve bir çok insan için de tabii, anın önemi ve birlikte bir şey çıkarabilmenin gerekliliği de çok önemli. Ayrı zamanlarda çalınarak üst üste kaydedilebilecek bir müzik değil bu tür müzikler. O yüzden uzun zaman beraber çalmak, birbirini anlayıp o anda etkileşim halinde olma hali çok önemli.

Bu albümün tüm özetini ve ne güzel ki stüdyonun atmosferini hazırlanan bir teaser veriyor ve tüm yer alan müzisyenlerle birlikte siz de duygularınızı dile getiriyor ve orada tek tek değerlendirmek yerine bir bütün şekilde dinlemenin daha iyi bir fikir olduğunu söylüyorsunuz. Peki sözü olsaydı bu şarkıların o noktada rengi ne olacaktı notaların, neleri konuşacaktı, anlatacaktı bizlere?

Yapmaya çalıştığımız müziği sözlere ya da başka sembollere aktarmak çok zor bir iş gerçekten. Çok gerekli mi onu da bilemiyorum tabii. Müzik, sanat dalları arasında belki de anlatımı en dolaylı olanı. Bu albümde dokuya çok önem verdik, yani bir duygu ya da düşünce durumu yaratmaya. Bunun üzerine bir söz ya da renk söyleyerek yönlendirmek yerine insanların dinledikten sonra kendilerinin karar vermesini ya da hissetmesini tercih ederim sanırım :)

 

Yine aynı videodan da öğreniyoruz, takip edenlerde bilirler ki geçen süreler içinde bu ekip birçok kere sahne aldı, canlı performanslarını da ara ara bizlerle sosyal medya hesaplarından paylaştınız. Bu süre içinde her sahnede, taşlar misali daha bir yerine oturdu değil mi biriktirdiğiniz tüm şarkılar; bir yerde sahne bu anlamda özellikle olmazsa olmaz, siz ve sahnenizi dinleyebilir miyiz biraz, oradaki tüm geçirdiğiniz zamanın bir özetini, heyecanını?

Evet sahnede çalmak bizim için en önemlisi, kayıtta da canlı çaldığımız zamanlardaki havayı yakalamaya çalıştık. Stüdyo ortamı aynı şey değil tabii ki, konserlerde bazen çok büyük bir birliktelik yakalanabiliyor belki, bazen daha az. Ama konserin güzelliği de bu heyecanında sanırım.

Konserlerimizde de parçaları arada boşluk ve konuşma olmadan, bir bütünlük halinde çalmaya çalışıyoruz. Yani toplamda, konser bitiminde bir duygu ve doku bırakabilmek çok güzel hissettiriyor.

Kayıt öncesi ve sonrası performanslar değişebiliyor tabii, parçaları çok çalmaktan dolayı kaydın da dışına çıkmaya daha fazla risk almaya esnetmeye başlayabiliyoruz, bu da istediğimiz peşinde koştuğumuz bir şey zaten :)

 

Albümden ilk klip “Dram” isimli şarkınıza geldi. Bir bir diğer şarkılara da klip üzerinden sıra gelecek mi peki?

“Dram” parçasının klibini arkadaşım Yalım Akın hazırladı, albüm tanıtım videosunu da o yapmıştı zaten.

Biz kayıttayken nerdeyse tüm süreci o da fotoğraf ya da video olarak kaydetti ve sağ olsun harika iki video hazırladı.

Diğer parçalara klip olacağını pek düşünmüyorum açıkçası. Materyalimizi sunmuş olduk insanlara, nasıl bir gün geçirdiğimiz gördüler. Parçalara başka bir zaman başka materyallerle klip çekmek sanırım girişebileceğimiz bir şey değil :)

Ama süprizler de olabilir tabii :)

 Siz iktisat eğitimi aldınız ve lise yıllarında müzikle tanıştınız. Ve tanıştığınız ilk enstrüman da bağlama olmuş; beraberinde bir müzik okuluna gitmediniz ama her daim müziği iyi takip ettiniz. Bir şekilde her tanışıklık, her öğrenme hevesi sizi bırakmamış ve bugün ne güzel ki karşılaşmışız, müziğinizi de keyifle takip etmenin heyecanındayız. Peki ya bu yola uğramak isteyenler, o heyecanı tatmak, solumak isteyenler. Yani bir deneyimi kısaca anlatmanızı istesek ve bu da kendilerine sizden duyacakları, belki hayatta uygulayacakları bilgiler olsa, neler söylemek istersiniz?

Daha genç arkadaşlara öğütler ya da tavsiyeler vermek çok zor benim için gerçekten. Sevdikleri müziklerin ve müzisyenlerin peşinden ayrılmamaları belki söyleyebileceğim şey olabilir.  Her insanın başka bir hikayesi ve gerçeği var, belki bu gerçeklikle oturup biraz diyalog kurmak ya da yüzleşmek her insanda başka yöntemler ve sonuçlar doğurabilir.

Sancılı süreç diye bir şey var ve o başımızda. Yaşanan birçok acı şeyden kaçmak için sığındığımız şeylerin başında müzik geliyor. Tüm zorluklara rağmen (artı müzik piyasasının kaosuna) albümlerle, konserlerle, projelerle buluşmaya devam ediyoruz. Bu anlamda size ve tüm değerli müzisyen dostlara bir kere daha teşekkür etmek istiyorum, karşılaşmaya devam edelim gücümüz yettiğince :)

Çok teşekkür ederim, umarım daha ferah günlerde olur buluşmalar :)

 

Tamer Temel
Serbest Düşüş / A.K. Müzik

 

Biz ilk albüm “Barcelona” sürecinde bir söyleşi gerçekleştirmiştik ki o albümü “Bir Kedi Kara” takip etti. Şimdi yeni albüm “Serbest Düşüş” ile buluşuyoruz. İlk albüm Barcelona’da, ikinci albümse bu albümde olduğu gibi aynı stüdyoda kaydedilmiş, ortak müzisyenler görüyoruz yine ekipte. Bir yerde bir yolculuk bu albümde devam ediyor diyebilir miyiz, hangi yönleri ile eş hangi yönleri ile farklı duracak bu çalışma öncekilerden? Bir önceki albümde olduğu gibi Can Karadoğan yaptı kayıtları, yine Miam stüdyosunda. Dolayısıyla sound olarak “Bir Kedi Kara” albümü ile benzeşiyor. Grupta da aynı enstrümanlar var, vibrafon yok bu sefer. Yaşadıklarımız, etrafımızda olup bitenler etkiliyor haliyle yaptığımız müziği…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 3.28 ( 3 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Threesome