EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Tuna Kiremitçi

Tuna Kiremitçi

Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları” 2016 yılının ortalarında hayata geçti ve her ay digital ve sosyal platformlardan bir şarkınızı bir müzisyen dostunuzla seslendirdiniz. Biz de hem keyifle dinledik, hem de bir ay sonra kapımızı kiminle çalacaksınız çok merak ettik. Bu fikir nasıl doğdu, nasıl gelişti? Bir albüme doğru yolculuk fikri en başında var mıydı?

Yolculuk Pasaj Müzik’in sahibi arkadaşım Murat Doğan’ın fikriyle 2016 başlarında başladı. 20 yıllık müzik hayatımdan bir seçki yapmamı, yeni bestelerimi de eklememi, sonra da düetler halinde seslendirmemi istedi. Her ay bir şarkı yayımlamaya karar verdik, aylık dergi yayımlar gibi. Şarkılar tek tek yayımlandıktan sonra albüm haline getirme fikri en başından vardı.

İlk sunum / düet Pamela ile oldu. Sözü ve müziği size ait olan yeni bir şarkınızdı dinlediğimiz. Şarkıları kiminle birlikte yorumlayacağınıza nasıl karar verdiniz. Gelen ilk tepkiler nasıldı?

Hayranı olduğum kadınlarla düet yapmak istedim. Seslerine, ruhlarına, sanatsal duruşlarına. Pamela eski arkadaşım, onunla başlamanın uğur getireceğine inandım. Sonuçtan ikimiz de memnun kaldık. Dinleyiciye de hoş bir sürpriz oldu.

 

 

Ve hemen ardından Özge Fışkın ile olan yine sizin imzanız bir şarkı bekledi bizi: Bana Sebepsin. Atlas grubu ile olan yolculuğunuzdan bir şarkı.

Atlas’ın albümünü çok severim ama bu şarkının düzenlemesi içime sinmiyordu. Doğru ritim ve tınıyla kaydedilmemiş gibiydi. Tekrar kaydetmek için yanıp tutuşuyordum. Aranjörüm Hüseyin Cebişçi ile şarkıyı istediğim hale getirdiğimiz zaman bir başka eski dost Özge ile söylemeyi düşündüm. Özge genellikle rock solisti olarak bilinir harika bir alaturka yorumu vardır. Bu şarkıda onu ortaya çıkarmak istedi.

 

 

Az sonra Kumdan Kaleler’e geleceğim ama o ilk müzikteki yolculuğunuzdan sonra ilk kez bir grupla birlikte albüm çalışması içinde bulundunuz ve sahne aldınız. Atlas, aynı zamanda eski müzisyen dostların yeniden bir araya gelmesiydi. Nasıl bir heyecan oldu sizin için?

2012’de üç yıl yaşamış olduğum Sofya’dan kesin dönüş yaptım. Sadece müzik yapmak istiyordum ama planım yoktu. Tam o sırada eski arkadaşlarım arayıp “grup kuruyoruz, besteleri kap gel” dediler. Derken kendimi Ömerli’deki bir evin garajında demo kaydederken buldum. Albüm iyi eleştiriler aldı. Müziğe dönmekle iyi ettiğimi hissettirdi.

 

Albümde yer alan bazı isimleri sinema-tiyatro sahnesinden tanıyoruz ki bu albümde müzikal birikimlerine de sayenizde tanık oluyoruz. O isimlerden biri de Gonca Vuslateri oldu ve “Sana Dair” isimli Kumdan Kaleler şarkınızda buluştunuz. Vuslateri nasıl dahil oldu projeye?

Gonca ile birkaç yıl önce tanıştığımızda ilk muhabbetimiz “Sana Dair” olmuştu. İlk gençliğinden beri bu şarkıyı çok severmiş. O sebeple beraber söylemeyi teklif ettim. Şarkı söylemeyi sevdiğini ve becerdiğini biliyordum. Ne yalan söyleyeyim, sonuç umduğumdan da güzel oldu. Sayesinde şarkı yeni bir dinleyici kuşağıyla tanıştı.

 

 

Kumdan Kaleler müzikte ilk tanışmamızdı sizinle. İlk şiir kitaplarınızı takip eden süre içinde bir yandan da müzik hayatınıza dahil oldu ve gitar, bas gitar çalmayı kendi kendinize öğrendiniz. Kumdan Kaleler’e nasıl dahil oldunuz peki, 90’lı yılların unutulmayan albümlerinden biriydi bir yerde de; bugün bakınca nasıl anımsıyorsunuz?

Kumdan Kaleler’i 90’ların başında gitar-vokal üçlüsü olarak kurduk. 17-18 yaşlarında gençlerdik. Biraz gitar çalmayı ve çoksesli vokal yapmayı biliyorduk. Besteleri genellikle ben yapıyordum. Grubun ismini koyarken de o yıllarda Ankara’da çıkan amatör bir edebiyat dergisinden esinlendim. Tek albümümüz zamanla kült haline geldi. Gençliğime dair hatırladığım iyi şeyleri temsil eder Kumdan Kaleler. Birkaç albüm daha çıkarsak her şey çok farklı olabilirdi.

Sıradaki düette karşılaştığımız isim Öykü Gürman oldu. “İyi Şeyler” önceki düetlerin rock ya da batılı yanına eklenen Gürman nağmeleri ve enstrümanları ile biraz da akış içinde farklı bir yerde durdu, alaturka motiflerde dinledik.

Arabesk olmasını istedim. Karımın ve Murat Menteş’in sayesine bir süre önce arabeske bakışım değişti. Zaten her zaman Müslüm Gürses ve Yıldız Tilbe sevmişimdir. Arabeskin makamlarını ve armoni yapılarını incelemeye başladım. Sonuçta bu şarkı çıktı. Ne zaman evde gitarla çalsam Öykü Gürman’ın sesini duyuyordum. Kabul edip söylemesi harika oldu.

 

 

Biliyoruz ki şarkılarınız, şiirleriniz, romanlarınız; köşe yazılarınız… ve belki de dokunsaydınız başka renklerin içinde de eminim sizi alkışlamaya devam edecektik. Bu nasıl bir zenginlikti içinizde, neler sizi besledi genelde, neler ilham oldu sözlerinizde, müziklerinizde ve diğer izlerinizde?

Valla, öyle önemli bir romancı olduğumu düşünmüyorum. Ama edebiyatı seviyorum, gerçek edebiyatçı arkadaşlarımdan da çok şey öğrendim. Şiir de Türkçe’nin imkânlarını tanımamı sağladı. Zaten iyi şairler genellikle müzik yapabilecek sınırdaki insanlardır. Ama parasız yatılılığın o kederli yalnızlığına da çok şey borçluyum. Bir de 90’lı yıllardaki Beyoğlu’nun kültürel zenginliğine. İstiklal Caddesi mezunuyum diyebilirim.

 

Dört şarkının akışındaki duygular, hüzünler bir sonraki şarkıda bir minik mola verdi ve yerini hareketli bir şarkı aldı; “Hayatımın Hatası”nı Gülçin Ergül ile birlikte yorumladınız.

Bence Gülçin kendi dalında sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın en iyi seslerinden biri. Soul’dan bahsediyorum. Ayrıca şahane bir insan. Haliyle, “Hayatının Hatası” ortaya çıkınca aklıma başka bir isim gelmedi. İlk neşeli şarkımızı onunla söylemiş olduk.

 

 

Şarkılarda farklı solistlerle karşılaştığımız gibi farklı müzisyenlerde dahil oluyor projeye. Tüm bu kayıtlara Garaj Stüdyo ev sahipliği yapıyor ve biraz da şarkıların mutfak sürecinden konuşalım istiyorum. Şarkılara getirilen düzenlemeler, gerçekleşen kayıtlarda nasıl bir zaman alıyor, kimler bu süreçte yanınızda oluyor?

Düzenlemelerin çoğunu Hüseyin Cebişçi yaptı. Cihangir Arslan’ın iki, Efe Demiryoğuran’ın da bir düzenlemesi var. İşe başlamadan önce stüdyoda toplanıp şöyle bir konuştuk ve çok rahatladık. Projeye dair fikirlerimiz yakındı çünkü. Sonuna kadar da öyle gitti. Hepsi harika müzisyenler, onlarla arkadaş olmak çok güzel. Ayrıca beraber çalışırken çok şey öğreniyorsun.

 

Albümden önce paylaşılan son çalışma ise yine hepimizin ezbere bildiği bir şarkıydı, “Bu Aşk Burada Biter”di ve Jehan Barbur ile yorumladınız.

İlk profesyonel müzik çalışmam o bestedir. Ataol Behramoğlu şiirini bestelememe izin vererek bana bestecilik kapısını açmıştır. Son yıllarda şarkıyı Jehan’ın süper söyleyeceğine dair bir takıntı edindim. Jehan hep turnede olduğu için şan kayıtlarını Gümüşlük’teki bir stüdyoda yapıp yolladı. Ben bayıldım, Ataol Abi de çok beğendi. Tepkilere bakılırsa dinleyici de.

 

 

Ajda Pekkan, Müslüm Gürses, Demet Sağıroğlu, Haluk Levent, Renan Bilek, Esin İris gibi isimler de zaman zaman sizden coverlar ya da yeni sözler, besteler aldı. Şarkılarınızın başka isimlerle buluşması nasıl bir his oldu içinizde, başka seslerden dinlemek, başka renklerde…

Çok güzel bir his, her defasında yeni bir ruh çıkıyor ortaya.

 

Henüz çok yeni yayınlanan albümünüzde çok özel bir isim, ses, söz yazarı ve besteci ve öğreniyoruz ki sizin de çok ayrı sevdiğiniz bir ses Yıldız Tilbe ile de karşılaşıyoruz: “Yine Sevebilirim”. Özel bir isim dedim çünkü gerçekten etkisi geçmemiş, geçmeyecek olan şarkıları var üzerimizde. Nasıl oldu kendisi ile buluşma?

Yıldız Tilbe’yi sadece sesinden değil, ozanlığından dolayı da çok severim. Eski bir DJ ve müzik programcısı olan eşim Gamze onun fanatik hayranı. 2-3 yıldır bir türlü bitiremediğim bir beste vardı. Gamze şarkıyı artık bitirip Yıldız Tilbe’ye yollamamı istedi. Tam onun sesine göre olduğunu düşünüyordu. Yıldız Hanım o kadar güzel söyledi, şarkı çıktığı andan itibaren öyle çok ilgi gördü ki, Gamze’nin müzikal öngörüsüne hayran kaldım.

 

 

Gökçe Bahadır’ı bir etkinlik kapsamında canlı dinleme şansını bulmuştum ama sanırım ilk kez bir albüm üzerinde karşılaşacağız kendisi ile ve bu sizinle olan düetiniz “Bu Kaçıncı Sonbahar” için olacak.

Gökçe’deki müzikal heyecanı albüme transfer etmek istedim aslında. O da sağ olsun, elinden geleni ardına koymadı. Belki profesyonel bir solist teknik bakımdan çok daha kusursuz söyleyebilirdi ama Gökçe’nin verdiği duyguyu hayatta veremezdi. Stüdyoya geldi, etrafa pozitif enerji saçtı, işini birkaç saatte bitirdi. Beraber çalışması çok zevkli bir insan.

 

Ve albümün 17 Ocak gecesinde, Babylon’da albümün lansman gecesi gerçekleşti.  Önümüzdeki günlerde bu proje farklı isimlerle devam edecek mi peki, yeni konserler de olacak mı?

Şu an turne hazırlığı içindeyiz. Her konserimize solistlerimizden en az birini davet etmek istiyoruz.

 

Albümün en genç isimlerinden de olan Sena Şener geçtiğimiz günlerde yeni şarkısını, ilk single çalışmasını yayınladı. Bu albümde de ilk solo albümünüzden bir şarkıyı seçtiniz seslendirmek için: Birden Geldin Aklıma. Son dönemin güçlü, yetenekli seslerinden Şener ve yalnız değil, kendisi gibi bugün birçok genç müzisyen müzik dünyasında kendilerine sahne, single, albüm yapabilme şansını buluyorlar yeteneklerini ispat ettikleri yerde. Siz nasıl buluyorsunuz kendisini ve son yıllarda karşılaştığımız diğer isimleri, nasıl takipçisisiniz yeni müziklerin, isimlerin?

Evet ve Sena stüdyoda şarkıya başladığı an doğru tercih yaptığımızı görüp havalara uçtuk. Sena gerçek bir ozan ruhuna sahip. Dünyaya ozan gözleriyle bakıyor, öyle hissediyor, öyle yaşıyor. Bana kendi gençliğimi hatırlatıyor. O yüzden kafaca uyuşuyoruz. Allah’tan bugün gençler dinleyiciyle buluşmak için Unkapanı saçmalıklarıyla uğraşmak zorunda değil. Sofar gibi internet platformları onları bize ulaştırıyor. Ortaya harika isimler çıkıyor. Sena onlardan birisi.

 

 

 

Ve albümün finalinde Gülay ile buluşuyoruz ki hakikaten çok sevdiğim, yeri bende çok ayrı bir müzisyen. Son albümü “Gri Şarkılar”da “Mucize” isimli şarkınızı seslendirmişti ve bu buluşma beni ve eminim birçok dinleyici de çok mutlu etmişti. Şimdi “Varsın Bu Dünyada” isimli bir de düet geliyor sizden.

Mucize’yi daha önce Ajda Pekkan ve Müslüm Gürses de söylemişti ama nedense tam oldu diyememiştim. Yapımcım Murat Doğan şarkıyı çok sevdiği için pes etmedi, bir kez de Gülay’ın okumasını istedi. Sonuçta şarkının en sevilen yorumu onunki oldu. Kendisi hem güzel bir dost hem de gerçek bir üstat. Bizim albümün kapanışını da “Varsın Bu Dünyada” ile yapmasını özellikle rica ettim. O şarkı hayata bakışımın özeti.

 

 

Biz Müzik Ekspres olarak her şarkınızı heyecanla paylaştık, sizinle sosyal medya aracılığı ile yazıştık ve bundan çok keyif aldık. Ama tek tek ne güzel ki yeniden dokunduk, yeniden dinledik birlikte ve yeniden konserde de buluşacağız. O zaman çok ama çok teşekkür ederiz bu yoğun zaman içinde bize vakit ayırdığınız için, söylememe gerek yok elbette, yeniden yeniden görüşmek üzere :)

Ben teşekkür ederim hem bu güzel söyleşi hem de değerli desteğiniz için.

 

Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları

Pasaj Müzik

iTunes

 

Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları” 2016 yılının ortalarında hayata geçti ve her ay digital ve sosyal platformlardan bir şarkınızı bir müzisyen dostunuzla seslendirdiniz. Biz de hem keyifle dinledik, hem de bir ay sonra kapımızı kiminle çalacaksınız çok merak ettik. Bu fikir nasıl doğdu, nasıl gelişti? Bir albüme doğru yolculuk fikri en başında var mıydı? Yolculuk Pasaj Müzik’in sahibi arkadaşım Murat Doğan’ın fikriyle 2016 başlarında başladı. 20 yıllık müzik hayatımdan bir seçki yapmamı, yeni bestelerimi de eklememi, sonra da düetler halinde seslendirmemi istedi. Her ay bir şarkı yayımlamaya karar verdik, aylık dergi yayımlar gibi. Şarkılar tek tek yayımlandıktan sonra albüm haline getirme…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.89 ( 4 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*