EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Zeynep Önkaya

Zeynep Önkaya

2000’lerin başındayız. Aslında tam olarak hala 90’ların etkisini müzik üzerinde yitirmiş değiliz; yani yayınlanan albümlerde o yıllardan izler, renkler var; 2004 yılına geldiğimizde “Yutamazsın” isimli ilk albümü ile tanıştığımız Zeynep Önkaya’da aslında 90’lı yılların neredeyse tamamını müzikle geçirmiş ama bir albüm yayınlamamıştı. O yıla geldiğimizde yayınlanan bu ilk albümü ile beklenen çıkışı yapmış ve ne güzel ki o zamandan bu zamana müzikten kopmamıştı.

Albümün başarısı o sene kendisini dönemin popüler müzik ödüllerine ev sahipliği yapan KRAL TV’de “en iyi çıkış yapan kadın sanatçı” kategorisinde de aday yapmış hatta. O hızla da yoluna devam eden müzisyen artık albümlerin eski popülerliğini yitirmesi ve dijital müziğe geçiş süreci ile rotayı o tarafa çevirmiş ve single / EP sunumlarla bizlerle buluşmasını sürdürdü.

Yakın bir zaman önce bir müzik yarışmasında da karşılaştığımız Önkaya özetle samimi olarak inandığı müziği yapmaya devam eden müzisyenlerden ki geçtiğimiz ay içinde yeni şarkısı “Senden Bile” ile buluşunca aslında bu yolculuğu uzun uzun konuşalım istedim. Son dönemin en başarılı çalışmalarından diyeceğim bu şarkı aslında bir de albümün habercisi. Pandemi sürecinde müzisyenin biriktirdiği diğer şarkılarla kavuşmanın tarihi de inanıyorum çok uzak olmayacak.

Bu hafta Müzik Ekspres’te “Haftanın Söyleşisi” konuğum sevgili Zeynep Özkaya özetle. Bize vakit ayırdığı için kendisine ve bu söyleşimize vesile Soho Productions’a ve Türkiye basın danışmanı sevgili Banu Aksuyek’e bir kere daha teşekkürlerimle. Bahar dolu dolu ve iyi geldi, gelmeye devam ediyor, müzik dolu güzel ve keyifli günlere.

Kadri Karahan

 

 

 

Sizinle yeniden karşılaşmamızın adresi “Senden Bile” isimli yeni çalışmanız ama ilk söyleşimiz ve ben sizi biraz daha yakından tanımak ve o sebep en başa dönmek istiyorum.
7 yaşında TRT çocuk korosunun sınavlarını kazanıyor ve 4 yıl koro eğitimi alıyorsunuz derken Mimar Sinan Üniversitesi konservatuarına birincilikle girmeye hak kazanıyor ve orada arp ve piyano eğitiminizi tamamlıyorsunuz. Müzikle dolu bir çocukluk ve yolculuk ama nasıl tanışılıyor, o ilk heyecan nasıl sonrasında devam ediyor, o yılları bir dinleyelim mi sizden?

Elbette memnuniyetle anlatırım. Bu uzun yolculuğu nasıl özetleyebilirim bilmiyorum ama elimden geleni yapacağım. Müzisyen bir babanın kızı olarak, sürekli radyo dinlenen bir evde müzikle büyüdüm. Beş, altı yaşlarındayken babamım yeteneğimi keşfetmesiyle kendimi TRT çocuk korosunda buldum. Dört yıllık bir eğitimin ardından Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı sınavlarına yine babamın teşvikiyle birincilikle girdim.

 

 

Şarkılarınızla 2000’li yıllarda karşılaştığımda aldığım en büyük lezzet 90’ların rengiydi, havasıydı. Aslında aksi olsa olmazdı beki de zira 90’ların başında Leman Sam’ın orkestrasında 10 yıl kadar eşlik etmişsiniz kendisine. Yine Tarkan ve Sezen Aksu orkestralarında vokallik de eklenmiş. Özetle 90’ları tepeden tırnağa yaşamışsınız.
Sizin için bu değerli isimlerle yolun başında karşılaşmak, çalışmak nasıl bir deneyimdi, sizi solo projelere nasıl hazırladı, nasıl etkiledi; özellikle Leman Hanım’ı çok severim, üzerinizde nasıl izler bıraktı?

Uzun yıllar aldığım akademik eğitimin arkasından, Türkiye’nin en önemli isimleriyle aynı sahneyi paylaşmamın da etkisiyle, dinlediğim müziklerde ve yazdığım şarkılarda her zaman müzikaliteye önem verdim.

Leman Sam bana farklı coğrafyaların müzikleriyle tanışmamı sağlarken, sahne hakimiyeti ve dinleyici ile iletişim kurmanın nasıl bir şey olduğuyla ilgili de çok iyi bir rol model oldu.

 

 

Derken 2000’ler geldi ve ilk albümünüz Peker Müzik etiketi ile yayınlandı. “Yutamazsın” ve “Bazıları Çabuk Bıkar” gibi iki önemli hit sundunuz bizlere ki dinleyici de kayıtsız kalmadı öyle ki dönemin popüler Kral TV Müzik Ödülleri’nde En İyi Çıkış Yapan Kadın Pop Sanatçısı kategorisine aday oldunuz.
Albüme tam olarak ne zaman hazırdınız ve süreci nasıl gelişti; yayınlandıktan sonra sizi neler bekledi ve bir ilk albüm olarak size neler yaşattı? Bugün baktığınızda o albümü nasıl anımsıyorsunuz, sizdeki yeri, duygusu, dokusu nasıl / nasıldı? Kimlerle çalışmıştınız beraberinde?

2000’li yılların başında kendi şarkılarımı yazmaya başladım. Demo çalışmalarımı hazırladığım stüdyoya tesadüfen gelen Hakan Peker o sırada kaydettiğim şarkıyı duydu ve albüm teklifinde bulundu. Duygusu çok yüksek şarkılar yazdım ancak pop müzik 90’lardaki etkisini maalesef yitirmiş yerini farklı türlere bırakmaya başlamıştı. Erdem Sökmen, ışıklar içinde uyusun aramızdan çok erken ayrılan İsmail Soyberk, elektronik müziğin öncü isimlerinden Ümit Kuzer gibi Türkiye’nin çok değerli müzisyenleri albüm kayıtlarımda bana eşlik etti.

 

Bir sene sonra Eğitim Gönüllüleri Vakfı yararına Güneydoğu Anadolu’da yaşayan çocukları desteklemek için ‘Şimdi Sıra Bende’ adlı şarkıyı yorumladınız bir de son anda fark ediyorum ki bir önemli proje de Herkül animasyon filminin Türkçe versiyonunda da bir şarkıya siz ses olmuşsunuz. İkisini de hikayesini merak ediyorum ve sizden dinlemek istiyorum.

Aslında daha önce de birçok yardım projesinde sahnede yer almıştım ancak TEGEV – Türk Eğitim Gönüllüleri Vakfı projesi sevgili İzzet Öz’ün prodüktörlüğüyle daha geniş kitlelere ulaştı. Hazırlanan video klip ise erişimin yüksek olmasında büyük rol oynadı.

1995 – 1998 yıllarında Tarkan’a vokal yaptığım dönemde, Herkül animasyon filminin ana karakter Megara’nın şarkısını söylemek için uygun sesi arayan Disney beni bu projeye uygun bulunca stüdyoya girip şarkının Türkçe versiyonunu yorumladım.

 

 

Diskografinizde bir de “Pembe Rüyalar” var ki şarkı Bedük, Erol Temizel ve Emin Mecnunbeyli versiyonları ile dikkatleri çekmişti. Onu da iki versiyonlu “Beni Aşkla Sınama” takip etti. Ama şarkılarınızın hep belli aralıkları var, o aralarda neler yaptınız, elbette ki müzikten kopmadınız ama hızlı da koşmadınız. Nasıl kriterleriniz, hassasiyetiniz var dinleyiciniz ile buluşmalarda?

Neden ara verdiğim konusu çok sık karşılaştığım bir soru bu. Ben sektöre girdiğimde bir albüm yapılır bir, bir buçuk sene gibi promosyon yapılırdı. Fiziksel bir ürün olan CD satışı ön plandaydı, üretim ve dağıtım maliyetleri yüksek, tanıtım süreçleri çok daha başkaydı. Müzik videoları televizyon kanallarında gösterilmesi için çok çaba sarf edilirdi. Ancak dijital dünya tahmin edilenden çok ama çok daha hızlı hayatımızda yer edindi ve tüketim ağırlıklı teklilere kaydı. Sosyal medya ve yeni mecralar avantaj gibi görünse de işin zor olan kısmı da burada başlıyor.

Şu anda bir şarkı yayınlayınca eski dönemdeki bir albüme denk efor harcayarak çoklu mecralarda tanıtmaya çalışıyorsunuz. Arkasından da dört ila altı haftalık sürelerde yeni ürün sunup sürekliliği sağlamaya çalışıyorsunuz. Bu yeni sisteme uygun şekilde sürekliliği sağlamak için hazırlık yaptım, bu sürede müzik eğitmenliğine ve dinleti tadında küçük sahnelerde dinleyicilerimle buluşmaya devam ettim. Bu senenin başında ise beni hem kısıtlamayan hem de beraber doğru adımları atacağımıza inandığım bir şirketle beraber yol alma imkânı çıkınca da Soho Productions Türkiye’nin de ilk prodüksiyonu olarak geri dönmüş oldum.

 

Bir pandemi süreci yaşadık ama bu süreçte siz üretmeye devam ettiniz ki sonbahar gibi çıkacak olan albümünüzün ilk şarkısı “Senden Bile” için çok beklemediniz ve bize bir sürpriz yaptınız. Sözü ve müziği size ve Bora Meriç’e ait ve özlediğimiz soundu yaz renginde sundunuz bizlere, adıma çok keyif aldım.
Şimdi bu şarkıdayız ve sürecini dinleyelim istiyorum beraberinde albüme dair de ipuçları alabiliriz belki de sizden, şu anki akışınızı öğrenebiliriz. Şarkı yayınlanır yayınlanmaz listelerde yerini aldı, dinleyiciniz nasıl karşıladı, sizin onlarla yeniden buluşmanız nasıl bir heyecandı?

Evet pandemi döneminde hepimiz evlerimize mecburen çekilince biraz durmaya ve üretmeye odaklanma fırsatı buldum. Yine bu dönemde çok yakın arkadaşım Bora’yla (Meriç) stüdyosunda buluştuk ve şarkılar arka arkaya gelmeye başladı. İlk tanıştıklarından sonra dinleyicilerim beni çok güzel ve özel bir yere koymuş, bunu zaman zaman sosyal medyadan hissettiriyorlardı. Ancak Senden Bile yayınlandıktan hemen sonra üç hafta içerisinde radyo çalınma raporlarında otuzuncu sıraya tırmanması beni hem kişisel olarak mutlu etti hem de iyi müziğin, şarkının hala kendine yer bulabildiğini gösterdi. Yaz başı ve sonu çıkacak şarkılarımızın şu anda son rötuşları yapılıyor. Bu takip edecek iki şarkının hem IP TV’lerde hem de geleneksel TV kanallarında yayınlanacak çok güzel videoları da olacak.

 

 

Konseptini çok sevsem de akışından memnun kalmadığım bir TV programı olan “O Ses Türkiye’de sizinle karşılaştığım anı çok net hatırlıyorum. O program vesilesi sizi yeniden dinleme şansını bulmuştuk ki şahane performanslara imza attınız. Şunu düşündüm, arp ile sizi sahnede dinlemek, hem kendi şarkılarınızı hem de coverlarınızı canlı canlı dinlemek ne güzel olurdu, lütfen böyle bir düşünce var deyin ve gerçekten heyecanlanalım; sırada konser, sahne olacak mı?

Çok teşekkür ederim. Arp benim ilk göz ağrım. Elbette bu kadar özel bir enstrümanı çalarak şarkı söylemek beni son derece mutlu ediyor. Planlamamakla beraber akustik bir proje yapmayı çok istiyorum, gerçekleştiği takdirde bu projenin canlı performanslarını da video olarak yayınlamanın da sahnede izleyemeyenler için çok güzel bir fırsat oluşturacağını düşünüyorum.

 

 

Biraz da sosyal medyanızdan bahsedelim. YouTube kanalınızda çok güzel canlı performanslarınız, spotify gibi platformlarda olmayan şarkılarınız ve gezi videolarınız var, u vb .konseptler sürprizler devam edecek mi, önümüzdeki günlerde sizden neler beklesin dinleyicileriniz, takipçileriniz? Buradan kendilerine neler söylemek istersiniz?

Evet önümüzdeki dönemde YouTube kanalıma biraz daha ağırlık vermek istiyorum. Seyahat etmeyi ve gördüğüm yeni yerleri paylaşmayı da seviyorum. Bu ikisini birleştirerek yakında YouTube kanalımda hem performanslarımı hem de seyahat videolarımı fırsat buldukça paylaşmaya çalışacağım.

 

 

Son olarak kısa sorularım olacak ama buradan teşekkürlerimi ileteyim, sizinle yeniden karşılaşmak ve konuk etmek benim için çok keyifliydi, yeniden görüşmeyi diliyorum.

Bu güzel soruları hazırladığınız için ben de size teşekkür ediyorum.

 

Müzik yolculuğunuzda size en büyük ilhamı kim verdi, kimleri dinlediniz en çok, kimler vazgeçilmeziniz?

Michael Jackson, Gloria Estefan, Duran Duran, Sade, Seal, Sezen Aksu, Ajda Pekkan

 

Bir gün birlikte çalışmayı dilediğiniz bir müzisyen var mı peki?

Sting

 

Günümüz müzik dünyasını takip etme şansınız ne kadar oluyor, özellikle başarılı bulduğunuz isimler var mı bizlere söyleyebileceğiniz, keyifle dinlediğiniz?

Dua Lipa, Billie Eilish, Bruno Mars, Edis

 

Her konuğuma mutlaka soruyorum, farklı dönemlerden geçtik, plaklar, kasetler, CD’ler şimdi de dijital müzik. Siz en çok hangisi ile mutlu oldunuz, hangisi daha sizde özel?

CD ve kasetler bence çok heyecan vericiydiler çünkü o kartoneti açmayı ve detaylı incelemeyi hep çok sevdim.

 

Müziğin dışında hayatınızın diğer renkleri nedir, neler vazgeçilmeziniz, olmazsa olmazınızdır?

Ben müzikten başka hiçbir şey yapmıyorum diyebilirim. Ailem ve yakın dostlarımla zaman geçirmek elbette vazgeçilmezim.

 

ve son olarak bizim için bir şarkı seçmenizi diliyorum ki tam da şu anki ruh halinizi anlatsın, biz de söyleşimizi o şarkı ile veda edelim.

Hande Yener – Yola Devam

 

 

 

 

2000'lerin başındayız. Aslında tam olarak hala 90'ların etkisini müzik üzerinde yitirmiş değiliz; yani yayınlanan albümlerde o yıllardan izler, renkler var; 2004 yılına geldiğimizde "Yutamazsın" isimli ilk albümü ile tanıştığımız Zeynep Önkaya'da aslında 90'lı yılların neredeyse tamamını müzikle geçirmiş ama bir albüm yayınlamamıştı. O yıla geldiğimizde yayınlanan bu ilk albümü ile beklenen çıkışı yapmış ve ne güzel ki o zamandan bu zamana müzikten kopmamıştı. Albümün başarısı o sene kendisini dönemin popüler müzik ödüllerine ev sahipliği yapan KRAL TV'de "en iyi çıkış yapan kadın sanatçı" kategorisinde de aday yapmış hatta. O hızla da yoluna devam eden müzisyen artık albümlerin eski popülerliğini yitirmesi…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: Siz ilk olun !

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*