ve bir ayın son günündeyiz. Mart ayı ile başlayan ama hala sıcaklığını hissedemediğimiz bahar, müzik dünyasına da hızlı bir giriş yaptı ve birbirinden farklı tarzlarda ve renklerde şarkılarla, albümlerle buluştuk bu süre içinde. Özetle mevsim hepimiz için hareketli başladı ve öyle de devam etmesi dileğiyle… Bizler de söyleşilerimizde hız kesmedik; merak ettiğimiz müzisyenlerin ve yeni çalışmaların peşine düşmeye devam ettik.
Uzun zamandır yaptığı işlerin takibinde olduğum rap müzisyeni Emre Ogden bu kez bir albümle karşımıza çıktı ve müziğine eklediği rock dokunuşlarıyla dikkat çekti. “Anhedoni” isimli albüm, Ogden’in farklı dönemlerde yazdığı şarkıların bir araya geldiği, karanlık ve içe dönük bir anlatı üzerinden bizlere seslenen güçlü bir çalışma olarak bu bahara o çok sevdiğim ters köşe ruh hâlini kazandırıyor.
Adını, kişinin eskiden haz aldığı şeylerden artık zevk alamama hâlini tanımlayan anhedoni kavramından alan albüm; farkındalıkla gelen duygusal ağırlık, içsel çatışmalar ve bireyin kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişki etrafında şekilleniyor. Rap merkezli müzikal dili farklı dokularla genişleten bu sekiz şarkılık çalışma, türler arası yaklaşımıyla dikkat çekerken müzisyenin bugüne kadar yaptığı işleri daha yakından tanımak isteyenler için de yeni bir başlangıç niteliği taşıyor.
Günümüz müzik dünyasında rap, bir yandan en çok dinlenen türlerden biri olurken bir yandan da yoğun eleştirilerin odağında yer alıyor; ancak biliyoruz ki samimiyetle ve doğru bir anlatıyla üretildiğinde kalbimizdeki yeri her zaman derin ve kıymetli oluyor. Bu yüzden zaman zaman bu müzisyenlerin ruh hâllerini merak ediyor, anlatmak istediklerini daha yakından dinlemek istiyoruz. Emre Ogden ile yaptığımız bu söyleşi de tam olarak böyle bir karşılaşmanın ürünü oldu; keyifli bir tanışma ve samimi bir sohbetle baharın müzik yolculuğuna yeni bir sayfa ekledik. Bu Ekspres buluşma için kendisine, sevgili Beyza Cumbul’a ve On Air Music.co ailesine teşekkür ederken, şimdi sesi biraz daha açmanızı ve henüz tanışmadıysanız da buluşmanızı diliyorum.
Kadri Karahan / Editörün Notu
ve ilk albüm “Anhedoni” yayında. Bir süredir çalışmalarınız single olarak karşımıza çıkıyordu ki 2009 yılında sektöre merhaba dediniz. O yıllara kadar müziğin mutfağında yer aldınız ve birçok projeye imza attınız peki ya öncesi? Müzikle ilk buluşma, ilk tanışma nasıl gerçekleşti. Her şeyin başlangıcı olarak neyi kabul ediyorsunuz?
Çocukluk yaşlarımda müziği çok seven bir çocuk oldum; orglarım, gitarlarım, karaoke mikrofonlarım hep var oldu lise yıllarına geldiğimde mahalleden liseden birkaç tanıdığımın müzik yaptığını öğrenince bu bu kadar basit mi diye sorguladım daha sonrasında nasıl yapılır diye araştırdım hangi program kullanılır nasıldır diye inceledim ilk kaydımı bir web kamerası mikrofonuna hoparlörü yaslayarak almıştım daha sonrasında bunun var olabileceğine inandım 20 TL’ye ilk stüdyo kaydımı aldım sonra bu iş böyle olmaz diyerek gidip ilk stüdyo ekipmanlarımı kurmaya başladım artık evimde rahatça kayıtlar alabiliyor sözler yazabiliyor kayıt programlarını kullanmayı öğrenebiliyordum. Sonra bu işte profesyonel olmaya öğrenmeye adımlar attım. Her şeyin başlangıcını tek bir cümleyle özetleyecek olursak; içimde her zaman müzik yapmanın ve müzikte var olmanın heyecanı vardı.
Kurucusu ve ortağı olduğunuz bir yapım şirketi üzerinden çalışmalara imza atarken bir anda peki nasıl kendinizi içeri davet ettiniz. Bu arada tüm bu süreç İzmir’de hayat buluyor ve bunun avantajını ya da dezavantajını gördünüz ya da görüyor musunuz bir müzisyen olarak? ve yayınlanan ilk şarkı ile neler değişmeye başlıyor hayatınızda, nasıl tepkiler geliyor adınıza nasıl heyecanlanıyorsunuz?
Zaten hali hazırda müzikler yapıyordum. Kendi evimde stüdyo veya bir dükkan kiralayarak kurduğumuz stüdyolar o dönemlerde mevcuttu. Bunu daha nasıl ileriye taşıyabilirim diye düşünürken yapım şirketleri karşıma çıktı ve bir çoğu ile çalışırken bazılarında haklarımız kaldı bazılarında ise anlaşmazlıklar yaşadık. Daha sonrasında dedim ki zaten bu işin arka planında da yer alan birisiyim; neden direkt biz var olmayalım diyerek bu yola çıktım.
İzmir’de müzikal anlamda hayat gayet güzel fakat İstanbul kadar güçlü bir portföy sahibi bazen olamıyorsunuz. İstanbul’da da müzik yapma fırsatları yakaladım evet İzmir’e nazaran daha iyi diyebilirim. Fakat insan inandığı her yerde her şekilde her şeyi yapabilir, o yüzden bir gün çok çok başarılı birisi de olursam İzmir’de hâlen devam edebilirim veya karşıma daha farklı şeyler çıkarsa şehrimi de değiştirebilirim.
Bir müzik yayınlandığında ise bazen çocukluğumu yaşıyor bazen de kendimi duyurma hazzını yaşıyorum. Umutsuzluğa kapılmadan sadece yapmak istediğimi yapmaktan keyif alıyorum ve her şarkım yayımlandığında bu duygulara sahip oluyorum. Bazen ulaşmak istediğim hedeflere ulaşamıyor şeklinde ilerlese de, güzel tepkiler de oluyor ve ben yine de yapmak istediğimi yapıyorum ve bu durumdan mutluyum.
Elbette her müziğin bir çizgisi, bir adı sektöre göre kategorilendirilen bir tarzı var ki sizin müziğiniz de öyle; ama siz genel anlamda nasıl tanımlıyorsunuz müziğinizi, size neler ilham oluyor, neler yazdırıyor ve söyletiyor. Genellikle notalar nasıl şekilleniyor ve nerede her şey hazır oluyor. Bütünü ile müzisyen kimliğini nasıl tanımlıyor Emre? Diğer çalışmalar içinde yaptığı işleri nereye konumlandırıyor?
Bu soruda her zaman şunu yanıtlamışımdır ve realist düşüncem şudur: Genelde sözlerimi veya müzikal üretimi hayal gücü ve gerçekçiliği birleştirerek bir şeyler üretmeye odaklanıyorum.
Daha önce bir röportajımda söylediğim gibi bir tarafım duygusal, bir tarafım hayalperest, bir tarafım da realist… Bunlar benim ani duygu durum değişikliklerime ve hareketlerime anlam katıyor. Ayrıca, müzikal konuda yaptığım işleri bir yere konumlandırmak konusu biraz göreceli bir kavram oluyor; sanat yapıyoruz ve mütevazı olmalıyız.
Rap müzik genel olarak kollektif işlerle de besleniyor. Bazılarının tamamen alternatif bir yerde durduğu gibi bazılarının da ciddi anlamda ses getirdiğine tanık oluyoruz ki son yıllarda feat. durumlar çoğaldı. Rap altın yılını mı yaşıyor; bir müzisyen olmanın yanında dinleyici olarak da baktığınızda rap neyi temsil ediyor, neden üretilen ve seçilen bir yerde öne çıkıyor?
Rap altın yılını mı yaşıyor bilemem belki bundan daha mükemmel şeyler de çıkacaktır. Belki bir gün Türkiye aynı Amerika’daki gibi yoğunlukta rap müziğin var olduğu bir ülke haline gelecek… Dinleyici olarak baktığımda ise yeni nesil çıkan şarkılarda bir anlam bulamıyor; genelde yabancı içeriklere odaklanıyor veya Türkçe old scholl müzik de kendimi daha iyi hissettiren bir müzik.
Burada şuradan devam edecek olursak her müzik tarzında bir ilk, bir ayrı sevdiğimiz isim olmuştur. Mesela yolun başında size bu anlamda ilham veren bir isim oldu mu? Gerek dünyada gerek ülkemizde yine dünden bugüne bu tarzda kimler sizin için özel bir yerde durmadı. Rapin dışında dinleyici yanında müziğin diğer renklerine açık mısınız ve oralarda neler birikiyor arşivinizde?
Özellikle ilham aldığım veya tarzından hoşlandığım müzisyenler tabii ki oldu, ama buna isim veremem. Çünkü genelde gelip geçici oluyor veya zaman geçtikçe bana hitap etmemeye başladığının farkına varıyorum. Bugün bir isim verirsem, yarın onu söylediğime pişman olacakmışım gibi hissediyorum ya da bir isim verdiğimde, bu isme odaklandığımda sanki onu örnekliyor, onun bir kopyası olduğumu düşünebiliyorum.
Müziğin renklerine her zaman açık bir insan olmuşumdur; ağırlıklı olarak sadece rap müzik de dinlemem. Mesela metal müzik dinlemeyi de çok severim ve arşivimi değerlendirecek olursak, içinde rap, metal, arabesk ve birçok alternatif müziğin olduğu çok karmaşık bir müzik listem vardır.
Günümüz sürecinde hem sizi hem de bizi bekleyen ve bir anlamda mutlu ettiği gibi bir anlamda da kafa karıştıran bir süreç oldu ki sistem bunu istedi. Dijital müzik sizi bizlerle her defasında tek şarkılarla buluşturdu. Siz de bugüne kadar böyle seslenmeyi tercih ettiniz ama artık bir albüm geldi ve üstelik yeni şarkılardan; albüm fikri nasıl gelişti; nasıl bir hazırlık süreci getirdi size?
Son single parça üzerinden uzun zaman geçmişti ve kafamda çok uzun süreden beri bir albüm yapma isteği vardı. Diskografime bir albümde katmak istemiştim. Müzik yapmak bazen beklentilerimin karşılığını veremiyordu; bazen de içimde her zaman üretme isteği var oluyordu…
Eski zamanlardan günümüze kadar ürettiğim ve üretmiş olduğum biriktirdiğim ve kafamda canlandırdım içeriklerim vardı. Bunları albümde konumlandırmayı istedim ve albümün içindeki şarkıları ifade ettiği gibi müzikal üretimde bir yandan hevesim varken bir yandan hevesimi kalmadığını düşünerek albüme “Anhedoni” ismini koymaya karar verdim. Psikolojik terim de “Anhedoni”; eski yaptığı işlerden haz duymama hastalığı olarak tanımlanıyor. Bu müzikle ilişkili durumumu güzel yansıtıyordu ve albümün ismi de bu yüzden böyle olmak zorundaymış gibi düşündüm.
* Anhedoni, kişinin eskiden keyif aldığı hobiler, sosyal ilişkiler veya fiziksel aktivitelerden artık zevk alamaması, hayata karşı ilgi ve motivasyonunu kaybetmesi durumudur.
Albümün isminin böyle bir karşılığı var ki şarkıların nasıl yan yana geldiğini, birbirini çevrelediğini de merak ediyorum bu albümde. Öğrendiğim kadarı ile farklı dönem ruh hallerinin yanına karanlık, içe dönüklük serpiştirilmiş ve bu kez pop ve rock öğelerle de harmanlanmış; önceki şarkılara göre burada neler bekliyor dinleyiciyi yani nasıl bir iç içelik, nasıl bir gel-gitlik ya da?
Bir önceki soruya verdiğim benzer bir yanıtı ileteyim: Bir yanım müzik yapmak isterken bir yanım artık yapmak istemez oldu. Çünkü bazen emeklerimin karşılığını alamıyorum, bazen beklentilerimi yüksek tutuyorum, bazen güzel konumlarda bulunuyorum, bazen ise istemediğim olaylarda kendimi buluyorum. Bu nedenle albümün ismini bu şekilde yapmaya karar kıldım.
Pop rock üyelerini de müzik yeteneğimi dahil etmek istediğimden dolayı farklı bir tarz oluşturmak istediğimden ötürü bu müzik türlerini de kendi müziğime kattım.
Mesela sizinle ilgili yaptığım aramalarda şarkılarınız genel olarak aşk, yalnızlık, içsel mücadele, sahte hayatlar, yeniden doğuş üzerine şekillenmiş; aslında en çok hangi şarkı böyle bir sonuç doğurmuş’u da merak ediyorum ama bu duyguların sizdeki açılımını öğrenmeyi daha çok istiyorum. Neler söyleyebilirsiniz bu açılımlara? Sizdeki tanımın dökümü neler olabilir?
Hiçbir gün piyasaya günümüze hitap etmeden tamamen içimden geldiği gibi üretmeye odaklandım. Dediğim gibi bir tarafım asi, bir tarafım duygusalken; hayal gücüm güçlü, gerçekliği de es geçemezken bana şarkıları üretirken bu konulara meyil verdirdi.
Genel dünyanıza biraz dokunalım. Mesela şimdi albüm çıktı, dinliyoruz; bir sonraki buluşmaya kadar neler olacak. Mesela sahnelerde yer aldınız ve performanslar ile aranız nasıl oldu onu merak ediyorum; dinleyicilerden gelen tepkiler ne yöndeydi, onlarla ilişkinizi öğrenebilirim; bir müzisyen olarak başka neler yapmak istediğinizi sorabilirim. Müziğin sustuğu yerde bir de sizi tanımak isteyebilirim. Müzisyen dışında nasıl bir Emre ile karşılaşabiliriz, dünyasının diğer renkleri, hayatının diğer akışı nasıldır?
Bir sonraki buluşmada her şeyin daha iyi olacağını düşünebiliyorum üzerinde çalışıyorum. Sahne ve performanslar hep heyecan dolu oldu, hep samimi olma taraftarı oldum… Beni dinleyen, destekleyen herkese karşı samimiyetle davrandım. Elimden geldiğince onlarla bir dostluk kurdum. Tabii ki onların da bana karşı dostlukları oldu. Müziğin dışındaki Emre, genel olarak hayal hedeflerine odaklanan, özverili çalışan, farklı işlerde yer alan ve sorunlarla baş etmeyi bilen biri. Bir tarafı asi olduğu kadar bir tarafı da duygusal…
Müzik Ekspres Alternatif Ruhun Gıdası

