Kadın içerikli talihsiz vakalar ve savaş insanlık tarihinin kanayan yarası olmuştur. Önüne geçemediğimiz bu iki figürün dramları yan yana geldiğinde daha bir içler acısı hal alıyor. Bunun olabildiğince ifadelendirilmesini çok önemsiyorum. Bir konuyu fazlaca işlediğimizde ancak toplumda ve yönetimlerde irite yaratıp önlem alınmasına doğru yol alabiliyoruz. Sanat bunun ifadelendirilmesinin bir yolu ve insan zihniyetini değiştirmede en önemli yerde yer alıyor.
Böyle gecikmiş bir proje sanatsal açıdan bu konuya dair ifade için bir fırsat oldu. Benim de yer almam icracı yönüm açısından çok önemliydi. Daha önce de kendi albümümde Yemen’e savaşa giden ve dönmeyen “Xerîb Telû”nun hikâyesini annesinin ağzından Kürtçe seslendirmiştim. Bu albümde buna benzer bir durumu Zazaca seslendirmiş oldum.
Bu yazıyı okuduğunuza göre nefes alıyor, nefes alamamanın ne demek olduğunu düşünmeden yaşıyorsunuzdur. Saniyeler içerisinde kaybedilen yaşamların coğrafyasından çok dışında olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. Çünkü yaşamın karşıtlıkların birlikteliğinden ibaret olduğunu fark etmiyorsunuzdur. Her şey karşıtlığıyla var olur. İyi kötüyle, güzel çirkinle, yakın uzakla, yaşam ölümle… Ancak ilginç olan, kimi zaman ölümün ölümsüzlük amacı taşımasıdır. Başka bir deyişle, ölümden duyulan üzüntünün, yitirilen insanın yaşama katkısının, insanların yüreklerinde yarattığı boşluğun dillendirilerek, ölümü yenme çabasında gizlidir, ölümsüzlük amacı. Bu yönüyle düşünüldüğünde, ölümle gelen ölümsüzlüğün yarattığı en önemli alandır ağıtlar. İber Müzik Yapım, savaşların kadınlar üzerindeki etkilerini ağıtlar üzerinden sunan bir albüme imza attı. Metin…