Papatyaların kokması için ölmesi gerekirmiş / Bir ölüm bir insanı ancak bu kadar güzel kandırabilir.
Haftaya çok keyifli bir o kadar da hüzünlü bir şarkı ile başladım: Papatya. Sözü, müziği ve düzenlemesi Emir Ersoy’a ait olan şarkıyı eşi Gökçe Bahadır seslendirmişti. Bütün bir kış birçok kere göz göze gelmiştim Bahadır ile çünkü iki sezon yayınlanan “Ufak Tefek Cinayetler”i yeni izleme şansını bulmuştum ve bir süre peş peşe de sürekli izleyince hafiften de kendimi Sarmaşık sarmalında bir karakter hissetmeye bile başlamıştım. Elbette ki izlediğim tek dizisi bu değildi; birçok karaktere hayat verdi Bahadır ve bugün bakında hemen hemen hepsi de iz bıraktı TV sahnesinde.
Bu süreçte bir de albüm yaptı hatta. Aykut Gürel ile yaptığı iş birliği sürecinde Türk popunun klasik şarkılarını yorumladı. Beraberinde müziğe de iyiden iyiye ısınınca Tuna Kiremitçi ve daha sonra eşi de olacak olan çok değerli Emir Ersoy’un albümünde de konuk sanatçı olarak performans gösterdi. Ekranlardan ya da beyaz perdeden müziğe tam olarak bir geçiş yaptı diyebilir miyiz kuşkusuz ki hayır ama önemli de bir müzik adamı ile birlikte süren bir hayat elbette ki meyvelerini vermeye de müsait olacaktı ve bence ses olarak da kredisi yüksekti.
Ersoy’un yanında Ayhan Günyıl, Altuğ Öncü, Caner Üstündağ, Oğulcan Bolcan, Ahmet Koraltürk, Berrak Aras Çayan ve Ege Bekat enstrümanları ve vokalleri ile bahara sımsıcak bir merhaba dedi “Papatya”. Saflığı, masumiyeti ve içten sevgiyi ifade edene ve temiz duyguların ifadesi olarak da bilinen bu çiçek belki de devamında farklı renklerle devam edecek, yeni bir mevsimin ilk dokunuşu olacak.
Bahadır’ın yorumunda aşırı güçte bir vokal performansı yerine duyguyu doğal akışına bırakıyor. Sesindeki hafif kırılgan ton, şarkının sözleriyle keyifli bir paralellikte yürürken dinleyende bir anıyı sessizce düşünüyor hissi bırakıyor adeta. Hatta çok sevdiğim dörtlüklerinin birinde bazı duyguların değerinin kaybettikten sonra anlaşıldığını ve acının bile zamanla sevgiye dönüşebileceğini dile getiriyor. Yani öyle bir yerde duruyor ki şarkı size her iki duyguyu da yani neşeyi de sevinci de eş zamanlı notalara ve seslere döküyor. Bir yandan da düşünüyorum, oynadıkları içinde en çok hangisinde burada Gökçe, hangisi daha çok severdi ve söylerdi bu şarkıyı acaba?
Kadri Karahan / Editörün Notu
Papatya
Loş ve boş sokaklarda
dolanırken bulur kendini son yaprağın
Sararıp solmuş
tıpkı Kendimi bulduğum gibi
Uzun uzun rüzgarın nefesini dinlerdim
Kimsesizce ve sessizce
Sarı sarı güneşin doğuşunu beklerdim
Sen gidince çaresizce
Papatyaların kokması için ölmesi gerekirmiş
Bir ölüm bir insanı ancak bu kadar güzel kandırabilir,
bir insanı ancak bu kadar güzel bekletebilir
Ve bir ölüm kendini ancak bu kadar güzel sevdirebilir
Uzun uzun rüzgarın nefesini dinlerdim
Kimsesizce ve sessizce
Usul usul yağmurun gözlerini seyrettim
Ve eklendim vakit gelince
Künye:
Söz – Müzik : Emir Ersoy
Düzenleme : Emir Ersoy
Bass : Caner Üstündağ
Akustik & Klasik Gitar : Ayhan Günyıl
Cümbüş : Altuğ Öncü @altugoncu
Elektro Gitar : Oğulcan Bolcan
Rabarba : Ahmet Koraltürk, Berrak Aras Çayan, Ege Bekat
Studyo : Ers RecordZ
Mix : Emir Ersoy
Vokal Mix : Murat Bulut
Mastering : Murat Bulut
Müzik Ekspres Alternatif Ruhun Gıdası

