EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Apolas Lermi

Apolas Lermi

Trabzon’da doğdunuz ve büyüdünüz, o kültürden hiç kopmadan da müzikle uğraşmaya karar verdiniz ve o gün bugündür de hayatımıza güzel şarkılar kattınız. Peki sizi müzikle buluşturan, daha sonra onla sürükleyen ne oldu. İlk heyecanınız, ilk adımlarınız nasıldı, kimler yanınızdaydı?

Gurbete göçmek zorunda kalan milyonlarca aileden birinin, 10 yaşındaki bir ferdi olarak tanıştım İstanbul’la. Kenar mahallelerde kültür çatışmasıyla büyüyen binlerce çocuktan biriydim. Yalnızlığıma dost olan Dersimli bir arkadaşımın etkisiyle bir bağlama aldım ve onunla birlikte kursa gittim. Daha sonra lisede okulun müzik grubu olduk ve gitara yöneldim. O dönemin baskısı altında Kürtçe, deyiş ve özgün müzikle ilgilenen arkadaşlarla çaldık, söyledik. Çeşitli öğrenci organizasyonlarında ve alternatif etkinliklerde gitarist olarak sahne aldım. Daha sonra elektrogitar ve kemençeyle ilgilendim. Protest müzik yapan Grup Munzur ile bir süre çalıştım. Bu dönemde müzikal olarak kendi duygumu yaşama isteği ağır basıyordu. Ayşenur Kolivar ve Helesa Projesiyle tanıştım. Onlarla birlikte Karadeniz kültürünü derinlemesine araştırmaya başladım. Türkiye ve Avrupa’da, çeşitli müzisyenlerle ve farklı tarzlarda uzun süre müzik yaptık.

Farklı kültürlerden, farklı inançlardan birçok insan tanıdım. Bu süreçte hepsi benimle birlikteydi. Bu dönemlerde ailem, müzik üzerine bir hayat kurmama karşıydı. Albümden sonra durumu kabul ettiler diyebiliriz.

Zamanla kendimi Türkiye’deki müzik sektörünün içinde buldum. Sosyal meydanın da etkisiyle insanlarda bir beklenti oluştu ve bir şekilde albüm kayıtlarına başladık.

Ülkemizde nadir olarak rastlanan bir dilde, Romeika yani Karadeniz Rumcasında söylediniz eserleri, tüm albümlerinizde de bu böyle devam etti ve siz yok olmakta olan bir dile de önemli bir katkı sağladınız. Albümlerinizde ortak bir hal de şu: Geleneksel müziğin dışına çıkmama ve bir o kadar da Türkiye’de ve dünyada müzik adına atılan adımları reddetmeme. Bu hep böyle oldu ve de olmaya devam edecek öyle değil mi?

Evet. İlk albümümüz “Kalandar”ı ‘Karadeniz Kültürüne nasıl katkımız olur kaygısı ile kaydettik. Hesapsız ve pazarlıksız bir albümdü. Sadece Türkçe ve Romeika şarkılardan oluşan bir repertuar hazırladık. Aranjörümüz Murat Çorak ile farklı enstrümanların tınısını taşıdık Karadeniz ezgilerine. Deneme çalışmalarımız oldu. İkinci albüm Santa’yı da böyle kaydettik.

Romeika; yani Antik Yunanca’nın Karadeniz’deki adı. Bu dil yükselmekte olan Doğu Karadeniz Müziği içerisinde yerini alamamış, dışlanmış ve ötekileştirilmiş bir tabuydu; sahip çıktık. Popüler gündemin etkisiyle, sadece ‘Laz’ kavramına indirgenen köklü Karadeniz tarihinin Antik kültürüydü Pontus. Hala bu kelimeyi duymaktan korkan insanlarla doludur Türkiye. Örtülmeye çalışılan bu tarihe ve kültüre sahip çıkmadan Doğu Karadeniz Müziğinden bahsedemezdik. Bu nedenle bizden önceki birçok müzisyenin yaptığını yapmadık ve Romeika’ya sahip çıktık. Bu durum bizi Karadeniz Müziği’nin istenmeyen çocuğu haline getirdi. Kendimizi ifade etme alanlarımız engellendi.

Apolas Lermi
Bir yandan da albüm repertuar süreçlerinizde çok titiz davranmanız gerekti zira yer alan eserler için araştırmalar yaptınız, doğru kaynaklarla dinleyicisi ile buluşmayı amaçladınız. Bu sürecin hem keyifli hem de zor anlarına tanıklık ettiniz kuşkusuz, nasıl bir hazırlık gerektirdi albümleriniz, bu hassasiyet nerelere götürdü sizi, kimlerle buluşturdu?

Doğu Karadeniz kültürel açıdan çok zengin bir bölgedir. Karadenizli müzisyen arkadaşların çoğu, Karadeniz bölgesini tanımadan kendilerini sahnede buldu. Bu arkadaşlar Karadenizli olmayan dinleyicilere birçok açıdan yanlış bilgi akışı sağladı. Mesela Anonim kavramının içi açılmadı. Anonim ama neresi; Artvin mi, Trabzon mu, Hatay mı, Çanakkale mi..? Her dilin ve her kültürün bir bölgesi, bir tavrı var.. Bir Trabzon türküsüne Laz müziği demek yanlış. Çünkü Trabzon’da tarihte yerli halk olarak hiç Lazca konuşulmadı, Laz toplumu yaşamadı. Geleneksel eserlere önem vermemizin ve böyle bir repertuar oluşturmamızın nedeni özellikle bu durumdur.

Bizim albümlerimiz genelde Trabzon kültürü üzerine kurgulanmıştır. Ancak Trabzon kültürü çeşitli tarihsel olaylar nedeniyle dünyanın dört bir yanına taşınmış, sürgün edilmiştir. Bu nedenle evrensel bir kültürdür ve ‘Bize her yer Trabzon’ sloganı sadece fanatik ve faşizan bir ifade değildir. Bu gerçeklerin farkında olarak elimizden geleni yapmaya çalıştık.

En çok dikkatimi çeken bir şey de her albümü yıllarca aynı topraklarda yaşayan kültürlerin kardeşliğine ithaf ederek noktaladınız. “Diren Karadeniz” isimli bir projede de yer aldınız ki bu proje Karadeniz’deki sosyal ve çevresel sorunlara dikkat çekmeyi amaçlıyordu. Maalesef yine günlerdir kalbimiz Artvin’le artıyor ve benzer bir tehlike yine kapımızı çalıyor. Bir sanatçı olarak, bir Karadenizli olarak sizin de bu konuda söylemek istediğiniz çok şey var eminim…

Trabzonlu bir müzisyen olarak, memleketime biçilmeye çalışılan ırkçı ve faşizan kimliğin farkındayım. Bu nedenle üzerimde ciddi bir sorumluluk hissediyorum. O kadar çok şey öldü ki. Biz de bir şekilde bu savaşın içerisindeyiz; vicdan savaşı.

Diren Karadeniz; benim “Kalandar” albümümde yer alan ‘”Seçim Zamanı” isimli eserimin projelendirilmiş halidir. Sözleri bana aittir, müziği Tonya bölgesinden anonim bir ezgidir. Karadeniz müzik tarihinde protest içeriğe sahip nadir eserlerdendir. “Santa” albümümdeki ‘Tonton’ isimli şarkı da başka bir örnektir.

Vicdan savaşı kötüler bu dünyada olduğu müddetçe sürecek bir savaştır. Dünya’nın, Türkiye’nin ve Karadeniz birçok yerinde insanlar çeşitli nedenlerle savaşıyor. Bunların çoğu medyada yer bulamıyor. Ben insana karşı doğadan yana tavır alan biriyim ve bunun için mücadele eden insanların her zaman yanımdayım. Hepsini selamlıyorum.

Apolas Lermi

Yeni albüm “Romeika” Anadolu Müzik etiketi ile raflarda yerini aldı. Bu albümün bir başka heyecanı daha var ki eş zamanlı olarak Yunanistan’da da yayınlandı. Yine albüm de önceki albümler gibi kollektif bir albüm ve her iki ülkeden önemli müzisyenlerin katkıları ile hazırlandı. Nasıl yola çıkıldı “Romeika”da, nasıl bir ilk adım atıldı, nasıl gerçekleşti kayıtlar, nasıl tamamlandı?

“Romeika” isimli albüm sadece Rumca ve Yunanca şarkılardan oluşan bir albüm. Aslında ikisi de aynı şey ancak Türkiye’deki insanların anlaması için bu şekilde ifade etmek daha doğru. Bu albüm öncekilerin bir devamıdır. Kültürel baskıya ve ötekileştirmeye karşı direnişin zaferidir.

Aslında Yunanistan’daki dinleyicilerimiz için hazırladığımız bir albüm; Türkiye’de de yayınlansın istedik. Kayıtlar Türkiye’de ve Yunanistan’da gerçekleşti. Türkiye’deki müzikal tavır özellikleri tercih ettik. Yine çok değerli müzisyenlerin katkısı oldu. Müzik yönetmenimiz Ali Ekber Kayış; dilbilimci Vahit Tursun, sanatçı dostumuz Pela Nikolaidou ve diğerleri… Tekrar teşekkürler hepsine.

Bugüne kadar çalışmalarınız birçok sinema, TV dizisi ve belgeselde kullandı. Aynı şekilde birçok şehirde, ülkede konserler gerçekleştirdiniz ve önemli de bir dinleyici kitlesi yakaladınız. En başından beri nasıl yanınızda oldu onlar, nasıl bir dostluk içinde paylaştınız türküleri / şarkıları?

Benim kafamdaki dünyada ırk çatışması yok; dil ve din savaşı yok. Farklılıkların güzelliğini yaşayan insanlar var. Dünyayı parsel parsel bölenler müzisyenler değildir. Böyle düşünen vicdanlı insanlarla dünyanın her yerinde bir araya geliyoruz; hayatı paylaşıyoruz.

Albümün açılış şarkısı “Laison” için düştünüz yollara ve bir klip çektiniz, albümden çok daha önce de yayınlayarak bir sürpriz yaptınız dinleyicilerinize. Önümüzdeki günlerde kuşkusuz sahnelerde de dinleme şansını bulacağız bu şarkıları canlı olarak, neler planlanıyor, nasıl karşılaşacağız sizinle ilerleyen dilimde?

Maalesef ülkemiz ve bölgemiz hem siyasi olarak, hem ekonomik olarak zor bir dönemden geçiyor. Böyle bir dönemde müzik yapmayı vatan hainliği olarak görenler var. Bu nedenle müzik severlerle çok sık buluşamıyoruz. Ancak çalışmalarımız devam ediyor. Bu kötü süreçten çıkmayı ve insanlarla daha sık buluşmayı umuyoruz.

Son yıllarda müzikte çok fazla bir üretim, çok hızlı bir akış var, birçoğu çıktığı gibi yok olmaya mahkumken etnik müzikte böyle bir kaygı hiç yok, sizin de hiçbir kaygınız yok. Bu albüm bugün bizimle buluştuğu gibi belki on sene sonra da birileri tarafından ilk kez dinlenecek. Kalıcı olabilmenin, kalıcı müzik yapabilmenin, öz olabilmenin, doğru söz, doğru nota olabilmenin siz de tanımı nedir, nasıl bir çaba / çalışma gerektirir?

Tarihin, kültürün ve halkın gerçeği olabilen her şey güçlü olur. Müzik ve sanatta da durum böyle. Birilerinin çıkarına hizmet eden televizyon kanallarından izleyenlerin kafasındaki sanat, bizim yaptığımızdan farklı. Bu sistem yalanlardan yana olsa da, zafer her zaman gerçeklerin olur.

Apolas Lermi
Dinleyici olarak peki hangi isimlerdesiniz, sizin müzisyenleriniz kim; bu yolda eserleri ile olan, onlarla yol arkadaşlığı yapmaktan mutlu olduğunuz. Özellikle çalışmak istediğiniz, bir şarkıda / sahnede buluşmayı temenni ettiğiniz bir isim var mı bu anlamda?

O kadar çok isim var ki, burada birkaç tanesini söyleyip diğerlerine haksızlık etmek istemiyorum. Bilincime ışık olan tüm sanat sevdalılarına teşekkürlerimi sunuyorum.

Ve son olarak müziğin dışında sizi tanıyalım istiyorum. Dünyanızı başka neler tamamlıyor, sizi başka neler tanımlıyor. Hayatınız bu karışık, bu yorucu, bu sancılı süreç içinde nasıl bir akışta?

Hayatım genelde müzik etrafında şekilleniyor. Türkiye’de, İstanbul’da yaşıyorum. Fırsat buldukça bilmediğim ülkelere, şehirlere yolculuk yapıyorum. Bilinmeze yolculuğu seviyorum. Doğayı ve doğa olaylarını çok severim. Çok kitap okuyamıyorum ama sık film izlerim. Bunun dışında her insan gibi özel hayatım, insan ilişkilerim, planlarım, projelerim var.

 

 

 

 

Apolas Lermi

Apolas Lermi
Romeika / Anadolu Müzik

 

 

 

Trabzon’da doğdunuz ve büyüdünüz, o kültürden hiç kopmadan da müzikle uğraşmaya karar verdiniz ve o gün bugündür de hayatımıza güzel şarkılar kattınız. Peki sizi müzikle buluşturan, daha sonra onla sürükleyen ne oldu. İlk heyecanınız, ilk adımlarınız nasıldı, kimler yanınızdaydı? Gurbete göçmek zorunda kalan milyonlarca aileden birinin, 10 yaşındaki bir ferdi olarak tanıştım İstanbul’la. Kenar mahallelerde kültür çatışmasıyla büyüyen binlerce çocuktan biriydim. Yalnızlığıma dost olan Dersimli bir arkadaşımın etkisiyle bir bağlama aldım ve onunla birlikte kursa gittim. Daha sonra lisede okulun müzik grubu olduk ve gitara yöneldim. O dönemin baskısı altında Kürtçe, deyiş ve özgün müzikle ilgilenen arkadaşlarla çaldık, söyledik. Çeşitli…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.55 ( 4 oy)

Bir yorum

  1. Hemsehrimizi tebrik eder basarilar dileriz

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*