EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Ali Ersan Duru

Ali Ersan Duru

Ülke olarak mutlu bir yaz yaşamıyoruz, yas üstüne yas tuttuğumuz bu zamanlarda her zaman olduğu gibi sığındığım en güzel şey yine müzik, yine müzik üzerine kurulan tanışıklıklar ve paylaşımlar, söyleşiler.

Bu haftaki konuğum için çok heyecanlandım; on yılı aşkındır tv – sinema kariyerinde  (Şahane Damat, Kalbimin Sultanı, Diriliş Ertuğrul, Sen Anlat Karadeniz, Sen Çal Kapımı ilk akla gelen yapımlar) başarılı bir yol izleyen Ali Ersan Duru’dan gelen single haberi oldukça şaşırttı. Heyecanla ortaya nasıl bir çalışma sunacak merak etmeye başladım.

Öncelikle siz de söyleşi de okuyacaksınız ki bu durum “canım istedi türkü söyledim, albüm yaptım olayı değil” aksine doğru bir zaman için doğru kişilerle çalışma isteği bekleyişi ve bu durumlardan siz de takdir edersiniz ki genellikle olumsuz sonuç çıkmaz, beklemek bazen birçok şeye daha fazla inanmaktır.

“Bir yolculuğa başladım. yeni bir can.,, yeni bir nefes” diyor başarılı oyuncu ve bize de elbette ki hoş geldin demek düşüyor ve üzerine konuşmak, bu süreci dinlemek, kendisini daha yakından tanımak hani.  “Duru Gibi” henüz ilk türküsü ile ses verdi, devamında da Müzik Ekspres sayfalarında buluşacağız kendisiyle. Bu söyleşi için çok teşekkür ediyorum ve en yakın zamanda bir araya gelmeyi diliyorum; bir teşekkür de bu söyleşimize vesile olan sevgili İrem Ezgimen’e. Nice türküye, güzelliğe.

Kadri Karahan

 

 

Müzik dünyasına hoş geldiniz öncelikle. “Duru Gibi” projenizi uzun uzun konuşalım istiyorum ama öncesinde sizi biraz daha yakından tanıyabiliriz ve elbette tanıdığımız karakterlerden başlayabiliriz; oyunculuğunuzdan.
Aslında siz maliye bölümü mezunusunuz ama amatör olarak tiyatroya olan ilginiz sizi bir anda oyunculuk eğitiminin içine çekiyor; bu hep hayaliniz miydi, bu yanınızı nasıl keşfediyorsunuz ve o yıllar nasıl bir heyecanla yaşanıyor.

Gerçekten o yıllardakinden çok daha fazla artarak devam ediyor. Eğer ki yaptığınız iş yapmak zorunda olduğunuz bir iş gibi değil de hobi gibi geliyorsa, o zaman heyecanınız da her geçen gün katlanarak artıyor. İnsanların hayalleri ile girdikleri yolda karşılaştıklarını düşünüyorum. Benim hayatımda da bu böyle oldu. Aslında benim seçimlerim zaten hayallerimdi.

Şu an üzerime düşen tek şey, seçtiğim bu hayallerle girdiğim yolda yapabileceğimin en iyisini yapmak ve devamlı şükretmek.

 

 Geldiğiniz noktada hayatınızda ne değişiyor; bir role nasıl hazırlıyorsunuz kendinizi mesela ve yine bu sektörde önümüzdeki günler adına yeni projeleriniz var mı?

Mutlaka yeni projeler var ve hep olmaya da devam edecektir. Özellikle “Duru Gibi”nin çıkışından sonra oyunculuk performansımla şarkı söylemeyi birleştirmek gibi bir düşüncem de var. Bunu daha kreatif olarak hazırlayacağım bir kaç projede göreceksiniz.

 

 

Sizi yakından takip edenler kuşkusuz ki müzik ile olan ilginizi de biliyordur ama biz müzik takipçileri için sizinle bu mecra içerisinde karşılaşmak sürpriz oldu. Karadeniz ve Anadolu kültürü içerisinde büyüdüğünüzü ve evinizde her daim müziğin özellikle türkülerin yer ettiğini öğreniyorum.
O halde o eve yeniden dönelim ve atmosferi sizden dinleyelim, çünkü kulağa müzik ilk orada aşina ve bugünün ilk adımı.

Babamın çok geniş bir plak arşivi vardı. Kendisinin de sesi çok güzeldi, ama açıkçası ben duymak şerefine bir kaç defa nail olabildim. Türküleri çok severdi. Sadece türküleri değil Türk Sanat Müziğini de en az Türk Halk Müziği kadar severdi. Annem Karadenizli fakat o da evimizdeki müzikal atmosferin sağlam bir parçası oldu.  Çocukken Sezen Aksu’yu ilk defa “Sen Ağlama” şarkısıyla annemin çaldığı kasetten dinledim ve Sezen Aksu’yu ilk o şekilde tanıdığımı hatırlıyorum.

Hala bu Anadolu karışımı ailenin bir üyesi olarak annemle babamın yetiştirdiği evlatlardan biriyim. Abilerim bağlama çalarlar ve tabii ki de Ankaralı bir babanın oğlu olarak evimizin vazgeçilmez ozanı  Neşet Ertaş’tır. Klasik müzik arşivlerimizin de olduğunu biliyorum. Kendisi dinlemese bile bizim dinlememizi isterdi. O zamanlar CD vardı. On dört, on beş yaşlarındayken J.S. Bach, W.A. Mozart, R. Wagner dinlerdim.

 

Aslında müzikal anlamda birikimi ediniyorsunuz ama bir şekilde de öne çıkan oyunculuk size sanki doğru zamanı bekletiyor da bir yandan. Peki ne zaman tamam diyorsunuz. ““Duru Gibi”nin startı ne zaman veriliyor.
Ve az önce de bahsettiğimiz üzere yine kültürümüzden uzak kalmayı istemiyor ve üç türkü belirliyorsunuz bu proje için. Türküler bir anda mı aklınıza gelen ya da sizde yer eden yoksa üzerine çalışarak mı bu noktaya geliniyor?

Yaklaşık 6 aydır çalıştığımız bir proje… Bu türkülerin hepsi benim yıllardır söylediğim, en iyi bildiğim türkülerin içerisinden seçilmiş üç türküdür. Duru gibi’yi oluştururken de ekip olarak, beni en iyi yansıtacak, en duru gibi hissetirecek parçaları seçtik. Böyle bakınca da şunu söyleyebilirim ki; aslında parçaları seçmek için bir zaman harcamadık. Onlar zaten bendeydi, benim gönlümdeydi.

 

Her ne kadar ilginiz olsa da stüdyo sürecini de merak ediyorum. Kimlerle bir araya geldiğinizi ve kayıtlardaki sizi, heyecanınızı? Bir de daha öncesi yapımlarda hiç şarkı ya da türkü seslendirdiniz mi, hayır ise yanıtı bunu hiçbir yapımcı ya da yönetmen fark etmedi mi mesela?

Hayır kimse fark etmedi, çünkü benim öyle bir uğraşım olmadı ve fark etmelerini de istemedim. Söyleyeceğim zamanı ve yeri kendi projeme sakladım. Bundan sonraki dönemlerde bununla ilgili çalışacaklar olursa, profesyonel olarak yürüttüğüm ve bundan sonra da yürüteceğim bu işi TV yapımcılarıyla da aynı profesyonellikle yaparız ve beraber yürütürüz.

“Duru Gibi”nin aranjörlüğünü Zafer Karayazgan yaptı ve ona bu yolda Velican Sagun eşlik etti. Ayrıca müzisyen seçimlerini de bu profesyonel ekip gerçekleştirdi. Vokal koçum ve şan hocam Uğur Yılmaz’dı. Gerçekten bu anlamda çok iyi bir ekiple çalıştığımı düşünüyorum.

 

 

İlk dinlediğimiz türkü “Seher Yeli” peki devamında diğer ikisi ne aralıklarla karşımıza çıkacak ve en önemlisi biz sesinizi sahnelerde de dinleme şansını bulacak mıyız? Henüz çok yeni ama yine size göre dinleyiciniz, izleyiciniz nasıl karşıladı / karşılayacak bu buluşmayı, nasıl bir duygu hali içindesiniz?

Diğer iki şarkımız 15 gün ara ile çıkacak ve beni sahnede görebileceksiniz. Sizin de söylediğiniz gibi her şey gerçekten çok yeni ve sadece ilk tepki olarak söyleyebilirim ki; bu kadar bağırlarına basmaları, sevmeleri, bu kadar yaptığımız işi yansıtabildiğimizi görmek ve karşılığını fazlasıyla hissetmek harika bir duygu.

Bu keyifli söyleşi ve şimdilik uzaktan tanışmak, söyleşmek çok keyifliydi, en yakın zamanda bir araya da gelmeyi diliyorum ve sizi finalde kısa sorularımla baş başa bırakıyorum.
Oyuncu kariyerinizde özellikle size ilham veren oyuncular ya da yönetmenler kimlerdi, yine tam da burada bir gün birlikte çalışmayı istediğiniz, dilediğiniz isimler var mı acaba?

Fazla fazla bir çok insan var. Bir çok idolüm var. Spesifik bir isim söylemem diğer insanlara haksızlık olur; çünkü oyunculukta performansın sadece hissettiğini yansıtmak olduğuna inandığım için, bunu başarabilen pek çok duayenle de çalışmak isterim.

 

Aynı sorunun ya müzik yanında, kimleri dinlediniz en çok o ilk yıllarınızda, kimler sizin müzikteki vazgeçilmezlerinizdi?

Şöyle başlamak isterim; klasik müzikte tam bir R.Wagner tutkunuyum. Türk Halk  Müziğinde ozanlar geleneğine bağlı bir dinleyiciyim ama bir Ankaralı olarak duayenim Neşet Ertaş’tır. Türk pop müziği de benim için hala 90’ların o ışıltılı, kaliteli ve muhteşem dünyasıdır…

 

 

Tam da oradan devam edelim. 90’lar sürecini yaşadınız ki mesela o yılları size en çok hangi şarkı / şarkılar anımsatır. Bir 90’lar şarkısı okumanızı dilesek hangisi olurdu?

Bir tane 90’lar şarkısı söylemeyi istesem inci tanelerinden hangi inciyi seçerim şuan bilemiyorum. O yüzden buna şimdilik net bir cevap veremem ama doksanların en kötü şarkısı bile diyebileceğimiz bir şarkı, şimdiye atıfla hiçte kötü olamaz.

 

Peki ya son dönemler, müziğin geldiği noktayı, o hızlı akışı nasıl buluyorsunuz, yetişebiliyor musunuz ya da ne kadar takip edebiliyorsunuz?

Müzikal kariyerime başlamadan öncede ben zaten belirttiğim gibi her zaman iyi bir dinleyici oldum. Hep şarkı söyledim ve hep dinledim. Az önce 90’ların muhteşem havasından bahsettik. Bu sadece geçmişe olan bir özlem değil, bir gerçeğin dışa vurumu.. O dönemdeki şarkıların müzikal alt yapıları, aranjeleri bugünkü teknolojik gelişmelerle birlikte, var olan başarılı aranjörlerimizin elinde çok iyi düzenlenebiliyor ama her zaman orjinali en güzeli oluyor.

Asıl söylemek istediğim şu; bugün müzik piyasasının hızlı değişimine yetişemememizin sebebi, belki de biz dinleyicilerin ne dinleyeceğimizi bulamamamızdan dolayı bize sunulan çok geniş bir yelpaze olması.

Ayrıca artık insanların bir türü körü körüne dinlediklerini düşünmüyorum. R&B, Hip-hop dinleyen birisi rahatlıkla türkü ya da Türk Sanat Müziği dinleyebiliyor. Bence bu müzik adına çok güzel bir gelişme ve bizleri çok daha güzel şeyler yapmaya, üretmeye teşvik edecek.

 

Genel olarak konuklarıma soruyorum en çok hangisi ile mutlululardı ya da bugün hangisi ile mutlular; plaklar vardı, kasetler, CD’ler ve şimdilerde dijital müzik?

Valla dijital müzik desem yalan olmaz. Çünkü dinlemek istediğim müziğe hemen ulaşmak ve hemen dinleyebilmek bana çok daha keyif veriyor. Ama plak arşivi olan bir evde büyümüş olduğum için de plakların kitaplar gibi dokusunun, dokunuşunun varoluşu pek çok insana daha romantik ya da nostaljik gelebilir. Bu konuda ben sanırım birazcık yeni kafalıyım.

 

 

Özel hayatınızda müziğin ve sinemanın haricinde neler vazgeçilmezinizdir, hayatınızın diğer  renkleri nelerdir?

Spor, aile, doğa, tatil ve dostlarım.

 

Son olarak tam da şu andaki ruh halinizi anlatan bir şarkı ya da türkü ile veda edelim istiyorum
söyleşiye, hangisi olurdu peki?

Sorularını cevapladığım yer şuan Karadeniz sahilinde çok güzel bir restaurant olduğu için buradan denize bakarak; Cem Karaca’dan “Deniz üstü Köpürür”ü gönderiyorum.

 

 

Rol Aldığı Yapımlardan Sahneler

Kalbimin Sultanı

 

Şahane Damat

 

Diriliş Ertuğrul
Ülke olarak mutlu bir yaz yaşamıyoruz, yas üstüne yas tuttuğumuz bu zamanlarda her zaman olduğu gibi sığındığım en güzel şey yine müzik, yine müzik üzerine kurulan tanışıklıklar ve paylaşımlar, söyleşiler. Bu haftaki konuğum için çok heyecanlandım; on yılı aşkındır tv - sinema kariyerinde  (Şahane Damat, Kalbimin Sultanı, Diriliş Ertuğrul, Sen Anlat Karadeniz, Sen Çal Kapımı ilk akla gelen yapımlar) başarılı bir yol izleyen Ali Ersan Duru’dan gelen single haberi oldukça şaşırttı. Heyecanla ortaya nasıl bir çalışma sunacak merak etmeye başladım. Öncelikle siz de söyleşi de okuyacaksınız ki bu durum “canım istedi türkü söyledim, albüm yaptım olayı değil” aksine doğru bir…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.9 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*