EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Fatih Erdemci

Fatih Erdemci

90’ların sonunda “9 da 9” isimli bir karma albüm yayınlanıyor ve “Ben Ölmeden Önce” ilk kez o albümde karşımıza çıkıyor. Şarkı albümün en güçlü parçası ve bir anda Fatih Erdemci kim kendisini merak ediyoruz.

1970 yılında İstanbul’da doğdum. Kadıköy’de büyüdüm. Halen Kadıköy’de yaşıyorum. 1998 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldum. Mezun olduğum branş ile ilgili hiç kalem oynatmadım. 2004 yılında eşimle birlikte bir mimarlık ve tasarım firması kurduk. Halen devam ettiriyoruz. İç mekan tasarımından grafik tasarıma ve tasarımın diğer bir çok kolunda çalışmalar gerçekleştiriyorum. Diğer yandan müzikal yaşantım sürüyor.

Müzikle nasıl tanışıyorsunuz, o ilk başlangıç ve daha sonra ilk albümle yolunuz nasıl kesişiyor, nasıl bir yolculuk başlıyor bu albümle?

Benim Jethro Tull merakımın lise arkadaşlarımı rahatsız ettiği ve onların  Iron Maiden, Deep Purple ve giderek Testament, Venom ve aman yarabbi King Diamond dinlediği lise  yıllarıydı. Bu rüzgarda biz de bir grup kurduk. Amaç “Blue Jean” gençlik dergisinin hazırladığı “Açık Hava Genç Rock Festivali”ne katılmaktı. Grubumuzun ismi “ARDOR”. O günlerde Pentagram, Mavi Sakal, Metafor ve Metallium tabanca gibi çalan ve konserler veren gruplardı. Sonrası hüsran, grubu dağıttık. Sürmedi olamadı. Ben müzikten vazgeçmedim. Grup arkadaşlarımın hepsi bıraktı. Sonrasında üniversite yıllarında geceleri bar ve sahne programları yaptım. Çok naif yıllardı. Çok şey öğrendim. MFÖ, Bülent Ortaçgil, Doğan Canku, Fikret Kızılok, Grup Gündoğarken, Vedat Sakman ve nicelerinin şarkılarını çalıp söylerken “beste ne demek”, “nasıl olmalı”, “sözler nasıl düşünülmeli” gibi iç soruların cevabını ister istemez alıyordum büyük bestecilerden.

Tabi ki beste yapıyordum ve sahnede seslendiriyordum, beğeniliyorlardı.

Müzik ile profesyonel düzeyde tanışmam 1994 yılında gerçekleştirdiğim Yonca Kocadağ’ın “Herdaim Yonca” albümünde yer alan 8 şarkımla olmuştu. Bu albümün tüm söz beste ve düzenleme çalışmaları bana aitti.

“Yaşamak Zor” albümü  hikayesine gelince, Klasik bir hikaye ama şöyle oldu; yine bir gece çalarken biri geldi ve bir kartvizit uzattı. Yarın gel bir konuşalım dedi. Gittim, çaldım, söyledim ve “9’da9” için bir şarkı ile sen de yer al dediler. “Ben Ölmeden Önce”yi demo olarak verdim. Düzenlemesini Tansel Doğanay yaptı. Ömer Faruk Sorak klip çekti. Şarkı çok beğenildi. Sonrasında albüm geldi.

 

Şarkı sadece orada kalmıyor ve daha sonra Harun Kolçak, Pamela ve Mehmet Erdem ve sahne performanslarında ise birçok müzisyen tarafından da seslendiriliyor.

Ondan önce şarkının başarısı üstüne plak şirketi benim hayli zorlamamla bir albüm için karar verdi. Şarkılarım zaten hazırdı ve 1999 yılında “Yaşamak Zor” albümünü çıkardım. Ne yazık ki plak şirketi iflas etti ve albüm adına hiçbir tanıtım yapılamadı. Zaten zor yıllardı. Ben de uzun bir ara verdim. Sonrasında bir şekilde şarkı kendi tarihini kendi yazmaya başladı. Sanırım bunda sosyal medyanın yaygınlaşması çok etkili oldu.

Peki büyüsü bozulmayacaksa nasıl bir hikayesi var ki hepimiz kendimizi bulduk, bulmaya da her dinlediğimizde devam ediyoruz içinde?

Sanırım bıraktığı en büyük etki sözleri. Çünkü büyük bir pişmanlığı anlatmakla başlayıp, umudu vurguladıktan sonra isyanı dile getiriyor. Yani insanın çalkantılı bir döneminde başından geçenlerin tümünü yaklaşık beş dakika içerisinde ortaya koyuyor ve bunu güçlü armonik altyapıyla isyanın evrensel müziği olan rock ile sunuyor. Bir başka açıdan da sözlerin ana fikir, dinleyiciye ilginç geliyor diye düşünüyorum. Biri var “öldüm ve bu benim hikayem” diyor.

 

 

Yeni albüm “Kapılar” geçtiğimiz günlere Ada Müzik etiketi ile yayınlandı.

18 yıl aradan sonra geldi bu albüm ki bu süre içinde sahne almaya devam ettiniz, uzak kalmadınız aslında, ama ne oldu da bir albüm için beklediniz, nasıl birikti bu şarkılar?

Bana göre bir besteci şarkı yapmayı bir amaç için değil kendi travmalarını iç dünyasında regüle etmek için yapar. Ya da en azından ben öyle yapıyorum. Amaç için yapılmış besteler zaten kendini hemen belli eder. Kalıcı değillerdir. Yapmaya çalıştığım müzik hakkında kibirlenemem ama şunu kendim adına söyleyebilirim ki beste yapmayı her zaman ciddi bir iş olarak görmüşümdür. O nedenle karar vermek zaman alıyor. Zaman içinde aklımda bir sürü fikir vardı zaten. Yeni bir albüm fikri ile birlikte müzik yoldaşlarımla beraber şarkıları sahnede deneyimleyerek düzenlemeye karar verdik. Sahnede çalarak dinleyicilerin tepkilerini değerlendirdik. Bir sürü şarkı içinden albümde yer alması gereken şarkıların seçimlerini yaptık ve düzenlemeye başladık. Bu arada Ada Müzik Yapım ile tanıştım ve destek oldular. Albümün yapım süreci bu şekilde başlamış oldu.

“Bu yakada değişen bir şey yok dostum, aramasan da olur”
“Cennetimden kovuldum aşkımın, cinnetime karışmayın”
“Elimde olsa bu kadar sever miydim, bu şarkılar acıtıyorlar”
“Herkesin kendi hikayesini bir şarkıda bulmasını umduğum bu albüm” diyorsunuz. Albümde sözleri besteler, besteleri sözler o denli birbiri ile tamamlamış ki ben adıma düşen payı almakta gecikmedim.
Peki nasıl tepkiler geldi şu ana kadar size, bundan sonrası nasıl yola devam edecek bu şarkılar. Mesela benim canım en yakın zamanda sahnede dinlemeyi çok istedi, nelerle ve nerelerde karşılaşacağız sizle?

Eski olmama karşın aslında yeniyim denebilir. Çok uzun süre ortalarda görünmediğim için ve eski albümün dijital ortamlarda da olmaması diğer yandan da bir menajerimin olmaması bu süreci biraz sekteye uğrattı. Şimdi gereği ne ise yapabileceğime inanıyorum. Tepkiler çok iyi ve umduğumdan ötede. Amacım besteci, söz yazarı ve yorumcu olarak tüm yönlerimi dinleyicilerimle doğru mecralarda paylaşmak. Çünkü sadece tek şarkısı olan bir sanatçı baskısı ne de olsa var. Bu zamanla anlaşılacak ve insanların tüm şarkılarımla beni değerlendireceklerini umut ediyorum. Aralık ayında ortalara doğru Kadıköy Sahne’de bir konserimiz olacak. Sonrasında İstanbul dışı konser programı oluşacak.

Albüm soundu ile bizi bir sahnenin içine sürüklüyor çünkü şarkıların çoğunda canlı bir kayıt kullanmayı tercih ediyorsunuz. Albümün müzisyen kadrosu da bir hayli değerli isimlerden oluşuyor.
Kimlerle ve nasıl, ne kadar zamana uzayan bir stüdyo sürecinde doğuyor “Kapılar”?

Albümün hazırlanması tam dört yıl sürdü. Biraz keyfe keder davrandık. Albümün uygulayıcı prodüktörlüğünü ve aranjörlüğünü Murat Cem Orhan üstlendi. Zaten sahne çalışmalarında grubumuzun tuşlu çalgılarında birlikte çalışıyorduk. Halen de birlikteyiz. Kayıtlar Ege Semercioğlu Stüdyoları’nda yapıldı. Akustik gitarları ben çaldım. Yaylılarda Altın Dubleler, çelloda Çağ Erçağ, konrtbasta Baran Say, trompet ve  flügelhorn Ege Cengiz, obuada Sezai Kocabıyık eşlik ettiler. Kemik kadroda bas gitarı Sıtkı Sencer Özbay, elektrik gitarı Veysel Çolak, davulları Yuşa Katı, tuşlu çalgıları da Murat Cem Orhan çaldı. Geri vokallerde yine Veysel Çolak, Ege Semercioğlu ve Burcu Durmaz katkı sağladılar. “Sırlarım Var” adlı şarkıda elektro gitar solosuyla Akın Eldes, “Şarkılarım”da da düet olarak Pamela Spence yer aldı. Tüm kayıtları Ege Semercioğlu gerçekleştirdi. Miks aşamasında Murat Bulut ve masteringde Çağlar Türkmen yer aldı.

İlk şarkınızdan bu albümünüze geçen süre içinde doğal olarak müzik dünyasında da birçok şey değişti. Siz nasıl takip edebildiniz, nasıl karşıladınız gelen zamanı ve soundu?
Düne bakınca şartlar nasıldı, bugüne bakınca nasıl? Sizce önümüzdeki günlerde neler olacak, nereye doğru gidiyor müzik, müzisyenlerimiz?

Sanırım dinleyici etkisi var. Dünya ve tabi ki Türkiye değişti. Pink Floyd ile hiç tanışmamış bir genç ile karşılaşabiliyorum mesela. Bu garip değil gerçek! Eskiden benim gençlik dönemimde ; Guns’n Roses seven ile King Diamond ya da Slayer dinleyen arasında ciddi bir ayrım vardı.  Giyim kuşamdan yaşam tarzına kadar bu ayrım hissedilirdi.  Şimdi herkes her şeyi her zaman her yerde dinliyor.  Bu kötü değil elbette. Böyle çok farklı tandanstaki dinleyici kitlesine tek kalem iş beğendirmek çok ama çok zor. Her türlü yaratımın çok daha kolay ulaşılabilir olması beğeni süzgecinin deliklerini ufalttı. Bu iyi. Çünkü gerçekten iyi olanın değerini bulması ve kalıcı olması daha kolay ve doğru. Evrim bu bağlamda tüketici alışkanlıklarının değişmesi ve üretenlerin sınırlarını zorlamasıyla iyi yönde gerçekleşiyor gibi duruyor. Güzel şeyler oluyor. Çok iyi enstrümanistler çıkıyor. Tabanca gibi çalıyorlar. Gurur verici. Bir müzisyen için gerçek olan sahnedir. Daha çok mekan var çalacak eskisine göre. Daha çok konser ve festival gerçekleşiyor. Bu da performansları etkiliyor elbette. Bir de şu var bu zamanda artık bilgiye ulaşmak çok daha kolay. Yüksek kaldırımda cover yapmak için gereken notaların peşine düşmek yok artık. O nedenledir ki herkes için daha kolay. İyi ki de öyle.

 

 

Peki size bugüne kadar kim eşlik etti şarkıları ile. Albümünüzde evet çok değerli müzisyenlerle çalıştınız ama hep hayal ettiğiniz, birlikte bir sahnede, albümde, projede olmak istediğiniz bir müzisyen var mı?

Çoğunluk yalnızdım. Tabi ki birlikte bazen performanslarımızda eşlik edenler oldu. Pamela Spence bir örnektir. Bir de Jehan Barbur ile bir sahneyi paylaştık. Diğer yandan Ada Müzik Yapım ile tanışmama da bana destek olmuştur. Buradan kendisine tekrar teşekkür ediyorum.

Bugün peki kimleri dinliyorsunuz, kimler sizi heyecanlandırıyor?

Hala eskilerden vazgeçemiyorum. O başka; malum Pink Floyd, Jethro Tull, Eloy, The Alan Parsons Project liste uzar da uzar. Bazen de Iron Maiden biraz da sertleşebiliyor liste. Yerli olarak MFÖ, Bülent Ortaçgil gibi uzayabilir. Son zamanlarda Amerikan Indie Folk ilgimi çekiyor. Deb Talan müthiş mesela. Başucu grubum ise Steely Dan dir her zaman için. Bir de yerli olarak Ahmet Aslan çok özgün ve iyi müzik yapıyor. Mehmet Güreli’yi unutmak olmaz bu esnada.

Sizinle ilgili yazılanları okuduğumda internetten gerçekten özlenmiş olduğunuzu duydum. Neden bu kadar beklediniz sitemine girmeden. Zira önce Vega’nın ve daha sonra sizin albümünüzle birçok dinleyici deyimi yerindeyse bayram etti.
Bugüne kadar bir şekilde sizi yalnız bırakmayan dostlarınıza, dinleyicilerinize, biriktirilen bu özleme şarkılarınız dışında bir şeyler söylemeniz gerekirse ne olurdu bu?

Bu beni gerçekten çok mutlu ediyor ve yapacaklarıma dair umutlandırıyor. 18 yıl unutulmak için gayet yeterli bir süre. Ama böyle olmadı. Bu sadece benim başarım değil. Sahiplenildiğimi düşünüyorum. Bu duygu içimi ısıtıyor. Bulutsuzluk Özlemi’nin ilk albümü çıktığında destek olsun için tüm arkadaşlar kaseti almıştık. Öyle bir tane alıp kopya çekmedik. Birileri bizim düşündüğümüzü yapmıştı, başarmıştı ve bunun arkasında durmalıydık. Böyle bir şey sanırım.

Bu nedenle benim de özlemim ve bunu tüm içtenliğimle söylüyorum, dinleyicilerimle çokça bir araya gelmek, çalıp söylemek. Bazen bunun nasıl ve ne şekilde olacağı çok da önemli değil.

Ve son soruda her konuğumuzda olduğu gibi müziğin sesini birkaç dakika için kısıyoruz. Ve konuğumuzu müzisyen kimliğinin dışında da tanıyalım istiyoruz. Sizi ve dünyanızı, renklerinizi, sevinçlerinizi, belki başka ilgi alanlarınızı, başka hayatınızın heyecanlarını ve bu kez arayı çok açmadan en yakın zamanda yeniden görüşmeyi diliyoruz.

Müzik dışındaki en büyük tutkum tasarım. İç mekan tasarımları keyifle yaptığım kendimi sürekli yenilediğim ve geliştirdiğim bir alan. Tasarladığım mekanlardaki objeleri hazır elde etmektense tasarlamayı ve yeniden yaratmayı tercih ederim mesela. Bu rutinde de yaratım ve tasarım ön planda. Daha çok bilimsel yayınları okumaktan keyif alırım.9 yaşında bir kızım var ve 5 yaşından bu yana piyano ile ilgili ve birlikte müzik üretmeyi seviyoruz.

Samimi ilginize yürekten teşekkür ederim. Sevgiyle kalın…

 

Fatih Erdemci / Kapılar
Ada Müzik
90’ların sonunda “9 da 9” isimli bir karma albüm yayınlanıyor ve “Ben Ölmeden Önce” ilk kez o albümde karşımıza çıkıyor. Şarkı albümün en güçlü parçası ve bir anda Fatih Erdemci kim kendisini merak ediyoruz. 1970 yılında İstanbul’da doğdum. Kadıköy’de büyüdüm. Halen Kadıköy’de yaşıyorum. 1998 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldum. Mezun olduğum branş ile ilgili hiç kalem oynatmadım. 2004 yılında eşimle birlikte bir mimarlık ve tasarım firması kurduk. Halen devam ettiriyoruz. İç mekan tasarımından grafik tasarıma ve tasarımın diğer bir çok kolunda çalışmalar gerçekleştiriyorum. Diğer yandan müzikal yaşantım sürüyor. Müzikle nasıl tanışıyorsunuz, o…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.78 ( 3 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Threesome