EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Gülşah Tütüncü

Gülşah Tütüncü

Geçtiğimiz günlerde de anlatmıştım, bir kez daha kısaca özet geçmek istiyorum. Sözleri ve besteleri hayata geçer geçmez yakaladığımız, müziğin içinde doğup büyüyen bir isimdi sevgili Gülşah. kadrikarahan.net için 2010 yılında belki de ilk söyleşiyi sevgili F. Gül yapmıştı; o süreçte tanışmış, uzun uzun sohbet etme fırsatı da bulmuştuk. Zaman geçti ve bazen biz kaybolduk, bazen o gözden uzaklaştı; ama bir yerlerde üretmeye devam ettiğimizi hep gördük ve uzaktan uzaktan birbirimizi izlemeyi sürdürdük.

Sevgili Gülşah, “Dua Ediyorum” ve “Sen de mi Brütüs” adlı iki single ile yıllar içinde karabatak misali zaman zaman su yüzüne çıkarken, sahne çalışmalarını da aralıksız sürdürdü. Müzisyen bir aileden gelen ve çok küçük yaşlarda bu işin eğitimine başlayan Tütüncü, Türkiye’de elektro keman performanslarıyla dikkat çeken ilk isimlerden biri olarak sahnede kendine özgü bir dil kurdu. Bir dönem Sezen Aksu, Mustafa Sandal ve Yaşar gibi önemli isimlerin sahnelerine kemanı ve sesiyle eşlik ederek müzikal yolculuğunu daha da zenginleştirdi.

Bir de farklı isimlere verdiği şarkılar var ki, içlerinde en çok öne çıkanlardan biri “Hastalıkta Sağlıkta” oldu kuşkusuz. Bunun yanında Tarkan, Sibel Can, Emre Altuğ ve Ayşe Hatun Önal gibi güçlü yorumcularla da notalarının buluştuğu adresler oldu. Şarkıcılığı, enstrümanistliği, söz yazarlığı ve besteciliğinin yanı sıra müzik kompozisyonu ve aranjmanla da yakından ilgilenen Tütüncü, yazdığı şarkıların düzenlemelerinin büyük bir bölümünü de kendi hazırlıyor. Peki bugünlerde neler yapıyor?

Bir albümlük şarkı hazır ve sabırla dinleyicisini bekliyor. İlk olarak “Küllerden Doğarsın”ı yayınladı; çok bekletmeden ikinci şarkının da geleceğinin müjdesini veriyor. Biz de bu söyleşide hem arada geçen yılları hem de bugünlere nasıl gelindiğini konuşacağız; dünden bugüne kariyer yolculuğunu ve bundan sonra neler olacağını belki de ilk kez buradan öğreneceksiniz. Özetle, yine keyifli bir söyleşi sizi bekliyor. Yıllar sonra Gülşah Tütüncü’yü sayfalarımda yeniden konuk etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Tanışmamıza ve yeniden bir araya gelmemize vesile olan sevgili F. Gül’e ve bu söyleşide bize köprü olan sevgili Nilgün’e de buradan içten selamlarımı gönderiyorum.

Kadri Karahan / Editörün Notu

*  2010 F. Gül Yanık ile olan söyleşi: http://www.kadrikarahan.net/gulsahtutuncu.htm

 

İnstagram

Youtube

X

 

Sevgili Gülşah en sona en baştan başlayalım. Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak doğduğunu ve küçük yaşlarda TRT Çocuk Korosu sınavlarını kazanarak adım attığın müzik yıllarına küçük bir yolculuk yapalım. Sanırım çocuk şarkıları yarışmasında da birinciliğin var bir dönem. Bugün bakınca nasıl o çocuk, ne kadar mutlu, ne kadar heyecanlı?

90’ları dolu dolu, 80’lerin sonlarını ise çocuklukla yakalayabilen, yani; sokaklarda ip atlayan, top oynayan, toprağa, suya değen, ağaç tepelerinde gezen çocukluğumun yetişkini olarak, bugün, gözüm sokaklarda çocuk, tırmanacakları ağaç arıyor. Biraz mecazla karışık, bunları görebildiğimde mutlu ve heyecanlı olabiliyorum.

ve devamı da geliyor ki 12 yaşında İTÜ Devlet Konservatuarı yetenek sınavını ikincilikle kazandığında orada da kemanla bir daha ayrılmamacasına buluşuyorsunuz. Bu seçim seni ne kadar mutlu ediyor demiyorum bile ama nasıl bir aşk başlıyor; yaşıtlarının henüz oyun çağında geleceğinin temelini şekillendirmek seni ne kadar mutlu ediyor?

Oyun çağımda, gezip eğleneceğim yaşlarda keman çalışma gerekliliğim bana o yaşlarda tuhaf gelmiyordu çünkü eğitimimi konservatuvarda aldığım için, yanımdaki arkadaşlarım da aynı şeyi yapıyorlardı, bu bizim normalimizdi. Ne zaman ki büyüdük, mezun olduk, dış dünyadan insanlarla da iletişimimiz başladı, işte o zaman uyumsuzluklar başladı. Her kim bir enstrümanistin yanında olmak istiyorsa, onu enstrümanıyla paylaşacağını bilerek, bunu göze alarak yanında olmalı. ‘’Ya ben , ya keman, seçimini yap’’ diyen kaybeder :)

Orta, lise ve üniversite burada tamamlandıktan sonra diğer bir sınav başlıyor ki yurt içinde ve yurt dışında solo keman resitalleri, senfoni orkestrası konserleri, müzikaller derken ilk kariyer de şekilleniyor. O yaşlarda tanıştığın sahnelerdeki heyecanın bugünkü sahnelerde yaşadığın heyecanla nasıl bir bağı var; çünkü o süreç eğitimin klasik yanındasın ama sonrası bambaşka bir yanında seninle karşılaşacağız çünkü.

Aslında apayrı kültürler, ayrı seyirci, ayrı dinleyici portföyü, ayrı hitap dili, ayrı görsel vb.. Sanırım 7 yaşımdan beri farklı çokça sahneye çıkmış olmak bu konuya adaptasyonumu hızlandırdı. Fakat üretim konusu çok vaktimi aldı. Uzun saatler de içerebilen derya deniz klasik müzik anlayışını 2-3 dakikaya sığacak pop müzikte minimalleştirmeye çalışmak vaktimi aldı.

 

 

Türkiye’deki ilk elektro keman performansını Gülşah sergiledi diyebilir miyiz? Okul sonrası kurduğun Şahmaran grubundan biraz bahsedelim burada. Bu ekiple birçok konserler gerçekleşiyor ve bu performansların çektiği dikkat devamında diğer müzisyenlere de ilham oluyor. Yine bu süreçte Sezen Aksu, Mustafa Sandal, Yaşar gibi isimlere de sahnede eşlik ettiğini öğreniyoruz ki çok güzel adımlar; tüm bu sürecin özetini nasıl yapabilirsin peki?

Evet artık pop sahnelerinde keman çalıyordum fakat akustik kemana takılan kablolar hareket etmeme engel oluyordu, çıldıracak gibi oluyordum :) Dans etmek istiyorum ama yerim dar :) Türkiye’de o yıllarda elektro keman yoktu. Amerika’dan getirttim, ilk erkek değil ama ilk kadın elektro keman performanslarını gerçekleştirdim.

Üniversite sonrası kendi grubumu kurarak sahne almaya başladım. Bu, gençler aramızda toplandık, istediğimizi çaldık söyledik değil de, direkt çok ciddi profesyonel bir oluşum oldu. Kendimi bir anda grand tuvalet binlerce iş insanının karşısında konser verirken buldum. Birçok dilde şarkı söylüyordum, Fransız şansonlarından, bizim türkülerimize, enstrümantal showlardan dünya klasiklerine harika konseptler oluşturuyordum. 20’li yaşlarımdaki bu boyumdan büyük işlere kalkışmalara o zamanlar nasıl bir yürek yiyip cesaret ettiysem, bugün, aferin o kıza, iyi ki yemiş diyorum, çünkü her başarılı konser bir sonrakini getirdi, sektörde tanınan, tercih edilen oldu ve Türkiye’nin en önemli kurumsal markalarını temsilen o yıllardan bu yıllara yüzlerce konser verdim.

Aynı yıllarda back vocal macerası da başladı. İlk olarak Yaşar, sonrasında Mustafa Sandal ve son olarak da Sezen Aksu. Muhteşem isimler olmaları, muhteşem sahneleri de beraberinde getirdi. Rumeli Hisarı konserleri, açık hava konserleri, onlarca yurt içi yurt dışı turneleri. Türkiye’nin en yetenekli müzisyenleriyle, en iyi ses ışık ekipleriyle, bu değerli isimlerin binlerce seyircileriyle geçen uzun yıllar… Elbette bana çok şey katan, öğreten şahane deneyimlerdi.

 

Tüm bu sahneler devam ederken bir yanda söz yazarı ve besteci yanınla da buluşuyoruz. Selam gönderelim sevgili F.Gül (Fati) ile o dönem Mustafa Ceceli’nin ilk albümüne ayrı hayran kalıyoruz ve albüm senin şarkınla yani “Hastalıkta Sağlıkta” ile beklenen çıkışını yapıyor. Hala bile aşıklara marş olmuş bu şarkının ve Ceceli ile buluşmasının, başarısının hikayesini senden dinleyelim istiyorum.

Selam olsun. O dönem ben Mustafa Sandal ile Ceceli, Sezen Aksu’yla çalışıyordu. ( Daha ben Sezen hanımla çalışmaya başlamamıştım o zaman) Ortak konser verilen bir sahnede tanıştık. Mustafa albüm hazırlığındaydı, benim de yoğun şarkı yazdığım bir dönemdi. “Hastalıkta Sağlıkta”yı yazdım. Sabah saat 05 00 da son notasını ve son sözünü tamamladığımda şarkının hit olduğunu görebiliyordum, annem uyandı, mutfakta ona mırıldandım ‘’Ahh Gülşah, bu çok güzel, çok başka dedi’’ içimden tamam dedim, ilk halk beğendi :) Mustafa’ya dinlettim, demosunu hemen o anda yaptık. Şarkıyı albümün çıkış şarkısı olarak seçtiler ve şarkı tahmin ettiğimiz gibi hit oldu.

 

 

Söz yazarı ve besteci yanında devam edelim istiyorum ki çok önemli isimlerle de yolun kesişti. Tarkan, Sibel Can, Emre Altuğ, Murat Boz gibi; sözün ve müziğin bu isimlerle buluşması nasıl gerçekleşti; bir yandan bu yanın hareket kazanırken kendi solo çalışmaların peki biraz gecikmedi mi; yani kendini o anlamda ihmal etmedin mi?

Bu şarkının çok ses getirmesinden sonra sektörde söz yazarı ve besteci olarak tanınır oldum. Birçok değerli sanatçıyla şarkılarım buluştu. Önemli köprüler oluştu, mesela Tarkan’la buluşmama Samsun Demir vesile oldu. Kendime şarkı hazırlamak isterken kendimi başkalarına hazırlarken buldum biraz, evet. Bazı şarkılar hızlı çıkarken bazıları aylar sürüyordu. Siz Tarkan’la 2 şarkımı duydunuz belki ama o 2 şarkı çıkana kadar en az 15 ayrı Tarkan şarkısı çalışmışımdır. Diğer sanatçılarda da aynı özen geçerli. Böyle böyle, yüzlerce şarkım oluştu fakat baktığımda bazıları Tarkan kokuyor, bazıları Ayşe, bazıları Fatma, Gülşah kokan bulamadım :) Elbette hiç yapmadım değil fakat tüm yapımcılar tarafından kendime yaptıklarım çok uçuk bulundu :)

 

 

“Dua Ediyorum” ilk single çalışman olarak çıkarken uzun bi ara sonra “Sende mi Brütüs” çıktı. Gülşah eşittir uzun araları hızlıca kapatalım. Bu denli enerjinin, samimiyetinin, yeteneğinin olmasına rağmen kendinde gösterdiğin bu ağırdan gelme halin bizim dost sohbetlerimizde bile hep konu oldu mesela. Gülşah neden karabataktı? Gülşah nerelerde? Gülşah neden böyle bir görünüp bir kayboluyordu?

Aslında çalışma tempomda hiçbir değişiklik yoktu, üretmeye hep devam ediyordum, sadece servis etmiyordum. Bir tek şarkı yazıp söyleyen değil, bu sanallık içerisinde ne yaparsam gerçek, sade ve kendim olabilirimin kararlarını alıyordum. Popüler müzik yapacaksan popüler olacaksının kıstasları bana uymuyordu. Yarışlar, karşılaştırmalar, magazinsel dil, rakamlar, likelar… Prensiplerimden ödün vermeden çemberin içinde nasıl durabilirim? Tuttu tutmadı, trendler peşinde koşmadan sadece kendi demek istediğimin arkasında durarak, kendi yolumda yürüyebilir miyim? Bu soruların cevaplarını verip kendimle yüzleştikten sonra, sanırım benim için de bir küllerden doğuş hikayesi gerçekleşti ve ben, belki de yeni bir benle bu duyduğunuz projelere başladım.

 

16 yıl önceki söyleşimizi de burada anımsatacağım ki neler değişti dersek aslında yanıtını az önce aldım kısmen ama başka değişenler de oldu. Mesela sektör değişti, artık albümler de dahil her şey dijital oldu, sahneler değişti, pandemiler geldi gitti, ülkenin gündemi zaten her gün değişti. Peki bir müzisyen olarak ayakta kalabilmek nasıl bir güç gerektirdi. Sen kendini nasıl değiştirdin, geliştirdin ve her şeye rağmen ayakta tutabildin?

Evet, tüm dünyada zor zamanlardı pandemi dönemi. Zaten minimal yaşayan biri olarak çok zorlanmadım. Hatta o dönemi hep yapmak isteyip sürekli ertelediğim projeleri hayata geçirerek verimli hale getirebildiğim için mutluyum. Hocam Türkan Saylan’a ve Yücel Elmas’a verdiğim sözü tutarak çocukların eğitimi için projeler ürettim, her gün okula giderek Marmara üniversitesinde formasyon eğitimimi tamamladım. Şu an aktif olarak yapmasam da ben bir öğretmenim de aynı zamanda ve ilerleyen zamanda eğitim projelerimle de buluşacağız. Ülkemde üzerime düşen her görevi, her sorumluluğu tamamlamaya niyetliyim.

 

ve yeniden Gülşah geliyor dediklerinde çok sevindim. “Küllerden Doğarsın” aslında seni de yeniden doğurdu bizlere. Artık seni özleyenlerin yanında seni ilk kez dinleyecek bir kitle de olacaktı. Tepeden tırnağa senin emeğin bu ilk şarkı kalbimize iyi gelirken, sana neler geldi, nasıl özlemiştin, nasıl kavuştun bizlerle? Bu şarkının ve devamının üzerinde ne kadar zamandır bir hazırlık içindeydin, sessizce bunu nasıl başarabildin?

Gerçekten de sessizce hazırlandım :)) Ve ben de sizi çok özledim. Bu sefer sadece kendimle ilgilenmek bana çok iyi geldi, hatta o kadar iyi geldi ki uzun bir süre daha başka hiçbir şeyle ilgilenmek istemiyorum. Demek istediklerimi anlayacak insanları bulabilmek istiyorum, benimle aynı düşüncelere ve ruha sahip binlerce insanın olduğuna eminim, bu şarkıları yazarken o kişilerle tanışabilmenin hayalini kurdum. Şarkıların yapım aşamalarında tek tabanca çalıştım, tek başıma daha yaratıcı olabiliyorum, her aşamayı kendimin yapabilmesi için aranje, edit vb.. konularında upgrade etmem gereken bilgiler, teknik konular vardı, onları öğrenmek ve bilgi tazelemek de çok vaktimi aldı. Günlerce bir t-shirt bir eşofmanla, ben neye benziyorum acaba diye aynaya bakmadan geçen yorgun günler hiçbir zaman noktalanmaz ama şu anki virgülde son derece mutluyum.

 

 

Devamında diyorum çünkü öğreniyorum ki ara artık açılmayacak ve devamında belli zaman dilimlerinde yeniden buluşacağız. Mesela bir sonraki nasıl bir şarkı olacak ve sonraki, ve sonraki; Gülşah bu yaz bize neler sunacak ve tüm bunlar sadece dijital süreç içinde kalmayacak dimi, sahnelerde de olmaya devam edecek mesela?

2. ve 3. şarkılar da “Küllerden Doğarsın” ile merkezde aynı şeyleri söylüyor. Yazın çok eğleneceğiz :) Bana güvenebilirsiniz :)

 

 

Sahneler demişken az önce konuşamadık. Mesela ekibinle sahnede yarattığın hem görsel hem işitsel şölene ben henüz tanık olamadım, eminim birçok kişide en çok bunu sormamı istiyor? Bu özel sahneler, toplantılar konserleri neden bizlerin de ulaşabileceği bir yerde değil. O tarafın ayrı bir konsepti, akışı var kabul ediyorum ama daha bir adımımız ötede sana ulaşabilmek için ne kadar bekleyeceğiz?

Halk konserlerini iple çekiyorum. Şahane sahne projeleri kurguladım, şimdiden hazır. Bu seneyi çokça şarkı çıkarmaya ayırdım. 2027 yazında konserlerde buluşacağız. Zaten çok bekledik, 1 senenin lafı mı olur :)

 

Gülşah gelelim ilhamlarına, sana şarkıları ile her dem hayran bırakanlara; kimler sana eşlik etti bu yolculuk boyunca, kimler heyecanlandırdı her işi ile. Günümüz müzik sektörünü peki nasıl değerlendiriyorsun; plaklar, kasetler, CD’ler yok artık mesela yeni gruplar, yapay zeka işler, kalitesiz sözler, besteler var; sen nasıl nefes alıyorsun ve yakın zamanda yaptıkları işlerle kimleri başarılı buluyorsun, kimleri keyifle takip ediyorsun?

İlham biraz mod meselesi, hem de uzun vadeli. Öyle bir döneme girersiniz ki yıl boyunca hiçbir şey yazamazsınız, öyle bir döneme girersiniz ki beyninizde dönüp duran binlerce şeyi yazmaya yetişemezsiniz. Yaşam, ilhamın ta kendisi. Görmeyi, hissetmeyi, yansıtmayı bilene… Her müzik tarzından her önüme çıkanı dinliyorum, beğendiğimi dinlemeye devam ediyorum beğenmediğimi kapıyorum :) herkes gibi. Her işin az ya da çok bir dinleyeni var ve herkesin beğenisi farklı olduğu için herhangi bir eleştiri içerisine girmiyorum.

Yapay zeka dipsiz bir kuyu. Yanlış kullanıma çok açık. Sadece müzikte değil her konuda. İnsan zekalarının ya da emeklerinin ürettiklerinden izinsiz parçalar alarak birleştirip yeni bir kişinin önüne seriyor, bu şekli yasal olmamalı. Getirilecek kısıtlamaları sabırsızlıkla bekliyorum. İnsanlar önüne sunulan konforun gerektiği kadarını değil hepsini alacak aç gözlülükte. Gerektiği kadarıyla kendi üretimini yapmalı.

 

 

ve son olarak özel biri olduğunu biliyorum; enerjinle, dostluğunla, vefanla her zaman farklı oldun, kendini nasıl korudun bu düzen içinde? Polemikler yaratmadın, ucuz reklamlara girmedin mesela. Seni bu zor düzende neler ayakta tuttu, nelere sığındın, nasıl kendine ayrı bir düzen yarattın? Buradan dinleyicilerine neler söylemek istersin son kez; ve bir daha hiç bu kadar uzun kaybolmayacaksın değil mi?

Kocaman sarılıyorum, teşekkür ederim. Her zaman gerçekliği ve sadeliği sevdim. İnsanların nasıl göründüğümle değil ne dediğimle ilgilenmesini umut ediyorum. Cam bir fanus yarattım. Çok bunalırsam onun içine giriyorum :) Olmak istemediğim, kendimi ait hissetmediğim hiçbir yerde bulunmuyorum. Bu benim daha az tanınırlığıma sebep olabilir, para kazanmama da engel olabilir, fakat bunların hiçbir önemi yok.

Hayır artık kaybolmak yok :) Çokça anlatacaklarım var. Diyelim ki yine kaybolur gibi oldum, bu sefer de siz gitme deyiverin :)

 

ve başkalarının sesinden Gülşah Tütüncü şarkıları

 

 

Geçtiğimiz günlerde de anlatmıştım, bir kez daha kısaca özet geçmek istiyorum. Sözleri ve besteleri hayata geçer geçmez yakaladığımız, müziğin içinde doğup büyüyen bir isimdi sevgili Gülşah. kadrikarahan.net için 2010 yılında belki de ilk söyleşiyi sevgili F. Gül yapmıştı; o süreçte tanışmış, uzun uzun sohbet etme fırsatı da bulmuştuk. Zaman geçti ve bazen biz kaybolduk, bazen o gözden uzaklaştı; ama bir yerlerde üretmeye devam ettiğimizi hep gördük ve uzaktan uzaktan birbirimizi izlemeyi sürdürdük. Sevgili Gülşah, “Dua Ediyorum” ve “Sen de mi Brütüs” adlı iki single ile yıllar içinde karabatak misali zaman zaman su yüzüne çıkarken, sahne çalışmalarını da aralıksız sürdürdü. Müzisyen…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.85 ( 4 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*