EDİTÖRDEN

Piatango

Piatango ile ilgili ilk öğrendiğimiz şey Astor Piazzolla’dan ilham aldığı ve bu aşkla 2007 yılında ilk yolculuklarına çıkması. Peki tam olarak nasıl doğdu, nasıl başladı, ilk çalışmalar / ilk adımlar nasıl atıldı?

Grubun 3 üyesi (Burcu Bal (keman) Başak Elkutlu (viola) ve Şirin Vatan ( viyolonsel) ) başka bir müzikal projede yer almaktaydık. Aynı zamanda hepimiz Astor Piazzolla hayranı olarak kendi aramızda onun eserlerini çalışmaktaydık. Sonrasında Ceyda Pirali’nin, Astor Piazzolla’nın armonik ve ritmim yapısına benzer bir şekilde “Özleyiş” tangosunu (Sevdim Bir Genç Kadını) düzenlemesiyle – ki her duyanı hayran bırakacak çok çok özel bir düzenlemedir -ve bu projeye dahil olmasıyla birbirimizi keşfettik. Bu ortak paydada birleşip tamamen zevkine bir araya gelip çalmaya başladık. Böylelikle Piatango’nun ilk tohumları atıldı.

Grup, Burcu Bal’ın Piazzolla eserlerini grubumuza adapte edip partilerini çıkarmasıyla repertuarını genişletti. Konser verecek uzunlukta repertuar birikince de ilk konserimizi Kadıköy’deki çok kıymetli bir mekan olan Gitar Cafe’de verdik. Bu Dörtlü dışında birçok müzisyen grupta yer aldı. Bandoneonist Gustavo Battistessa ‘nın da gruba dahil olmasıyla büyük bir eksik tamamlandı. Son olarak Kontrbasist Alper Kılıç ve Perküsyonda İnci Sunar gruba dahil olmuşlar, sounda büyük katkı sağlamışlardır. Grubun ismi “Özleyiş” dışında tüm eserler Piazzolla’nın olduğundan Piazzolla Project oldu. Fakat yıllar içinde özgün eserler ve besteler üretildikçe grubun adi Piatango’ya dönüştü.

Klasik batı müziği, tango ve jazz enstrümanlarına sahip yedi kişiden oluşuyor bu ekip, peki kısaca sizleri tanıyabilir miyiz?

Şirin Vatan (viyolonsel ) : 1978, İstanbul doğumlu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden mezun olmuş, birçok grupta ve solistle çellist olarak çalışmıştır. Aynı zamanda Alanında eğitmenlik de yapmaktadır.

İnci Sunar (Perküsyon): İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Gitar bölümü mezunu. 2003 yılında Cem Aksel ile davul derslerine başlamış, birçok sanatçıyla ve grupla gitarist ve baterist olarak çalışmıştır, çalışmaktadır. Halen davul ve klasik gitar eğitmenliği yapmaktadır.

Ceyda Pirali: 1977, İstanbul doğumludur. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı piyano Bölümü’nde okumuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İşletme bölümünden mezun olduktan sonra Berklee Collage of Music’te film scoring üzerine eğitim almış, Yüksek Lisans Eğitimini MIAM’da yapmıştır. Besteci ve aranjördür. Birçok film ve dizi müziğinin bestesine de imza atmıştır.

Başak Elkutlu (viyola) : 1982, İstanbul doğumludur. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda ve Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde viyola bölümlerinde okumuştur. Birçok sanatçıyla ve grupla viyolacı ve kemancı olarak çalışmıştır. Aynı zamanda halen viyola ve keman eğitmenidir.

Mehmet Alper Kılıç (kontrbas): 1977, İstanbul. Bilgi Üniversitesi Müzik bölümü mezunu. Yeditepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Müzik Öğretmenliği Yüksek Lisans programını bitirmiştir. Çeşitli gruplarla ve sanatçılarla kontrbasist ve bas gitarist olarak çalmaktadır. Halen bu alanlarda eğitim vermektedir.

Burcu Bal (keman): 1982, İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi keman bölümü mezunudur. Birçok gruba ve birçok sanatçıya keman ve güzel vokaliyle eşlik etmektedir. Halen müzik öğretmenliği ve keman öğretmenliği yapmaktadır.

Gustavo Basttistessa : 1977 yılında Buenos Aires’te doğdu. 1985-1986 yılları arasında Domingo Mattio ve Jorge Rutman ile çalışarak bandoneon öğrendi. 2007 yılından bu yana ülkemizde yaşamaktadır. Halen Türkiye’de ve yurtdışında birçok grup ve sanatçıya enstrümanı ile eşlik etmektedir.

Piatango
Piazolla burada bir çıkış noktası, bir temel taş ama beraberinde de grup yakın düzenlemelere, özgün eserlere kapalı değil; peki sahneniz için bugüne kadarki süreç içinde repertuarınız nasıl gelişti, nasıl kendini buldu, eser seçimlerinde nasıl bir hassasiyet vardı?

Evet Piazzolla bir çıkış noktası ama grubun kaderi değil elbet. Onun eserlerini çalarken bir değil bin kez daha fazla hayran oluyorsunuz. Her insanda birçok duyguyu en uç noktalarda ayağa kaldıran bir besteci. Çaldıkça anlıyor insan. Her enstrümanın bambaşka melodileri aynı anda çalıp bir kaos yaratması, bu kaosun mükemmel uyumu. Çok sesliliğin uçuk bir boyutu. yorucu ama müptela kabiliyeti yüksek bir müzik. Soruya dönersek; bir müddet bu eserlerle haşır neşir olup bu eserlerin birbirimizde vücut bulmasına alıştıktan sonra, repertuara katacağımız parçaların, bunlardan farklı olması bizi tatmin etmeyecekti. En azından düzenlemelerin benzer nitelikte olması gerekirdi. Ceyda’nın bu konudaki yeteneği, emeği ve bilgisi yeni parçalarımızın, bu zenginlikte olmasının kaynağıdır. Özgün besteler ve birçok düzenleme ona aittir. Bunları yaparken bugüne kadar oturmuş olan soundunu gözetmiştir.

Klasik Tango’nun içsel ve melodik örgüsünü etnik, modern armoniler ve tınılarla harmanladığınız ilk albümünüz “Yeni Aşk” geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Bu albümdeki repertuarı, çalışmaları sizden dinleyebilir miyiz, bu çalışmalar kayıt edilirken nasıl bir heyecan yaşandı?

Biz tamamen spontan ve sadece müzik yapmak isteyerek bir araya gelmiş, uzun uzun ve sık sık çalışarak, çok yavaş adımlarla yol almış bir grubuz. Bunu grubun kuruluşundan albüm çıkarması arasındaki süreden (8 yıl :)) anlayabilirsiniz. Bir proje grubu, geçici bir grup olmaktan, kalıcı, ismi cismi olan bir gruba dönüşmemiz bile bir kaç yılı almıştır. Albüm yapmaya karar vereli her halde 3-4 yıl olmuştur :) Kayıtlara başlamamız ise bir buçuk yıl.

Kayıtları kendi imkanlarımız ile yaptık. Dolayısıyla bir acelemiz ve kaygımız çok olmadı. Fakat nasıl başlayacağımız konusunda biraz şaşkındık. En olmazsa olmaz parçalardan başlayarak kayıtlara girdik. İşin içinde olunca bütünü görmekte zorlanıyorsunuz. Kayıtlar sonunda, çok beğendiğimiz şey, çok mu kötüydü, vasat mıydı ya da gerçekten çok mu güzeldi. Her şey çok karışıyor. Doğal olarak müzisyen dostlarımızdan destek ve fikir aldık bolca. Bize albümde eşlik eden solist dostlarımız, enstrümanist arkadaşlarımız var bir de. Onlarla olan kayıtlarımız da son derece keyifli ve verimli geçti. Hepsine minnettarız ayrıca :)

Sonuç olarak albüm süreci çok heyecanlı geçse de, içimize sindi. Biz sadece içimizi döktük. Samimi olmaktan başka kaygımız yoktur bu albümde. Bu şekilde albümümüzü Kalan Müzik’e teslim ettik. Artık gerisi dinleyenlerin takdiridir :)

Piatango
Albümde birbirinden değerli müzisyenler de konuk olarak yer aldı ki sizlere daha önceki konserlerinizde de destek vardı kendilerinden; Jülide Özçelik, Gülcan Altan, Bora Ebeoğlu, Aliye Mutlu ve Selmin Artemiz. Onlarla paylaşımın o ilk bir araya gelmesi, sonrası kayıt süreci nasıl gelişti?

Biz çaldığımız parçalara hem karakter olarak hem de ses rengi olarak yakıştırdığımız solist arkadaşlarımızı davet ettik. Sağ olsunlar hepsi seve seve geldiler. Birer birer konserlerimize konuk oldular. O parçalar, onlarla vücut buldu. Bizce çok da yakıştı. Konserlerimizde iyice demlendikten sonra, kayıt zamanı gelip seslendirip çıkmaları çok rahat oldu. Hepsine sonsuz teşekkür ederiz.

“Bu Bir Tango Değil ki” ve “Şile Sahilleri” albümün özgün iki yeni bestesi ki bana göre özellikle ilki son yılların en güzel aşk şarkılarından biri. Tango bir aşk öyle değil mi, bir tutku, bir renk, bir dans; dünden bugüne nasıl bir dinleyicisi oldu ülkemizde, bugün nasıl dinleyicisi var size göre?

Bunu sanırım kişisel olarak cevaplamam gerekecek. Bana göre her batı kültüründen yaşamımıza girmiş ya da sokulmuş şey gibi, tango da Türkiye’de ilk başlarda yama kalmış. Batılılaşma sürecinde her yaşanan gibi tango da biraz zorlama olmuş bence (Bu arada bu çok doğal bir süreç elbet. Organ nakli gibi düşünün. Adapte olması için bir müddet gerekir. Şimdi oldu mu? Olması gerekir mi? Bence gerekmez. Her millette başka bir hal, yeni bir biçim olur yenilikler). Naif, usturuplu, namuslu, kibar bir dans olarak salonlarda yapılmış. Bestelenen parçalar keza öyle… “Mazi”, “Özleyiş” gibi tango parçalarına bakarsak anlayabiliriz. Bu parçaları halen severek çalmaktayız. Elbette bu bestecilere saygımız sonsuzdur. İlk taşı koyan insanlardır. Fakat Dönemin getirdiği masumiyet, bence tangonun ateşine yeterli değil. Tango alt sınıfın genel ev önlerinde, erkekler sıralarını beklerken sıkılmasınlar diye yapılan bir etkinlik olarak başlamış bir dans iken, üst kültürün sembollerinden biri olarak salonlarda icra edilmesi… Tangoda ciddi olarak erotizim var, meydan okuma var, sitem var. Kırılganlıkların öfke ile ortaya çıkışı var, melankoli var. Dansında bu varken müziğinde de bu olmalı bana göre. Dolayısıyla naif, namuslu ve nazik bir tango, tango olamaz.

Astor Piazzolla. bu yüzden değerlidir. O melodileri ve armonileri kendinin değil de, bir vahiy gelerek yazdığından şüphe ediyorum. Sanki yukardan gelmiş, o da notaya geçirmiş gibi. Normal olamaz bu insan. Müziğinde bütün uç noktaları bir bir gezdirir sizi. Yorulursunuz hatta. Tango böyle olmalıdır. Yeni dönemde dansının da, üst kültür göstergesi olarak değil de, tangonun gerçeklerini hissederek yapılmaya başlanmasıyla daha samimi bir hal aldığını düşünüyorum. Dolayısıyla dinleyici de artık bu duyguları arıyor bence.

Piatango
Konserleriniz oluyordu ve albümle birlikte kaldığı yerden de devam ediyor. İstanbul’un çeşitli mekanlarında önümüzdeki günlerde devam edecek de öyle değil mi? Önümüzdeki günler siz adına başka neler bekleyecek bizi ya da siz neler beklersiniz önümüzdeki günlerden?

5 Mart İTÜ Maçka Mustafa Kemal Amfisi’nde, öğrencilere burs için bağış konseri ve 14 Mart Cihangir Bo Sahne konserimiz var yakın tarihlerde.

Bizim bir sonraki hedefimiz yeni bir albümü geciktirmemek. Tüm yurt içinde, özellikle üniversitelerde konserler vermek. Ve elbette yurtdışı festivallerinde yer almak isteriz.

Bir hayli kalabalık bir ekip Piatango ki konuk sanatçılarla da sayı artıyor; sonunda yaşanılan güzel hazlar, lezzetler ayrı bir yerde dursa da bir grup olarak zaman zaman karşılaştığınız güçlükler oluyor mu, ülkemiz şartlarında, İstanbul gibi yoğun bir kentte ve hayat akışında nasıl bir trafik yaşanıyor aranızda, ne sıklıkta bir aradasınız mesela, ötesinde nasıl durum?

Elbette o kadar kolay olmuyor. En başta herkesin çalıştığı başka işler var. Kimimiz öğretmenlikle, kimimiz başka gruplarla çalarak, piyasaya iş yaparak, dizi, film müziği yaparak geçiniyor. Malum iş hayatı günümüzde gününüzün büyük bölümünü hatta bir çok zaman gecelerinizi alıyor. Kalabalık bir ekip olduğumuz için vakitlerin denk düşmesi çok zor oluyor. Ama herkes grubu ve yapılan işi çok sevdiğinden, işinden ve özel hayatından feragat ediyor. Haftada bir ya da iki prova alıyoruz. Konser varsa biraz daha uzun tutuyoruz provaları. Kalabalık olmak, konser tarihi ayarlamayı, şehir dışı ve konserlerinin ayarlanabilmesini zorlaştırıyor.

Arjantin tangosunun yaratıcısı Piazolla ile başladık sohbete diğer tangonun önemli isimleri ile son noktayı koyalım mı? Başka kimler bu yolculukta size eşlik etti, tango denince aklınıza kimler geldi, gerek dünyada gerek ülkemizde sizi kimler etkiledi?

Söylediğim gibi Necip Celal Antel’in “Sevdim Bir Genç Kadını ” adlı eseri zaten albümümüzde var. Fransız müzisyen Richard Galliano’nun birçok çalışması bizi çok etkilemiştir. Onun da parçalarını ve kendinin ve grup arkadaşlarının çalışlarını inceleyip çalışmaktayız. Kuzeyli çellist Beta Söderberg’in eserleri de ileride repertuarımıza girecek. Bunun yanında bizim gruba özel bestesiyle Görkem Oker arkadaşımız da albümümüze konuk olmuştur. Zaman zaman Türküleri bile bizim formatta çalmışlığımız vardır. Sınırımız, kısıtlamamız yoktur. Grup tango grubu gibi görünse de her müzik türünü icra edebilecek açıklıktadır. Grubumuzun kimyasıyla uyuşacak, bizi tatmin edecek tüm müziklere ve bestecilere açığız.

 

Piatango
Yeni Aşk Kalan Müzik

 

 

 

Piatango ile ilgili ilk öğrendiğimiz şey Astor Piazzolla'dan ilham aldığı ve bu aşkla 2007 yılında ilk yolculuklarına çıkması. Peki tam olarak nasıl doğdu, nasıl başladı, ilk çalışmalar / ilk adımlar nasıl atıldı? Grubun 3 üyesi (Burcu Bal (keman) Başak Elkutlu (viola) ve Şirin Vatan ( viyolonsel) ) başka bir müzikal projede yer almaktaydık. Aynı zamanda hepimiz Astor Piazzolla hayranı olarak kendi aramızda onun eserlerini çalışmaktaydık. Sonrasında Ceyda Pirali'nin, Astor Piazzolla'nın armonik ve ritmim yapısına benzer bir şekilde “Özleyiş” tangosunu (Sevdim Bir Genç Kadını) düzenlemesiyle - ki her duyanı hayran bırakacak çok çok özel bir düzenlemedir -ve bu projeye dahil olmasıyla…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.75 ( 3 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*