EDİTÖRDEN
Anasayfa / NOTLAR / Işıl Yücesoy’dan Unutulmayacak Bir Konser

Işıl Yücesoy’dan Unutulmayacak Bir Konser

Hangi yıl tam olarak hatırlamıyorum ama çocukluğumun hafızasında şöyle bir anı durur. Akçay’dayımdır ve çevremdeki herkeste bir heyecan vardır. Bir duyum gelmiştir ve Işıl Yücesoy oradadır. Ama ailemi ikna edemeyip konserine gidemeyecek olan da benimdir. Bakar mısınız küçük bir çocuğun istediği şeye. Bu yazı yıllar sonra o çok istediği konsere giden bir çocuğun kaleme alacaklarıdır ve fazlası ile duygusallık içerecektir.

Yıl birkaç sene öncedir ve kardeşim bana bir CD hediye alacaktır doğum günümde. Buradan kızacaktır belki ama bana hediye alma konusunda çok başarılı da değildir, ama buna çok sevinmişimdir. Aldığı “En İyileriyle Işıl Yücesoy” CD’sidir. Ne mutluyumdur çünkü bu şarkıların ben de hiçbir plağı, kaseti yoktur,  bir yerde o şahane şarkılar yeniden anımsanacaktır, bir yerde ilk kez duyulacaktır.

Sonra hayatımın dizisidir “Çemberimde Gül Oya” her bölümünü tekrar tekrar gözyaşları ile seyrettiğimdir. Başta “Korkuyorum Anne”, en sonda “Unutursam Fısılda” ve arada daha nice kare / sahne kalbimize deli gibi işleyendir onunla.

 

Bir gün İnstagram’da kesişti yolumuz ve orada yazışmaya başladık. Karşımda koskoca Işıl Yücesoy, bir heyecan bir heyecan, fotoğraflarıma yorumlar yazdığında hele böyle kalbimin atışını düşünün, ekran görüntüsü alma, onları ayrı saklama, her noktaya ayrı sarılma, eşe dosta haber verme, çığlıklar atma sesli sessiz.

Geçen sene, 37 yıl sonra albümünün çıkacağını duyunca daha bir kanatlanma. Ve ne güzel ki hemen albüm ertesinde buluşma ve bir söyleşi gerçekleştirme. Ama henüz bir araya gelmişliğimiz yok, o süreci yoğunluk ve biraz da yaz dağınıklığımız engelliyor; neyse ki mailler, mesajlar kesilmiyor ve bize yetiyor.

İlk konserini (Frankie) ve daha sonraki konserini (Zorlu PSM) bir şekilde kaçırıyorum ve üçüncüsünün haberini aldığımda tamam diyorum, iki elin kanda da olsa orada olacaksın, bunu da kaçırırsan kendini cezalandıracaksın.

 

Artık gerçekten beni heyecanlandıran konserlere gitmek istiyorum. Bu sene aldığım karar bu, Soğuğa ya da sıcağa aldırmadan, kim bana eşlik edecek derdine düşmeden, hasta ya da yorgun bile olsam önüne geçmeye çalışarak, mesafeye takılmadan vs.

 

Tam da öyle gittim o gün Taksim’e, ve sonra… garajistanbul’un kapısından girmemle fotoğraf makineme izin verilmedi, içerde çekim yapamazmışım. Beni bilen bilir, iki kare çeker, belki bir canlı performans ki bu benim bir anımdır, saklamak ve paylaşma isteğimdir değer verenlerle.

Sonra atıyorum o bazı yüksek isimlere gidersin de hadi onlar rahatsız olur eder bilemem, biz bir kere bir fotoğraf platformunda buluştuk Işıl Yücesoy’la. İki karesini çekip kendisine iletsem fena mı olur. “Bakın” dedim sonrası oradaki bir yetkiliye, “beni cep telefonu ile çekmeye zorladınız”. “Olur mu” dedi, “size fotoğraf iletelim, maalesef profesyonel makine ile izin veremiyoruz”. Ki ben hiçbir zaman profesyonel olarak yaklaşmadım makineme, onun da ruhu ben gibi amatör bir kere. Cep telefonu çekiminden de iyidir üstelik, bir iki kare çek, bırak kimseyi rahatsız etmeden.

Velhasıl neden uzun uzun yazıyorum bunu, çünkü bu yazıyı sadece kulis hatırası bir fotoğraf ile sunmak zorunda kalıyorum işte, teşekkürler garajistanbul. Bana gittiğim diğer mekanların samimiyetini, sıcaklığını bir kere daha anımsattınız.

 

İçerde her köşede tanıdık bir yüz ve kiminle sohbet ettiysem hepsinde bir heyecan, bir an önce konser başlasın artık isteği.

Öncelikle Tansel Doğanay ve ekibi sahnede yerini alıyor. Tansel Doğanay çok özel bir müzisyen, attığı her imza ayrı değerli. Ki “Zamansız” albümünde de bir şahanelik sundu müzik dünyasına, büyük alkışı hak ediyor.

Sonra sevgili Jale sahnede. Jale ki nasıl sarılası bir müzisyen, nasıl egosuz, nasıl mütevazı, nasıl hakim her şeye, büyüleyici, ayrıca kalbimizde nice şarkının sahibi. Hani herhangi bir vokal değil orada, çok şey. Karşılaştığımız durumlardan çok istisna. Ki sevgili Yücesoy’da bunun farkında ve her fırsatta bunu dile getirdi orada.

 

Velhasıl o “Büyümedim” ile açılan konser var ya. Orada bulunan Soner Arıca’nın dediği gibi sonra, hepimizi ağlattı, kalakaldık adeta. Bu şarkı tamam çok güzeldi, çok güçlüydü ama sahnede bizi bir on kat daha vurdu, on kat daha yaraladı, mahvetti. Üstüne bir de “Ağlamak Güzeldir” geldi.

Üçüncü şarkıda bir baktık yanı başımızda kendisi. Ardında da iki bodyguard (ama neyse ki onlar da ortamın sıcaklığını fark etti, ki çok karşılaştıkları bir durum değildi eminim). Bir ara, ki öyle bir araydı ki bitsin istemedim, omuzumdaydı eli ve şarkı “Bir Günah Gibi”ydi, o nakarat o göz göze aynı şarkıyı söylememiz hali var ya, yazamayacağım sanırım buraya, bazı şeyleri tarif etmeye gerçekten kelimeler bulamıyorum, gerçekten. Bana kalsın.

 

Şarkılar birbirini izledi sonra. “Zamansız”daki tüm şarkıları dinledik o gece. Orada olan konuklardan biri de Yonca Lodi’ydi. Lodi”nin “Milat” isimli şarkısı da albümde yer almıştı ve ilk kez birlikte dinledik kendilerinden. Her ikisi de birbirine haklı olarak iltifatlarını sunduktan sonra Lodi sevilen şarkılarından biri olan “Emanet”i de hediye etti bizlere. Bu arada bir hediye de orada Yücesoy’a verildi. Sevgili Hakan Eren de sahnede yerini aldı ve “Zamansız”ın plağını sundu kendisine. Çok duygusal bir andı. Buradan da bu müjdeyi ayrıca paylaşalım, raflarda yerini alması yakındır.

Gecenin bir diğer konuğu da Ercan Turgut’tu. Birlikte “Özledim”i seslendirdiler önce, ki nasıl sürpriz bir şarkıydı ve onu daha sonra Turgut’un sesinden “Dilektaşı” izledi. Bu arada anılarını da paylaştılar birlikte sahnede. Kim bilir daha neler vardır oturulup uzun uzun dinlenilesi kendilerinden.

Orada olan müzisyen dostlarından biri de Soner Arıca’ydı. Sahneye davet edildiğinde gecenin tüm duygusallığı içinde cümle kurmakta zorlandı kendisi. Kurduğu cümlelerse zaten hepimizin dile getirmek istediğiydi, orada kendisine söylemek istediğimiz şeylerdi, tercüman oldu herkes adına. Üstüne bir de “Sil Baştan”ı söyledi. Gecenin son şarkısı elbette unutulmaz “Ya Seninle Ya Sensiz” olacaktı ki ona da eşlik etti Arıca. Hep birlikte çığlık çığlığa.

 

Ama o arada daha sürprizler olmadı mı oldu elbette. Mesela “Bağdat”ı, “Hovarda”yı, “Yalnızlık Senfoni”sini, “Mahur”u, “İspanyol Meyhanesi”ni, “Aleni Aleni”yi söyledi Yücesoy. Seçimler son derece doğruydu, dinlemek keyif vericiydi. Sonra nice anısını anlattı bizlere, kiminde kahkahaya kiminde hüzne boğulduk. Hani öyle şahane bir atmosferdeydik.

 

Konser bittiğinde kulise gittiğimde ki kaç saat, kaç şarkı sahnede kalmıştı, çok uzun vaktini almak istemedim elbette.

(Birlikte birkaç kare gülümsedik ve Hakan Eren sağ olsun fotoğrafladı. Buraya bir not ki Hakan Eren beni daha önce de çok önemli isimlerle fotoğrafladı; Haris Alexiou, Nükhet Duru, Yeliz gibi, başka kimlerle acaba daha buluşacağız ama benim için iki kere anlamlı artık bu kareler. Hakan Eren’e bu vesile kocaman teşekkürler. Her zaman güzel işlerle buluşturdu bizi, doğru kişilerle, doğru yerlerde)

Ve orada nasıl buldum seni dedi, “ah” dedim “sizi seviyorum”. Eve nasıl döndüm bilmiyorum ama geldim, kendime bir kahve yaptım, uyku falan yalan. Sabah uyandığımda ise sıfır yorgunluk, ben bugün de koşarım, duramam yerinde halleri. İşte her şey böyle bir enerji. Çok yaşa Işıl Yücesoy. Çok teşekkürler bir de. Uzun zamandır böyle bir güzelliğe ihtiyacım varmış meğer.

 

Hangi yıl tam olarak hatırlamıyorum ama çocukluğumun hafızasında şöyle bir anı durur. Akçay’dayımdır ve çevremdeki herkeste bir heyecan vardır. Bir duyum gelmiştir ve Işıl Yücesoy oradadır. Ama ailemi ikna edemeyip konserine gidemeyecek olan da benimdir. Bakar mısınız küçük bir çocuğun istediği şeye. Bu yazı yıllar sonra o çok istediği konsere giden bir çocuğun kaleme alacaklarıdır ve fazlası ile duygusallık içerecektir. Yıl birkaç sene öncedir ve kardeşim bana bir CD hediye alacaktır doğum günümde. Buradan kızacaktır belki ama bana hediye alma konusunda çok başarılı da değildir, ama buna çok sevinmişimdir. Aldığı “En İyileriyle Işıl Yücesoy” CD’sidir. Ne mutluyumdur çünkü bu şarkıların ben…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.83 ( 3 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*