EDİTÖRDEN
Anasayfa / NOTLAR / OCAK 2020 Müzik Notları

OCAK 2020 Müzik Notları

Yeni bir yıl ve yeni bir ay müzik dünyamıza neler sundu, neler dinledik, izledik, neleri sevdik ya da neleri üzüldük, Müzik Ekspres olarak neredeydik, kimleri konuk ettik, neler paylaştık ve buradan yola çıkarak her şeyi konuşalım istiyoruz; hepsi bu yazıda olacak. 

 

90’ların Yıldızları Yeniden Sahnede

Yeni bir yılın ilk şarkısı / klibi Soner Arıca’dan geldi. “Bambaşka” ismini verdiği hareketli şarkısı ile yıla koşar adım merhaba diyen Arıca belki doğru bir zaman seçmedi çünkü herkes bir şekilde koca bir yılın yükünü üstünden atmayı planlıyordu ya da yeni planlar yapmaya hazırlanıyordu ve doğrusu o telaş içinde çok fazla hakkını alamadı. Önümüzdeki günlerde yapacağı şarkılar adına ipuçları da veren Arıca her şekilde bize 90’ların en güzel, en samimi hediyelerinden, ayrı sevdiklerimizden.

 

90’lar demişken bir bir o günün isimleri, yıldızları ile karşılaşmaya devam ettik bu ay. 90’larda peş peşe, sessiz sedasız ama çok güzel işler yapan Gül Erda benim için özel bir isimdi. Sosyal medyada karşılaşınca selam verip duygularımı paylaştım kendisiyle. Uzun uzun da sorular hazırladım ama çok kısa yanıtlarla dönüş alınca ben de dedim o zaman bir şekilde albümlerinden bugüne bir mini yolculuk yapalım ki iyi de oldu; özelden gelen mesajlardan anladım ki yalnız değilim. Yayınladığı yeni şarkısı “Kara Bahtım”ın hikayesi de çok ilginç zira okumayanları ve merak edenleri “90 Derece” sayfamıza alalım. 

Yine uzun zamandır ortalarda göremediğimiz Barış Bilgili ile de ilk buluşmamız o yıllardandı anımsarsınız. “Barış Adlı Çocuk” ismi ve aynı adlı albümü ile müzik dünyasına giriş yapan, “Sarar Yine” isimli şarkısına hala ayrı dokunduğum müzisyen aslında bir süredir sahnelerde müzik yolculuğuna devam ediyormuş hatta 2017 yılında da bir albüm yayınlamış ama maalesef haberim olmamış. Yeni şarkısı “Mahkum” vesilesi ile ki şarkının sözleri Barış Manço’ya ait, bu albümü de ayrıca dinleme şansını buldum ve kendisine sosyal medya üzerinden söyleşi teklifi sundum ama yanıt alamadım. Belki bir gün uzun uzun konuşabiliriz.

Ajlan & Mine ikilisinden tanıdığımız ama yolları daha Ajlan’ı kaybetmeden önce ayrılan Mine yine o süreç içinde “Oyun Bitti” isimli bir albüm yayınlamış ve daha sonra sessizliğe gömülmüştü. Arada sessiz sedasız çıkışlarına tanıklık etsek de bir şekilde bekleneni vermemişti. Şimdi yeni bir albümle karşı karşıyayız ki mini albümü “Sabah Olmuyor” ile yeniden buluşuyoruz kendisiyle. İkisi Türkçe, ikisi İngilizce olan bu albümde yeni tarzda, yeni bir yolculukta bir Mine var ki şarkılar başarılı, yorumcu olarak zaten çok iyi ama süreç ve hareketlilik içinde kendine nasıl bir yer bulacak bu şarkılar merak konusu, bekleyip göreceğiz. 

 

Bir Kere Yetmez Milyon Kere Sevdik Onu: Umay Umay

90’larda inanır mısınız TV’de ilk kez kendisini dinlediğim anı hatırlıyorum ve beni sonra ne kadar çok etkilediğini ve hemen koşup kasetini almaya gittiğimi, an an ve çok net. Bilebilir miydim kendisinden sonra bu kadar etkileneceğimi ve hatta hatta daha da öteye gidip kendisi ile yolumun çeşitli noktalarda kesişeceğini, bilemezdim.

Belki de buradan ilk kez açıklayacağım ama internetle buluştuğumuz ilk zamanlarda mail adresinden kendisine ulaşmıştım. Daha sonra kitaplar yazmaya başlamıştı, Gazete Pazar isimli gazetede köşe yazılarına bayılıyordum ve ben de bir şeyler yazmaya, üretmeye başlamıştım ki kendisi o mailler üzerinden ne kadar güzel yol gösterecekti bana. Daha sonra tanışacaktık elbette ve ben her seferinde çok ama çok heyecanlanacaktım. Bir gün hatta beni telefonla aradığında resmen dilimin tutulduğunu hissetmiştim. Ben sevdim mi büyük bir aşkla seviyorum, bir hayranlıkla seviyorum. Karşımdaki sıradan bir kişi değil çünkü bana ilham veren, hayatıma dokunan, onun gibi yazmak, çizmek, söylemek istediğim birisi. Söylemek diyorum çünkü geçen sene bir de şarkı yayınladım ve orada da bariz Umay Umay koktum, bunu başkaları hisseder mi bilemem ben hissettim adıma. 

Tüm bunları anlatma sebebim geçenlerde Kartal Belediyesi’nin düzenlediği bir yazar – okuyucu buluşmasında ismini gördüm ve koşa koşa gittim. Serkan Türk ile katıldığı bu etkinlikte herkes kalktı kimi şirini okudu, kimi kendisi ile ilgili duyguları dile getirdi ama ben yapamadım çünkü yine dilimin tutulacak olmasından korktum. Etkinlik bitti ve imzası sırasına girdim ve o ilk kitabını masasına bıraktığımdaki o bakışını görmek istedim. Çünkü 24 yıl geçmişti üstünden ve ben artık her sayfası kopmuş parçalanmış bu kitaba aşıktım, çok uzun bir zamandır beklemişti bu imzayı ve ne mutlu ki artık arşivde daha da anlamlanmıştı. 

Uzun bir zamandır şarkı söylemeyen kendisi en son Cem Adrian ile bir ortak albüm yayınlamıştı ki 2014 yılıydı. Aynı süreçte bir şarkıda Çiğdem Erken’in bestesi “Havı Dökülmüş Sevincin” de sesini duymuştuk ki o sene Müzik Ekspres Alternatif Müzik Ödülleri’nde “Yılın Şarkısı” seçilmişti. Bir iyi bir kötü haber verebilirim size ki Umay Umay yazmakla çok mutlu, yayınladıkları yeni dergi “Sadece Şiir” onu çok heyecanlandırmış ve yeniden bir şeyler söylemek istemiyor; iyi haber de şu ki kendisini heyecanlandıran bir isim varmış ve olabilirse belki onunla akustik lezzette bir şeyler de yapabiliriz diyerek de kapıları tamamen kapamıyor. Bir şekilde yapmalı da, onun yüreğinden dökülen her satır gibi sesinden dökülen her nota da çok kıymetli. Bana bu ay kendisi ile yan yana gelmek çok büyük bir enerji kattı, iyi ki var hayatımda ve iyi ki o kocaman bir kalp.

Ayın Şarkısı / Hayat Zor

Uzun zamandır müzik dünyasında yeni bir çalışmasına tanıklık etmediğimiz bir dönemin önemli seslerinden Lale Belkıs ile karşılaştık bu ay içinde hem de çok sürpriz bir şekilde. Uzun bir zaman önce ben bir düet dönüşün olacağı haberini sevgili Hakan Eren’den almıştım ve o günden beri heyecanla bekliyordum. Düet yaptığı isim Şahkan hakkında hiçbir fikrim yok. Genç ve başarılı bir yetenek onu gördüm. Şarkının söz yazarı ve bestecisi Sadettin Dayıoğlu hakkında da hiçbir fikrim yok, bir süredir OSSİ Müzik ve sanatçıları ile çok doğru projelerde ve albümlerde karşımıza çıkıyor ki bu vesile kendisini de tebrik edelim ve gelelim şarkı “Hayat Zor”a. Öncelikle iki ayrı kuşağın buluşması çok heyecan verici. Belkıs yıllara meydan okuyan bir güzellikte ve seste karşımızdayken Şahkan’da gençlerin yeni gözdesi olabilecek kadar içten ve başarılı. Her ikisi ile de önümüzdeki günlerde yeniden karşılaşmayı dilerken Hakan Eren’e bir kere daha bu vb. nice proje ile bizi buluşturduğu için teşekkür etmek lazım. O kadar güzel yakalıyor, tutuyor ve kalbimize doğru dokunmayı biliyor ki, emeklerine sağlık. 

Eren’in bir diğer sürprizi de çok sevdiğimiz Işıl Yücesoy’dan geldi ki. Sabahattin Ali şiiri, Cenk Taşkan müziği ve yine bir üstteki şarkının da düzenlemesini yapan Ödül Erdoğan imzası çalışması “Yetmez mi” ayrıca dikkatlerimizden kaçmadı. Buraya bu yeni yılda bir de dilek bırakalım ve hem Lale hem de Işıl hanımı bu sene konserlerde de dinlemeyi ayrıca dileyelim. Yine elbette yaparsa Hakan Eren yapar bunu, bu temennimizi iletelelim. 

 

Ferhat Göçer’den Sabahattin Ali Cen Eren’den Selda Bağcan Şarkıları

Önemli şair ve yazarlarımızdan Sabahattin Ali’nin şiirleri ülkemizde önemli bestecilerin ve yorumcuların eli de değince bir döneme gerçekten damgasını vurdu. Bir “Aldırma Gönül Aldırma” ilk anda aklımıza gelen şarkı olsa da bir dönem Ali Kocatepe’de Ahmet Kaya’ya, Zülfü Livaneli’nden Ali Ekber Eren’e önemli müzisyenler şiirlerinden beslendi ve biz de bir dönem o şarkılarla hayatımıza önemli bir renk kattık.

Şairin şiirlerinden oluşan besteleri Ferhat Göçer yeniden bir araya getirdi. 89 yılında Ali ve Aysun Kocatepe bu önemli besteleri bir araya getirmiş ve bir albümde toplamıştı. Yine dönem dönem başka isimlerden de benzer projeler gelmişti. Aslında bir vesile bu şarkıları okumayan neredeyse de kalmamıştı ve Ferhat Göçer’in nesi eksikti. Kendisi o kadar çok cover şarkıdan ya da tribute vs albümden bize tanıdık şarkılarla ulaştı ki çok heyecanlandırdı mı bu anlamda beni hayır ama bu vesile şairi yeniden anmak hem de bu şarkıları daha çok kitlelere duyurmak adına önemli de. Bir süredir benzer bir çalışmayı da Cenk Eren yapıyor biliyorsunuz ki o da bu ay Selda Bağcan şarkılarını bir albümde topladı. 

Her iki albümü de baştan sonra keyifle dinleyebilir, bildiğiniz için tüm şarkıları ezbere eşlik edebilirsiniz. Kıymetli şarkılar ve buram buram bir devir kokuyorlar. 

 

Zekai Tunca: Müzik Dünyasında 50’nci Yıl

TSM’nin yaşayan en önemli bestecilerinden Zekai Tunca müzik dünyasında 50’nci yılını kutluyor ve bu vesile ile kendisine bir saygı albümü hazırlanıyor. Yine her zamanki gibi kimi klasik kimi kısmen alakasız isimlerin yer aldığı albüm ustanın başta “İmkansız” olmak üzere birçok önemli şarkısı ile yeniden buluşmamız veya yeni kuşak adına tanışma için önemli elbette. Demet Sağıroğlu, Fatih Erkoç, Zeynep Casalini gibi çok sevdiğim seslerle karşılaşmanın yanında Ferhat Göçer, Zakkum, Tan Taşçı, Işın Karaca ve daha birçok sesle de buluşuyoruz albümde. Şarkıların hemen hemen hepsini hatırlasam, sevsem de albüme bir türlü ısınamıyorum nedense. Çünkü yine birçok şarkıda sırf okumuş olalım havası var ki düzenlemeler pek de ustaya yakışır seviyede değil. Şahsen “İmkansız”ı Tarkan, “Git Gidebilirsin”i bir Sezen Aksu okumuş olsa fena mı olurdu, bir de yanlarına Bülent Ersoy da eklenebilirdi belki ne bileyim; elbette öyle böyle olsaydı demekle olmuyor işin içine girince ama bir önceki saygı albümlerinden Fikret Şeneş saygı’dan daha az hayal kırıklığına uğradım o kesin. O maalesef benim için büyük hayal kırıklığıydı. Yapımcılara buradan sesleniyorum, lütfen bu albümler öncesi yazarların, eleştirmenlerin, dinleyicilerin bir şekilde fikirlerini alın, dinleyin, değerlendirin. Tunca’ya müzikle dolu nice yıllar diler kattığı tüm güzel şarkılar için teşekkür ederiz.

Ayın Albümü / Minas Ceylin – Kaybolursam Şarkı Söyle

Geçtiğimiz sene single olarak yayınladığı şarkıları ile dikkatimi çeken Minas Ceylin ile süreç içerisinde defalarca yan yana gelip müziğini konuşmak ve kendisini yakından tanıma şansını bulmuştum. Ama bunu sizlerle buluşturmam için albümünü beklemiştim. Şanslıydım ki albümdeki şarkıların bazılarını bu zaman diliminde dinleme şansını da bulabilmiştim. Ayrı, bağımsız, bambaşka bir dünyası var onun, okuduğunuz zaman söyleşimizi ya da dinlediğiniz zaman albümünü bunu hissedeceksiniz. Hikayeleri, tarzlar arası geçişleri tam da ruh haline göre dengelenmiş, ne sırıtıyor ne da birbirine benziyor. Bir bakıyorsunuz dans ediyorsunuz bir bakıyorsunuz hüzünden dibe çöküyorsunuz. Bu tam da bayıldığım albümler havası. Yaşanmış ve yaşanacak tüm aşklara adadığı albümde birlikte Doğan Aşkıner harikalar yaratırken Burcu Tatlıses ve Mahmut Çınar  birer şarkıda kendisine eşlik ediyor. Albümün lansman konseri bu ekiple ve diğer konuk sanatçılarla 11 Şubat’ta IF Performance Hall’de Olacak ve kuşkusuz en önden keyifle dinleyeceğim bu şarkıları. Özetle Minas ve albümü müzik piyasasına yeni bir heyecan getirecek ve bu da onu besleyecek önümüzdeki günlerde adını çok daha sık duyacağız. 

 

Ceylan Ertem ile Yeniden Buluşmanın Albümü / Cahille Sohbeti Kestim

Kendisini hem bu kadar yakından takip edip ona rağmen bir türlü de tam olarak yapmak istediğini anlayamadığım doğruydu. Ama bir şekilde ne olduysa kendi kendine gelişti her şey ve paylaştığı şeyler, izlediğim performansları bir anda beni daha bir başka yere çekti ve sanırım yapmak istediğini anladım. Ama hala konumlandıramadığım bir durumu yok da değil. Mesela kendi şarkılarına neden çok fazla şans vermemesi, neden her ismin yanında belirmesi, neden dizi müziklerine konu olacak şarkılar, türküler peşinden gitmesi gibii. Ama her şekilde gündemde olmayı, kendini dinlettirmeyi biliyor ve bu da neden tartışalım ki o zaman sorusunu sorduruyor işte, çok fazla takılıp kalmıyouz sanki.

Öncelikle mükemmel bir ekibi ve beraberinde disiplini var, sahne performansına defalarca tanık oldum, oradaki doğallığı, performansı, ekibi ve dinleyicisi ile olan samimiyeti, hatta oradan da çıkalım sosyal medyası, paylaşımları, katıldığı platformları son derece doğru buluşturuyor bizlerle. Her ne kadar kaç albümü ve defalarca yan yana gelişimiz olsa da biz Müzik Ekspres ailesi ile buluşamadı o da ayrı ama takıldığımız bir mevzu değil. “Al Fadimem”den “Fosforlu Cevriye”ye, “Gönül”den “Farketmeden”e türkülerden özgün yürüyüşlere çıkıp geldiği yeni albümü elbette yine müzik dünyasında önemli bir ses oldu; ben yine düzenlemelere ve bazı yan yana gelmelere bayıldım. Mesela Gökhan Türkmen ile bir feat. durumu var ki ben de olsam bunu yapardım. Bir şarkıda Yusuf Taşkın ismi ile karşılaşıyoruz ki nasıl doğru bir seçim, Can Güngör keza öyle. Önceki albümlerinde de dikkatimi çeken bu olmuştu ki Sezen Aksu, Sıla, Yıldız Tilbe, Mabel Matiz gibi isimlerle ortaklıkları kendisini bir adım öteye götürmemiş miydi?  

Özetle ben bu albümünü, dokusunu, tavrını sevdim. Bir fotoğrafçı olarak görsel sunumuna da ayrıca bayıldım ki Ertem önceki albümlerinde de bu lezzeti vermişti bana. İki ayrı lansman konserine davet edilmediğim için orada neler yaşandı bilemedim ama yolunun açık olmasını dilerim. Bir sonraki albümüne kadar da eminim başka sürprizlerde karşımıza çıkacak, bekleyelim ve görelim, cahillerle de dediği gibi sohbeti keselim.

 

 

Her biri Ayrı Yolculuk Bağımsız Yürüyüşler 

Bize ulaşan her albüm, her şarkı kıymetli ve sizlerle buluşturmak bir o kadar da heyecan verici. Çünkü eğer sağlam arkanız ya da içtirecek şarabınız, kuracak masanız yoksa piyasada kimse sizinle ilgilenmiyor. Hepsi belki de kendi imkanları ile her şeye rağmen tertemiz işlerle karşımıza çıkıyor. Yani müziği yakalayamıyorsanız bile samimiyeti görebiliyorsunuz.

ULAN, Volkan Özkan, İlker Temiz, Plastic Ideas, Hasan Azze, Emre Özcan, Taha Gürbüz, Astronotun Bir Günü, Raven ve daha birçok ismi / isimleri ile ilk kez karşılaştığım müzisyen bir şekilde bu ay güzel işlere imza attılar ve ben de bu vesile kendilerini dinleme şansını buldum. Tek ya da birkaç  şarkı ile belki kendilerini tam olarak anlatamamış olsalar da ben kendileri ile yakın zaman sonra yeniden yeniden buluşacağımızı umut ediyor ve takiplerinde olduğumu ekliyorum. 

Keza bir dönem yine bu şekilde buluştuğumuz Heavy Sky grubundan da tanıdığımız Batu Akdeniz mesela yeni EP’si ile bu ay karşımıza çıktı ve kendisini büyük bir heyecanla dinledim, uzun uzun sohbetimizi sizlerle de paylaştım. Evet daha çok konuşacak şeyimiz olmalı kendileri ile de ama bu sene onlara şans versin ve neler yaptıklarına biraz daha bakalım.

 

Ayın Konseri / Birsen Tezer – Beyrut Performance

Elbette kişisel bir yazı yazıyorum, Ocak ayında belki birçok etkinlikte bulundum ama tek bir konser izledim doğal olarak da benim için ayın konseri o oldu. Birsen Tezer’i yıllardır dinlerim, izlerim, bilen bilir özel bir dostuğumuz, birlikte çalışma durumumuz da oldu ama bir seneye yakındır kendisini canlı canlı dinlemediğimi fark ettim. Belki birçok kişi için sıradan olan bu hal bizim için son derece pes dedirtici ama zaman öyle bir geçiyor ve farklı farklı savruluyoruz ki olmayınca da olmuyor. Velhasıl yeni yılın ilk konser açılışını buz gibi bir İstanbul gecesinde Beyrut Performance sahnesinde yaptım.

Bir süredir çeşitli platformlarda bahsi geçiyor evet büyük bir ihtimalle bu sene içerisinde yeni bir Birsen Tezer albümüne kavuşuyoruz ama yine belirteyim herhangi bir stüdyo süreci vs. içinde değil kendisi, sadece daha net müjdeliyor hatta bu konserinde de seslendirdiği bir türküyü de çok sevdiği için albümüne dahil etmek istediğini de belirtiyor. Üzerinden kimler kimler albümlerini katlarken böylesi bir sesin birkaç feat. dışında bugüne kadar bizi mahrum bırakması o güzel sesinden ve şarkılarından üzücü ama onu öyle seviyoruz, her şekilde bir açıklama yapıyor kendince ve bunu da bize kabullendiriyor.

Bir sene sonra izlediğim konserde de dolayısı ile çok büyük sürprizler olmuyor. Ekip yine aynı ve muhteşem, Tezer her zamanki gibi sahneye çok yakışıyor ve ne söylerse söylesin kalbimizi yakalamayı başarıyor. Küçük bir azınlığız diyor aynı düşünen, aynı anda bir araya gelen, aynı hissi yaşayan. Kuliste dinleyicileri ile olan minik sohbetlerine tanık oluyorum ki herkes benim gibi çok eski bir arkadaşını, dostunu görmüş gibi büyük bir içtenlikle sarılıyor kendisine; bir kere daha sanatçı duruşuna hayran kaldığımı anlıyorum ki ne konser, ne sonrası sohbet bitsin istemiyorum. 

07 Şubat Kadıköy Sahne, 14 Şubat İzmir Ooze Venue, 15 Şubat  Kind of Bosphorus Blue, 19 Şubat Hisar Okulları, 29 Şubat Nilüfer Caz Festivali sahnesinde olacak kendisi ve ekibi. Kaçırmayı istemeyin bence. Bu arada bu ay Saygın Akbudak’ın Youtube kanalına konuk oldu ve iki de sürpriz şarkı seslendirdi. Bu son söyleşisini de izleyin mutlaka derim.

Kısa Kısa OCAK

ULAN’ın 9 şarkıdan oluşan Türkçe yeni albümü “Genelgeçer” tüm dijital platformlarda yayınlandı.

Yıllardır İstanbul 12 Orkestrası’nda albüm ve sahne çalışmalarında bulunan müzisyen Emre Oktayoğlu ilk single çalışması “Film Bitti” ile dikkatleri çekmişti. Şimdi de kendisinden bir ilk albüm haberi geldi. Aşklara, mutluluklara, kavuşmalara, ayrılmalara, yalnızlıklara, yağmurlu öğleden sonralarına, ılık akşamlara, uzun kış gecelerine eşlik etmeye adanan “Yüzündeki Güneş” isimli çalışması Ada Müzik etiketi ile yayınlandı. Albümün söyleşisi Şubat ayında Müzik Ekspres sayfalarında olacak.

Gitarist, besteci, aranjör, prodüktör Şevket Akıncı 23 sene sonra bir ikinci şarkı albümüyle tekrar aramıza döndü. Sumru Ağıryürüyen, Ruşen Alkar, Duygu Argın, Ülkü Aybala Sunat, Orçun Baştürk, Selin Baycan, Gülce Duru, Anıl Eraslan, Zeynep Kaya, Esra Kayıkçı, Ceyda Özbaşarel, Saadet Türköz, Nihal Saruhanlı, Şirin Soysal, Özün Usta, Başak Yavuz albüme destek veren müzisyenler arasında.

 

Yeni bir yıl tüm dünyada yangınlarla, depremlerle, virüslerle ve türlü türlü felaketlerle başladı. Ama yine de hayat devam ettiği sürece bunların yaşanmamasını dileyecek ve elbette müziğe sığınacağız tüm bunları atlatmaya, yaralarımızı sarmaya çalışırken. Bir daha umarım yaşanmaz ve dünya ve yılın devamı daha yaşanır olmaya devam eder. 

Şubat’ta da birlikte olmaya ve yeni albümleri, şarkıları, konserleri, müzik adına her gelişmeyi sizler için takip etmeye, sizlere ulaştırmaya çalışacağım. Çokça sevgiyle, aşkla kalınız.

 

Yeni bir yıl ve yeni bir ay müzik dünyamıza neler sundu, neler dinledik, izledik, neleri sevdik ya da neleri üzüldük, Müzik Ekspres olarak neredeydik, kimleri konuk ettik, neler paylaştık ve buradan yola çıkarak her şeyi konuşalım istiyoruz; hepsi bu yazıda olacak.    90’ların Yıldızları Yeniden Sahnede Yeni bir yılın ilk şarkısı / klibi Soner Arıca’dan geldi. “Bambaşka” ismini verdiği hareketli şarkısı ile yıla koşar adım merhaba diyen Arıca belki doğru bir zaman seçmedi çünkü herkes bir şekilde koca bir yılın yükünü üstünden atmayı planlıyordu ya da yeni planlar yapmaya hazırlanıyordu ve doğrusu o telaş içinde çok fazla hakkını alamadı. Önümüzdeki…

Genel Bakış

Kullanıcı Oylaması: 4.85 ( 1 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*