EDİTÖRDEN
Anasayfa / SÖYLEŞİLER / Zeynep Halvaşi

Zeynep Halvaşi

Bir yıl son günlerine doğru adım atarken müzik dünyasındaki hareketlilik sürüyor. Geçen ay yayınladığı albümü ilk albümü ile dikkatleri üzerine çekiyor Zeynep Halvaşi. Kendisi uzun zamandır müzik dünyasının içinde olan ve halen de İstanbul Devlet ve Opera Balesi’nide görevine de devam ediyor.

Fazıl Say ve Zülfü Livaneli gibi önemli müzisyenlerin de projelerinde yer alan ayrıca yine çalıştığı kurumla birçok sahnede birçok dinleyici ile buluşan Halvaşi aldığı eğitimin yanında türkülerle olan sevdasını da harmanlayınca kuşkusuz ortaya çıkan lezzet bambaşka oluyor. Aslında bir yerde bu albüm kuşkusuz uzun bir sürecin birikimi ama bir yerde de tam doğru zamanı belki de.  

Ada Müzik etiketi ile tüm dijital platformlarda yayınlanan aynı zamanda CD olarak da raflarda yerini alan “Hazan Kadını” kuşkusuz yılın en iyi albümlerinden. Elbette ki bu değerli albümü ve müzisyeni sadece bir haber şeklinde sunmak istemedim ve sayfalarımızda konuk etmeyi diledim, ne mutlu ki kendisi de vakit ayırdı ve şimdi sizlerle paylaşmaktayım. 

Bu albümün bize ulaşmasına vesile olan Ada Müzik’e, emek veren tüm müzisyenlere ve sevgili Zeynep Halvaşi’ye çok teşekkür ederim. Birbirinden farklı birçok renkte, tarzda müziklerler ve albümlerle karşı karşıyayız ama çok azı samimi, çok azı gerçek ve çok azı genel bir hassasiyet içinde, dilerim en yakın zamanda kendisi ile yeniden görüşeceğiz, konserlerini de heyecanla bekleyeceğiz.

Kadri Karahan

 

Hazan Kadını” ilk albümünüz ama müzik dünyasını yakından takip edenler biliyorlar ki uzun zamandır sahnelerdesiniz, müziğin başarılı bir sesisiniz. Hepsini konuşalım istiyorum ama öncelikle müzik yolculuğunuzun en başına dönelim. Daha o ilk tanışmanıza, ilk buluşmanıza; nasıl hayatınıza dahil oldu müzik ve sonra sizi nasıl bırakmadı? 

Kendimi bildim bileli şarkılar mırıldanıyordum, söylüyordum. Annemin ifadesiyle konuşmaya başlamadan şarkıları mırıldanıyormuşum. Sonrasında bu hal benim en net tanımlayan özelliğim oldu. Kendimi en iyi hissettiğim anlar hep müzikle doluydu. Ailemin farkındalığı, hocalarımın da önerisiyle eğitim hayatım başladı. Güzel Sanatlar Lisesi Keman Bölümü’ nden mezun olduktan sonra , Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Opera Şan Bölümü’ ne devam ettim ve üniversite 3. sınfta Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde Koro Sanatçısı olarak çalışmaya başladım. Bilinçli tercihlerle ve büyük bir aşkla müzik tüm hayatımı kapladı. Halen İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde meslek hayatıma devam ediyorum.

2000’li yılların başında Ankara Devlet opera ve Balesi korosunda göreve başladınız ve halen de İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde göreviniz devam ediyor. Bu süreç içerisinde birçok önemli sahnede, projede yer aldınız ve kariyeriniz içinde kuşkusuz çok büyük bir yerde. Sizin için nasıl bir heyecan oldu bu sahneler, bir müzisyen olarak nasıl bir deneyim, nasıl bir iz bıraktı üstünüzde?

Belirttiğiniz gibi opera hayatımın, mesleğimin dışında pek çok projede yer aldım ve hepsi birbirinden kıymetli ve özeldi benim için. Şarkıcılık duruşumu, yolumu, sınırımı belirleyen çalışmalardı. Mesleğimle ilgili farklı neler yapabilirimi bana öğretti, bakış açımı değiştirdi. Hayal kurmamı, hayallerime emin adımlarla yürümemi sağladı.

 

Tüm bu çalışmalar devam ederken iki önemli müzisyenle de yolunuz kesişti ki Fazıl Say ile “Sait Faik” ve sonrası “Nazım Oratoryosu” projesinde, Zülfü Livaneli ile de “Sevdalım Hayat” projesinde bir araya geldiniz ve birçok konserler verdiniz. Bir şekilde kendileri ile çalışma şansı bulmak ve sahne almak belki birçok müzisyenin dileğiydi peki ya sizin için nasıl bir deneyimdi, neler kattı hayatınıza?

Hayran olduğum , mesleğimin üstatlarıyla aynı sahnede olmak anlatılamayan, yaşanan bir duygu sanırım. Fazıl Say ile “Sait Faik” projesinde buluştuğumda mesleğimin önemli bir sınavında olduğumun farkındaydım. Büyük bir heyecan vardı, eserinin dünya prömiyerine hazırlanıyorduk ve birbirinden kıymetli sanatçılarla birlikteydim. Müthiş bir deneyimdi benim için, şarkıcılık adına, oyunculuk adına çok şey öğrendiğim bir prova süreciydi. Ve sonrasında Nazım Oratoryosu’nda Fazıl Bey ile birlikte ve muhteşem bir ekiple eserin korosunu oluşturma ve yine korosunda söyleme şansını yakaladım. Rüya gibiydi diyebilirim.

Ve sonrasında”Sevdalım Hayat” konserleri. Çocukluğumdan beri ezbere söylediğim şarkıları , bestecisiyle aynı sahnede söylemek, mühiş bir orkestra ile , müthiş şan ve enstrüman solistlerle birlikte paylaşmak hayallerin gerçek olmasıydı. Zülfü Livaneli ‘nin büyük bir hayranıydım, tanıdıkça, konserleri yaşadıkça hayranlığım, sevgim, saygım katlandı. Büyük bir müzik ve edebiyat öğretisinin içindeydim aslında.

Bu kadar önemli, saygın, üstad isimlerle aynı sahnede olmak öğrenciliğimin hiç bitmediğini, bitmeyeceğini hissettiriyor ve bu duygu çok kıymetli. Öğreneceğim çok şey var.

 

Klasik batı müziği eğitiminizin yanında türkülere olan ilginiz de yalnız kalmadı ve Bujör Hoinic de hayatınıza yer tutan önemli isimlerden biri oldu. Kendisi yönetiminde gerçekleştirdiğiniz sahnelerde Ege’den Karadeniz’e ve ülkemizin birçok bölgesine, ustasına senfonik dokunuşlar kattınız ki bu çalışmalar için bu ilk albümün bir özeti de oldu diyebilir miyiz? Biraz da kendisi ile tanışıklığınızı dinlemek ve o konserlere yeniden gidelim istiyorum.

Maestro Bujor Hoinic benim hayatımın ve meslek yaşamımın en önemli kilometre taşlarından biridir. Üniversite eğitimim döneminde başlayan tanışıklık, öğretmen / öğrenci ilişkimiz, sonrasında benim sanat yolumun taşlarını döşeyen , ne söylemek istediğimi, ne yapmak istediğimi gösteren, yüzleştiren bir dostluğa, meslektaşlığa ve aile ilişkisine dönüştü. Benim şarkıcılığımı, duygumu , sesimi, kişiliğimi, fikrimi çok iyi anlayan, bilen, ruhumu okuyan bir tavrı vardır Maestro Bujor’un. Bu da birlikte yaptığımız bütün çalışmalara en güzel şekliyle yansıdı. Pek çok konser , temsil yaptık birlikte ve her biri birbirinden değerliydi. Benim sanat yolumu Maestro Bujor Hoinic çizdi diyebilirim ve minnetimin, bendeki emeğinin tarifi yok.

 

Bir söyleşinizde okudum ve demişsiniz ki; meslek disiplini çok önemlidir benim için, bu ahlaka çok inanırım. Hata en minimal düzeyde olmalı, oluyorsa benden dolayı olmamalı. Kendime koyduğum sert kurallarım var. Bu disiplin olmadığı zaman savrulmanız çok mümkün ve ekmemişsiniz, başarı samimiyetten geçiyor. Yani aslında bir yerde acele etmeden bir yerde de inandığınız yolda yürümeyi tercih etmişsiniz. Tüm bu düşünceleriniz bugüne baktığımızda da yerini koruyor öyle değil mi, bir yerde müzisyenlik tanımınız da bu tam olarak?

Sanırım kalıcı bir şey yapmanın, iz bırakmanın yolu bu. Bunu söylerken bunları yapabildim anlamında söylemiyorum. Yolum uzun, öğrenecek , yapacak çok şey var. Ama hedefim her zaman bu oldu, ne yaparsam yapayım prensiplerime, yaşamdaki duruşuma, taşıdığım isme, mesleğime yakışanı yapmak. Kaliteden, disiplinden ödün vermemek. Bazen bir şarkıyı nasıl yorumladığınız değil, hangi şarkıyı yorumladığınız da önemlidir. Ben bu doğrular üzerine bir yol çizdim ve sabırla, doğru adımlarla yürümeye çalışıyorum.

 

Albümünüzü dinlemeye başladığımızda iki şey fark ediyorum. Öncelikle tüm bu konuştuğumuz her şeyin özeti burada ve bir diğer şey de tamamen kalıcı bir iz bırakmak ve bunu dinleyiciye sunarken tamamen soluğu hissettirmek yani bu albümde siz sahnedesiniz aslında, biz de sizi orada dinlemeye devam ediyoruz. Oğuzhan Balcı ile yolunuz nasıl kesişti peki, bu albüm süreci nasıl başladı, repertuar nasıl seçildi, nasıl doğdu “Hazan Kadını”?

“Hazan Kadını” tüm yılların, yolların birleşimi gibi aslında. Maestro Oğuzhan Balcı ile mesleki ortamda kişisel ve sanatsal tanışıklığımız vardı. Sonrasında benim teklifimle oluşan bir sanatsal yola girdik. Çok iyi, çok sağlam bir dostluk kurduk ve “Hazan Kadını”nı yarattık. Maestro Oğuzhan Balcı’nın bu çalışmanın her noktasında çok büyük emeği var. Besteleri, söz yazarlığı, müzik direktörlüğü , keman performansı, düzenlemeleri…. her alanında. Şarkıcılık alanımı, sınırlarımı albüm repertuvarıyla genişletti, yorumculuğuma çok şey kattı. Farklı tarzlarda farklı şarkıcılık tavrı geliştirmemi sağladı. Çok titiz çalıştı, ne kadar teşekkür etsem az kalır.

Albümü dinlerken yine şunu fark ettim ki yıllar da geçse bazı şarkılar, türküler eskimeyecek, siz bu albümü sadece bugün dinleyelim ya da albümüm çıktı demek yerine bir iz olalım ve saklanalım diye de düşündünüz sanki. Peki ilk tepkiler nasıl oldu albüme, sizin için belki de hep söylenen, istenen bir şeydi bu, nasıl karşılandı dinleyicileriniz, dostlarınız üzerinde, nasıl dönüşler aldınız?

Albüm çok yeni ama konserlerden , temsillerden aşina oldukları bir ses albüme dönüşmüş oldu. Yorumlar, gelen tepkiler şu ana kadar çok olumlu. Repertuvar, besteler, sözler, yorum, düzenlemeler, orkestra sanatçısı arkadaşlarımın performansları, kayıt kalitesi… Bir bütün olarak çok güzel cümleler kuruldu.

 

Bir albümün çıkması ile önce klip beklenir genelde ki “Ben Hazan Kadınıyım” klip olarak da ulaştı bizlere, daha sonrası sırada başka klipler de olacak mı diye merak ederiz. Ardından da bu albümü sahnelerde dinleyebilecek miyiz, bu anlamda çalışmalar var mı diye sormak isteriz, önümüzdeki günlerde nerelerde karşılaşacağız özetle, sadece albümle ilgili de değil, başka projelerde var mı dinleyicinizi bekleyen?

İkinci bir klip ile ilgili olarak şarkıların, albümün demlenmesi, daha çok dinleyiciye ulaşmasını beklemek gerek diye düşünüyorum. Bu noktada dinleyicinin de hangi şarkıyı daha çok dinleyeceği veya öne çıkaracağı önemli. Henüz netleşmiş bir konser tarihimiz yok ancak planlama dahilinde. Umarım en kısa sürede yeni projeleri, konserleri paylaşacağım.

 

Bir yılın son günlerindeyiz; sizin için nasıl bir yıl oldu; kısmen pandemi kısmen hayata kaldığımız yerden devam etme süreci derken yeni bir yıla yol alıyoruz. Yeni bir yılda neler olsun, hem sizi hem de bizi neler beklesin?

Pandemi hayatın her alanını etkiledi, bizler de çok uzun süre sahnelerden uzak kaldık. Şimdilerde sahneler, performanslar, temsiller başka bir heyecan bizler için. Seyircimize kavuşmak büyük bir mutluluk. Ancak mevcut koşullar büyük planları, öngörüleri engelliyor. Hayaller, projeler baki ancak süreç sürprizlerle ilerleyecek sanırım.

 

ve söyleşimizin sonunda kısa sorularım olacak ama hemen öncesi demeliyim ki benim için sizi tanımak ve albümünüzle buluşmak çok keyifliydi, dilerim yeniden yolumuz kesişir, yeni yeni nice söyleşilerde bir arada oluruz.
Genel olarak müzikteki akışı takip edebiliyor musunuz, mesela bu yıl içerisinde size göre en güzel çalışmalardan (ki albüm olabilir, single, konser, proje) biri ne oldu?

Olabildiğince takip etmeye çalışıyorum tabi ki, emekle, titizlikle üretilen her çalışmaya saygım, sevgim var. Amadeus projesi en beğendiğim diyebilirim.

Müziğinizin ya da çizginizin dışında müziğin diğer renkleri ile aranız nasıl, şu tarz müzikler de ilgi alanım ya da keyifle takip ederim dedikleriniz nelerdir?

Müzikte çoksesliliği, senfonik tınıları çok seviyorum , özellikle büyük projelerde, büyük eserlerde. Kendi kendimle kaldığım anlarda ise olabildiğince sade, dingin tarzları tercih ediyorum. Stacey Kent benim çok keyif aldığım, dinlerken ruhumu rahatlatan bir şarkıcı, bir tarz. Türkülere ise bambaşka bir ilgim , aşkım var. Çünkü çok gerçek, çok bize ait. Ayfer Vardar çok sade ve çok zengin bir yorum bence.

Hayatınızda çok özel bir yer eden bir albüm var mı ya da bugün bile keyifle dinlediğiniz, hiç vazgeçmediğiniz, başucunuz?

Zülfü Livaneli’nin “Ada” albümü, Fazıl Say &Serenad Bağcan’ın “İlk Şarkılar” albümü ve “Metin Altıok Şarkıları” albümü vazgeçilmezlerim.

Her konuğuma sorduğum soru ile devam edelim ki hayatımıza eşlik edenler onlar, plaklar, kasetler, CD’ler (ki ne mutlu albümünüz CD olarak da yayında) şimdi de dijital dünya, sizin seçiminiz en çok hangisi, hangisi ile daha mutluydunuz / mutlusunuz?

Teknoloji hayatın pek çok alanını kolaylaştırıyor. Büyük bir iletişim ve ulaşım kanalı, bu inkar edilemez bir gerçek. Ama CD, Plak, bunların yeri çok başka… Farklı bir aidiyet duygusu. Sanırım ben biraz daha eski zamanların kadınıyım.

Hayatınızın müzik dışında renkleri nelerdir, neler vazgeçilmeziniz, günlerinizin anlamıdır, hayatta olmazsa olmazınızdır?

Ailem, dostlarım ve kitaplarım. Anı biriktirmek; sağlıkla, keyifle anı biriktirmek , paylaşmak, yoldaş olmak benim için olmazsa olmaz.

ve son olarak tam da bugünün, şu anki ruh halinizin şarkısını öğrenelim istiyorum ki söyleşimizin sonunda onunla vede edelim okurlarımıza, hangisi olurdu bu şarkı?

“En Güzel Günümdeyim” derdim… Ayakta duran tüm hüzünlerimize rağmen…

 

Bir yıl son günlerine doğru adım atarken müzik dünyasındaki hareketlilik sürüyor. Geçen ay yayınladığı albümü ilk albümü ile dikkatleri üzerine çekiyor Zeynep Halvaşi. Kendisi uzun zamandır müzik dünyasının içinde olan ve halen de İstanbul Devlet ve Opera Balesi’nide görevine de devam ediyor. Fazıl Say ve Zülfü Livaneli gibi önemli müzisyenlerin de projelerinde yer alan ayrıca yine çalıştığı kurumla birçok sahnede birçok dinleyici ile buluşan Halvaşi aldığı eğitimin yanında türkülerle olan sevdasını da harmanlayınca kuşkusuz ortaya çıkan lezzet bambaşka oluyor. Aslında bir yerde bu albüm kuşkusuz uzun bir sürecin birikimi ama bir yerde de tam doğru zamanı belki de.   Ada Müzik…

Genel Bakış

0

Kullanıcı Oylaması: 4.9 ( 2 oy)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*