“Haftanın Söyleşisi” yeni sezonda yeniden sizlerle. Bu haftaki konuğum ile yolumuz çok önceden kesişmiş olsa da söyleşimiz yeni hayata geçti. Ama bu vesile bu süreçte bu sene içinde yayınladığı yeni albümü “Uyan”ı ve geçtiğimiz hafta içinde yayınladığı yeni şarkısı “Saat Şaşar mı?” bizlerle birlikte oldu. Ve çok yakın zaman içinde de yeni şarkısı ile buluşacağız.
Rap müziğin ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden Kezzo. 15 yaşında başlayan müzik yolculuğunda bugüne kadar hep kendinden emin adımlarla yol aldı ve ülkenin en önemli müzik yapımları ile kaliteli işlere imza attı. Beraberinde birçok önemli isimle yan yana geldi ki ama albüm üzerinde ama sahnede tanıklık ettiğimiz güzel birlikteliklerdi bunlar.
Yaklaşık bir ay kadar önce de ilk defa yan yana gelip uzun uzun hayatı ve müziği konuştuk. Görebildiğim kadarı ile sadece müziğini yapmak istiyor Kezzo ve kimse ile de yarışmıyor, yaşadıklarından ya da yaşananlardan ilhamla kaleme aldığı sözleri titizlikle notalara döküyor ve müziğin içinde her şeyden önemlisi kendisini mutlu hissediyor. Bu arada müziğin her renginden beslendiğini ve birçok kişiye de ilham verdiğini hissedebiliyorum ki sizlerde söyleşimizi okuduktan sonra ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Evet günümüz müzik dünyamızda rap her zaman kendi içinde popüler bir yerde ama acaba kaç kişi ya da kaç çalışma bize gerçek ve samimi hakkını verebiliyor. Dinlemeyi doğru isimlerde dinlediğimde rap benim için inanılmaz bir şölen, müthiş bir senfoni. Kezzo, tanıdığım süreçten beri dinlemeyi sevdiğim ve konuk etmek istediğim bir ses, daha çok kulak verilesi, daha çok alkışlanası, daha çok buluşulası da. Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederim kendisine ve sevgili dostum Arzu Altınçiçek’e. Ve evet sevenlerine müjde; az önce de söyledim, bizi yeni şarkısı ile çok bekletmeyecek. Buyrun söyleşimize.
Kadri Karahan

Yazın ilk günlerinde son albümün “Uyan”ı dinledik ve etkisi hala üzerimizdeyken yeni bir mevsim yeni bir şarkı “Saat Şaşar mı? ile yeniden seninle buluştuk. Hepsini konuşmadan önce ilk söyleşimiz ve klasik olarak en başa dönmeyi istiyorum. Mesleğin olan bilgisayar mühendisliğini bırakıp bir anda müziğe geçtiğin bir yol var. Peki bu geçiş nasıl oldu, öncesi, o süreci, devamı, bugün nasıl anımsıyorsun?
Selamlar, şöyle anımsıyorum; asla keskin bir geçiş olmadı, gerek üniversite yaşantımda gerek üniversite sonrası iş hayatına başladığımda müzikle her zaman abi kardeş gibiydik. Her zaman hayatımdaydı, ülkemizin rehberlik sistemi yada aile fertlerimin gözlemsizliğimi diyeyim ne diyeyim bilemiyorum lakin şimdiki aklım olsaydı zaten bilgisayar mühendisliği yerine müzik ile alakalı bir eğitim almayı çok isterdim.
Söylediğim gibi hali hazırda öğrenci evimde, üniversite sonrası kiraladığım dükkanlarda hep bir stüdyom vardı bende her şeyin sonrası o stüdyoya çıkıyordu ; iş sonrası, aşk sonrası, yemek sonrası vs :) geçiş planım zaten vardı ama şartların olgunlaşmasını bekledik profesyonel olarak sözleşmeler , kazançlar hayatımıza girdikten sonra ( müzik tarafından ) geçiş çok zor olmadı mental olarak, lakin öncesi çok sancılıydı çoğu rapçinin yaşadığı gibiydi diyebilirim.
Öncesi çalışmaların kuşkusuz oldu ama dijital dünyada ilk single olarak 2014 yılını görüyorum. Hemen devamında da “Yüzde Yüz Sokak”ı görüyoruz. Eypio, Tepki, Aspova ve daha birçok konuk isimle birlikteliğiniz var şarkılarda ki bir yandan yakın gibi görünse de bir yandan da üzerinden on sene geçmiş. Bugünden önce o süreci aslında merak ediyorum, en çok heyecanını, bugün baktığında nasıl anımsıyorsun ilk yolculuğunu; mesela rap müzisyenleri arasında nasıl bir bağ var, nasıl bir araya geliniyor, nasıl birlikte adımlar atılıyor?
Analogtan dijitale geçişi yaşayan nesil olarak şunu söyleyebilirim aslında bir heyecan değil de şaşkınlıktı; CD vs poster satmaya çalışan rapçilerdik :) Birden dijitalden bazı gelirlerin oluşabileceğini öğrendik ve o geçişi yaşadık hep beraber. Bizler işportacı gibi 3 – 5 rap müzik sanatçısı toplanıp albüm çıkaranlar olarak imza günleri ve konserlerde içeriklerimizi dinleyicimize satışa çıkartıyorduk :) o yüzden hepimiz iş arkadaşı gibiyiz zaten her şeyden önce.
Rap sert bir genre o yüzden herkes herkesle çok iyi ilişkilere sahip değil, diğer müzik türleri gibi genellikle aşkı konu edinmediğinden şarkı sözlerinde; ideolojiler çarpışabiliyor bazen :) O yüzden aslında çoğu rapçi birbiriyle anlaşamaz, lakin ben duygusal olarak yakın hissettiğim aynı pencereden bakabildiğim rap müzik sanatçılarıyla ilişkilerimi doğal olarak güçlü tutabiliyorum, herkesi tanırım; herkeste beni tanır lakin oturup görüştüğümüz bir elin parmağını geçmez, ülkeye rapiin halen doğru lanse edilebildiğini düşünmüyorum ve patlayan poplaşan şey asla rap değil . yada ben öyle adlandırmıyorum . saygılar .
Yine süreç içerisinde şarkılar, albümler evet güzel, bir çoğu da klipleniyor; sahneler de başlıyor bir yandan ve geldiğimiz nokta dolu dolu. Bu noktada senin de hayatında kuşkusuz değişiklikler oluyor. Ülkemizde de hep bir kaos hali ki müzik dünyasına ayrıca değineceğiz. Müziğin ilhamı en çok nereden alıyor, mesela bir şarkın nasıl doğuyor ve kendi içinde nasıl tamamlanıyor, son nokta ne zaman konuluyor ve bitince neler yaşanıyor dünyanda.
Müziğim ilhamını gündemden , yaşadıklarımdan , başka insanların yaşayıp benim kulak misafiri olduğum olaylardan alıyor ancak bu hemen bir reaksiyon vermiyor mesela bir olay yaşıyoruz ve ben 3-4 ay sonra belki bu olayla alakalı bir cümle yazarken buluyorum kendimi , tabiki müziğimin marş motoru beatler , harmonilerin verdiği hisler ve düşünceler. Üllkemizde ilham konusunda pek sıkıntı çekebilecek bir müzisyen olduğunu düşünmüyorum :)
Bu sene içinde yayınlanan “Uyan” albümün de üzerine ayrı konuşmayı hak ediyor. Yine albümde birçok önemli isimle ortaklıklar var ki müziğin rap yanında bu işbirlikleri bana çok samimi geliyor. Birbirlerinizin albümlerine ya da şarkılarınıza verdiğiniz bu destek çok anlamlı. Burada beni bu zamanda en çok şu düşündürüyor. Biliyoruz ki herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı zamanlar ama burada tüm kibir, ego ya da rekabet ya da hırs geride kalıyor, koşulsuz ve içten bir koşu; bunun özel bir sırrı var mı?
Sizin de söylediğiniz gibi samimiyet tek sırrı , karşılıklı güven beraber yaşanmışlıklar ve bir çıkar gözetmemek aslında çok basit.
Günümüz müzik dünyasında rap müziğin popülerliği bir gerçek ki birçok popüler isim düetlerle kapınızı çalıyor, sahnelerinde sizlere yer veriyor. Senin de Buray ile olan bir düetin var ki “Haykırasım Var”. Bu buluşma nasıl gerçekleşti mesela; popüler müziğin, müzisyenin rap ile ya da rap müziğin diğer müziklerle, müzisyenlerle buluşması seni ne kadar heyecanlandırıyor, dünyada da olan bir şey bu, genel olarak baktığımızda çok iyi örnekleri olduğu gibi tamamen zorlama işlerle de karşılaşıyorum, sen neler düşünüyorsun?
Popüler olsun olmasın iyi bir müzisyenle bir şeyler yapacak olmak beni her zaman heyecanlandırmıştır. Aynı frekansta olabildiğim kişilerle çıkartamayacağımız sound yok. Buray ile olan buluşmamız şöyle oldu; Ankara’da bir konserdeydim, o zamanki şirketim Sony Music’ten bir telefon geldi ve Buray’ın “Kehanet” albümünde bir şarkıda benimle çalışmak istediğini söylediler, kendisini zaten radyo, TV gibi platformlarda sıkça görüyordum lâkin çok tanımıyordum. Biraz araştırma yaptım ve gerçekten içten bir müzisyen olduğunu anladım ve buluştuk. Onun evinde şarkının temelleri zaten atılmıştı ben de kendi partımı yazdım ve beraber aranje ettik, güzel bir iş oldu sonrasında. Bir kaç konserde canlı seslendirdik insanlar da beğendi, devamında Buray’ın menajeriyle olan bir anlaşmazlığımızdan ötürü yollarımız ayrıldı ama ben kendisini severim, müziğine saygı duyuyorum; onunla iş yapmak güzeldi.
“Uyan” henüz çok yeniydi ama yeni bir şarkı ile arayı açmadın. “Saat Şaşar mı?” çok yeni bizlerle ve öncesi uzun uzun konuşmuştuk, dinleme ve klibini de izleme şansını buldum. Buradan dinleyicilerine de devamında neler olacağını söylemeni istiyorum, biliyorum ki üretkensin ve arayı açmayacaksın, önümüzdeki günlerde neler olacak, sen adına onları neler bekleyecek.
Önümüzdeki günlerde başka bir klip ile tekrar dinleyicilerle olacağız, her ay bir iş çıkarmayı planlıyoruz ve bunun için database’imiz full :)
ve konserler… bugüne kadar birçok önemli mekanda sahne aldın ve çok keyifli anlar yaşandı, izledim tanığı oldum. Yakın bir zaman içinde yeniden sahneler de bizlerle buluşacağını biliyorum. Öncelikle konserler senin için nasıl bir yolculuk, sen ve seyircin nasıl mutlu orada, kendilerini bu kadar uzun bir diskografi içinde mesela yakın zamandaki konserde nasıl bir sahne bekleyecek?
En son albümden sonra bir konser yaptık, çok özledim sahneyi bir kaç ay oldu yeni şarkıları playlistimize eklediğimiz full canlı performans (no playback) konserler bekliyor diyebilirim :)
Bir şekilde eminim kapını birçok kişi çalıyor ve seninle şarkılarını paylaşmak istiyor. Bu sürece ne kadar vakit ayırabiliyorsun, yetişebiliyor musun ya da? Güzel bir şarkı ya da iyi bir ses demenin kriteri ne oluyor o anda? Çünkü hep bu işin mutfağındasın ve bundan sonrası için neler söylemek istiyorsun seninle tanışmak, müziğini dinletmek isteyenlere?
Öncelikle bir şeyler anlatma derdi olan liriklere sahip olmaları gerekiyor yani dinlediklerim bana bir şey düşündürmüyorsa bir kez daha dinlemiyorum açıkçası. Tabi ki flow matematiği yani prozodinin akışkanlığı da çok önem arz ediyor. Müzisyenin özgün olması birine benzemeye çalışmaması gerek .
Günümüz müzik dünyasına bir kere daha dalış yapalım; çok hızlı, çok hareketli, üretim fazla, tüketim de eş değer yani bir şarkıyı, bir albümü henüz daha dinleyemeden, yaşayamadan devamı enteresanlığı. Sen yetişebiliyor musun akışa, mesela müzik yolculuğunun başında sana kimler ilhamdı, kimleri dinledin, günümüz çalışmalarında kimleri başarılı buluyorsun, bu anlamda bir gün bir projede yan yana gelmek istediğin birileri var mı acaba?
Çok fazla isim dinledim teker teker saymaktansa her tarz müziği dinledim dinliyorum diyebilirim; günümüz müzik endüstrisini ruhsuz ve yangından mal kaçıran haydut gibi görüyorum :) yetişemiyorum yetişmeye çalışmıyorum dinleyicinin bu doyumsuzluğuna da anlam veremiyorum, yavaşlamalıyız :)
Son olarak müziği bir yana bırakalım ve biraz kendi dünyanı konuşalım, sesi kapamayalım ama kısalım biraz da olsa, orada nasıl bir dünyan var? Kendinle ya da hayatla ne kadar barışıksın, hayatının diğer renkleri neler, günlerin genellikle nasıl geçer, nelerle mutlusun, nelerden yorgunsun ya da, belki biraz iç dökeriz, belki boşver geçelim de diyebiliriz ????
Ülkemizin yaşadığı son büyük deprem felaketinden sonra hayatımda çok sansasyonel şeyler yaşadım, yaşıyorum; ölümler, doğumlar, hastalıklar, ihanetler, hatalar, doğrular. Tam anlamıyla yorgunum deyip köşeme çekilmek istiyorum :)

Müzik Ekspres Alternatif Ruhun Gıdası

