Okul korolarında / orkestralarında başlayan müzik yolculuğunuz bugün ikinci / yeni albümünüz “Zarf Tümleci” ile devam ediyor ama biz yine o yıllardan bugünlere gelelim ve kısaca o ilk heyecanlarınızı dinleyelim istiyorum. En başından beri müzik hayatınızda hep vardı ve o ilk adımlar nasıl atıldı?
Evet müzik hayatımda hep vardı o yüzden nasıl başladığını bilemiyorum. Ama kendimi hep şarkılar uyduran küçük bir kız olarak hatırlıyorum. Çocukluğumun büyük bir bölümü Almanya’da geçti. Televizyonda pazar sabahları izlediğim klasik müzik konserlerinin başında adını bilmediğim enstrümanların çıkardıkları seslere kulak kabarttığım geliyor bir de aklıma.
Yine birçok kere birçok sahnede sesinizle karşılaşmaya başladı dinleyici ki İlyas Mirsayev, Cem Köksal ve Kürşat Başar’ın albümlerinde de konuk vokal olarak dinledik sizi ilk önce. Derken ilk albüm “İçimde Aşk Var” hayata geçti. İki yıl öncesine dönelim ve o albümle devam edelim mi? Nasıl bir buluşma oldu sizin adınıza, nasıl hayata geçti?
“İçimde “Aşk Var” benim ilk göz ağrım, o albümün bana yaşattığı mutluluk ve heyecan bambaşkaydı.
Albüm yapma fikri her müzisyen gibi benim de aklımdaydı. Nasıl bir şey yapacağım konusunda kararsızlıklarım vardı. Kendi şarkılarımı gün yüzüne çıkarmak dinleyiciyle buluşturmak çok kolay verilecek bir karar değil aslında. Tüm iç dünyanızı açmak, korkularınızı, hayallerinizi, sevinçlerinizi anlattığınız şarkıları paylaşmak biraz cesaret istiyor. Çıplak kalabilmeyi göze alabilmek gerektiriyor
O ilk albümde yer alan ekip yine sizi ikinci albümde bırakmadı, üstelik bu değerli müzisyenlere yine değerli diğer müzisyen dostlarınız da eklendi ve ikinci albümün vakti geldi: Zarf Tümleci. Geçen iki yılda neler birikti, bir ikinci albüme nasıl hazırlanıldı peki?
Şarkı yazmak, yaşadıklarınızı anlatmak çok durdurabildiğim bir şey değil, “İçimde Aşk Var” henüz yayınlanmadan “Zarf Tümleci”nin şarkılarını yazmaya başlamıştım. Şarkılarımın tüketildiğine inandığım için değil anlatacaklarımın paylaşmak istediklerimin devam ettiğimden hazırladık yeni albümü. Bu albümde yine Ercüment Orkut, Cem Tuncer, Yahya Dai, Ediz Hafızoğlu var ve Volkan Hürsever, Cenk Erdoğan, Can Çankaya, Utku Akyol, Barış Doğukan Yazıcı katıldı beraberinde “Zarf Tümleci”ne.
Yine fark ediyorum ki tamamen tesadüf biliyorum ikinci albümde ilgili “iki” detay daha yakalıyorum. İki günde kaydediyorsunuz bu albümü ve kendi şarkılarınız dışında iki de sürpriz parça sunuyorsunuz dinleyicilerinize. Biri İlhan Şeşen’in “Sıcaklardandır” diğeri ise o unutulmaz “Kadifeden Kesesi”. Bu iki şarkı nasıl dahil oluyor peki albüme?
Albüm kayıtlarını çok uzun bir zamana yaymayı tercih etmiyorum. Her şeyin sıcağı sıcağına hatta ilk dokunuşları ile kalması taraftarıyım. Her şarkıyı vokaller de dahil canlı kaydettik ve üzerinde oynamamaya çalıştık. “Sıcaklardandır” repertuarımızda olan ve söylemekten çok keyif aldığım bir İlhan Şeşen bestesidir. “Kadifeden Kesesi” ise türkü söyleme hevesim nedeniyle sevgili Cenk Erdoğan’ın önerisi üzerine seçtiğimiz bir şarkı oldu.
Ben bu anlamda çok şanslıyım ki bu çalışmayı önceden dinleme şansını bulmuştum ve sizinle fikrimi paylaşmıştım. Birçok şarkı hakikaten kalbimi titretti, sözler ve müziklere eklenen vokaliniz beni bu kez ayrı bir etkiledi. Bu albümdeki diğer şarkılara kısaca dokunacak olursak bazı şarkıların ayrıca hikayeleri dolayısı ile kalpte özellikle yer etme sebepleri de var gibi, sizce?
“Zarf Tümleci” bir önceki albüme göre daha karanlık ama son iki yılda da çoğumuzun hayatında çok da iç açıcı şeyler yaşanmadı. Bir sanatçı olarak yaşadığım toplumun içindeki ‘hal’ tabi ki beni de derinden etkiliyor. Şarkılarımda içselleştirerek anlatmaya çalıştım kayıplarımızı, suyun akışı gibi umut ediyorum güzel günlerin geleceğini… Bir zarf tümlecine sığdırmaya çalışıyorum aşkı… Tek bir noktaya bağlayarak yaşamaya çalışıyorum hayatı biraz… Endişelerimi belki de güvensizliğime vermek gerekiyor. Hayal meyal hatırlıyorum çünkü geçmişi, eksik parçalar var… Kuş olup konmak istediğim kalpler var bir de…
Hani başta da dedim ya çok değerli müzisyenlerle çalıştınız, çalışmaya devam ediyorsunuz. Beraberinde çok önemli mekanlarda, festivallerde projelerinizi hayata geçirdiniz hep. Sahne sizin için nasıl bir haz, nasıl bir mutluluk orada olmak; dinleyiciler ile o buluşmaları konuşalım istiyorum, sahne soluğunu/zu yaşayalım, bir kere daha paylaşalım.
Sahne dinleyici ile bütünleşebildiğimiz tek yer. Müziğin birleştirici gücü öyle kıymetli ki… Sahnede hepimiz ‘bir’iz…
Ve lansman konseri de daha önce sahne almadığınız bir mekanda gerçekleşecek…
Evet, lansman konserimiz 02 Haziran’da Moda Sahnesi’nde. İlk gençlik yıllarımda sinema salonu olarak tanıdığım bu güzel mekan artık bir konser ve tiyatro etkinliklerinin yapıldığı bir yer. Çok heyecanlıyım.
İlk albümden üç şarkıya klip çekilmişti, bu albüm için klip çalışmaları yine olacak, adımları atıldı mı peki?
“Zarf Tümleci” albümünün ilk klibini Dağhan İş Heybeliada’da “Kalbim”e çekti. Ben de merakla bekliyorum sonucunu.
TRT Radyo 3 adresinde her Çarşamba “Cazın Kalbi” isimli bir programınız var ve keyifle dinliyoruz. Böylesi bir program fikri peki nasıl doğdu? Daha önce dinlememiş olanlar için bize biraz programınızı, akışını anlatabilir misiniz?
Ocak ayından bu yana TRT İstanbul radyosunda Radyo3 frekansında hazırlayıp sunuyorum. Çok farklı bir deneyim yaşıyorum. Caz müziğine başlamama sebep olan radyoya yıllar sonra program yapmak bambaşka bir duygu. Caz müziğine gönül vermiş dinleyicileri de hiç fikir sahibi olmayan dinleyicileri de mutlu etmeye çalıştığım bir program olarak özetleyebiliriz.
Caz müziği her zaman sevenleri tarafından ayrı bir yerde durdu ama ülkemizde daha önce belki de hiç bu kadar parlak bir zaman yaşamadı. Şimdi daha çok dinleyicisi var, şirketler çok daha sıcak yaklaşırken albümleri yayınlamaya, müzisyenler daha rahat sahne alma şansını buluyor. Peki ne oldu, neler değişti, neler değişiyor?
Bilginin ulaşılabilir oluşu beğenileri de çeşitlendirdi aynı zamanda. Bu da yıllar içerisinde bazı tekelleri yıkmayı başardı. Dünyanın bir ucunda yaşayan bir müzisyen artık sizin de dokunabileceğiniz biri haline geldi. Teknolojinin de maliyetleri düşürmesi bir albümü hazırlamayı ve dinleyici ile buluşturmayı kolaylaştırdı. Satış kaygısının daha geri planda kalması daha yaratıcı ve cesur çalışmaları hayata geçirmeyi sağladı sonuç olarak.
Ben sizi dünden bugüne kadar kimler etkiledi, kimleri dinlediniz özellikle onu da çok merak ediyorum. Belki bir gün özellikle çalışmak istediğiniz bir müzisyen / müzisyenler de vardır, hayatınızdaki müziğin sahiplerini öğrenmek istiyorum kısaca?
Duyduğum, okuduğum, tanıştığım, dokunduğum her şey dinlediklerim kadar önem taşıyor şarkılarımda.
Müzikte sevdiğim ve sevmediğim her şey ilham verebilir bana.
Biliyorum ki bu yolculuk hep aynı duraklara uğramayacak çünkü sizin müzik adına önümüzdeki yıllarda farklı hayalleriniz, projeleriniz de var. Eğer ki sürpriz olsun istemiyorsanız bunları da konuşabilir miyiz? Bir üçüncü, dördüncü, beşinci albümde siz adına neler bekleyebilir bizleri?
Yeni çıkan albümün heyecanını gölgelesin istemem. Ama doğru yerde doğru zamanda olması gerektiği gibi ilerleyeceğini düşünüyorum her şeyin. Bir sonraki albümler de o şekilde gelişecektir.
Ve son olarak ben hayatınızın diğer renklerine de dokunalım istiyorum ve müziğin sustuğu yerde hayatınızın diğer güzellikleri nedir onları sizden dinlemeyi diliyorum. O gün albüm kayıtı, prova, sahne vs. hiçbir şey yok diyelim, neler var, hangi dokunuşlar? Kalan zamanınızı nasıl lezzetlerle değerlendiriyorsunuz?
Doğaya ve denize yakın olmayı çok seviyorum. Her gün bir şiir okumaya çalışıyorum Bir kişiyi de olsa güldürebilmek beni mutlu ediyor. Nefes almaya, farkındalığı yüksek anlar biriktirmeye çalışıyorum bir de.
Şenay Lambaoğlu
Zarf Tümleci / Stüdyo 14
Müzik Ekspres Alternatif Ruhun Gıdası




